1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git

01.04.2008 - Alman basınından özetler

Murat Çelikkafa1 Nisan 2008

AKP'nin kapatılması istemine dair iddianamenin Anayasa Mahkemesi tarafından kabul edilmesi, 01.04.2008 tarihli Alman gazetelerindeki bazı yorumlara da konu olmuş durumda.

Symbolbild deutsche Presse Presseschau
Fotoğraf: picture-alliance/dpa

Almanya'nın saygın ulusal gazetelerinden Süddeutsche Zeitung'da Kai Strittmatter imzayıyla yayımlanan "Yargıçların darbesi" başlıklı yorumda Türkiye'deki laik kesime yönelik sert eleştiriler yapılıyor. Yorum özetle şöyle:

"Eğer iktidar partisi AKP gerçekten de kapatılırsa, bu bir darbeden farksız olur. Sadece bu kez askerlerin görevini yargıçlar üstleniyor, hepsi o! İddianamede, cumhuriyetin laik yapısının değiştirilmeye çalışıldığı savunuluyor. Bu saçmalık ve bahaneden öte birşey değil. Kapatma isteminin gerekçesi, AKP'nin üniversitelerde başörtüsünü serbest bırakma girişimiydi. Şimdi bu İslamcılık mı oluyor? Tabii ki hayır! Avrupa'daki hiçbir üniversitede başörtüsü yasağı yok; hatta sıkı bir laiklik anlayışına sahip Fransa'da bile. Buna ilaveten Türkiye'de kadınların üçte ikisi hâlâ başlarını örtüyor. Hayır, AKP'nin suçu bambaşka: Bu parti popüler ve çok başarılı oldu - buna ülkenin demokratikleştirilmesi de dahil. Ve eski elit zümre şimdi kendini bir kenara itilmiş olarak hissediyor. Bu Cumhuriyet bekçileri, kurulduğundan beri devleti kendi tekellerinde gibi görüyor ve halkı, kadirbilmez ve yönlendirilmesi gereken bir kitle olarak görüyor. Bunlar kendilerini "laik" olarak nitelendirip, Batılı tarzda gece kıyafetleri giyerek klasik müzik konserlerine gidiyorlar. Ama içten içe otoriter olan bu kişiler hiçbir surette liberal değil. Azınlıklara ve dışa karşı da son derce şüpheyle bakıyorlar. Kürtler ve Hristiyanlara daha fazla hak tanınmasını isteyen Avrupa Birliği'ne karşı da güvensizlik sözkonusu... Sürekli 'modern olmaktan' söz ediyorlar, ama bununla aslında 1920'li ve 30'lu yılların - yani Atatürk'ün henüz hayatta olduğu dönemin- modernliğini kastediyorlar. İşte Anayasa Mahkemesi'nin 11 yargıcı da bu zümreye mensup... Nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın, kapatma davası, ülkenin dışa açılmasına, demokratikleşmesine, yurttaşlık haklarının gelişmesine ve Avrupa'ya yakınlaşmasına karşı bir saldırıdır. Avrupa Birliği açısından da asıl açmaz burada yatıyor: AKP karşıtlarının kazanmasına verilecek doğal tepki, AB ile Türkiye arasındaki üyelik müzakerelerinin kesilmesidir. Ancak bu, demokrasi karşıtlarına verilebilecek en güzel hediye olur."

Aynı konuda Frankfurter Neue Presse'de ise şu ifadeler yer alıyor:

"AKP'yi kapattırmaya çalışanlara karşı -İslamcılıkla mücadele etmeleri nedeniyle- Almanya'da sanki hafif bir sempati eğilimi söz konusu. Bu güçlerin arkasında ise Atatürk'ün laik mirasını muhafaza etmeyi kendisine vazife edinen ordu var. Ancak gerçekte bu kişiler, Erdoğan'ın partisince arka plana itilmeyi hazmedilemeyen 'maziden kalma' kişilerden ibarettir. AKP'ye ne kadar güvenilebilir, orası tartışılabilir belki. Ancak kesin olan şu ki, ordu, demokrasinin hâmiliğini yapmamaktadır. Türklüğün alene aşalanmasını suç sayan Türk Ceza Kanunu'nun 301. maddesinin bugün yürürlükte olmasının arkasında da onlar var. Nitekim, son zamanlarda, düşünce özgürlüğüne müdahele amaçlı davaların artmış olması da gözlerden kaçmıyor."

Sonraki bölüme git DW Gündemi

DW Gündemi

Sonraki bölüme git Daha fazla DW içeriği