1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git

04.10.2011- Avrupa basınından özetler

Murat Celikkafa4 Ekim 2011

İtalya'daki Amanda Knox davası, Euro krizi, Suriye ve Mısır'daki gelişmeler bugünkü Avrupa basınından seçtiğimiz yorum konularını oluşturuyor.

Adı "Buz gözlü meleğe" çıkan ve cinayet suçlamasıyla dört yıldır İtalya'da cezaevinde tutulan Amanda Knox dün Temyiz Mahkemesi tarafından suçsuz bulundu. Davanın medyatik bir şova dönüşmesini eleştiren İtalyan La Repubblica gazetesi "Peki, öldürülen genç kadın neden kimsenin umurunda değil?" diye soruyor:

"Amanda Knox ve arkadaşı Raffaele Sollecito'nun iki yıl önce mahkûm edilmesinden buyana medya ve kamuoyu tüm dikkatlerini, hüküm giyen bu çifte yönlendirdi. Cinayet kurbanı Meredith Kercher ise kimsenin umurunda değildi. Büyük bir TV şovuna dönüşen davanın bu yönü, büyük bir karmaşaya ve gerçeklerden uzaklaşılmasına neden oldu. Halkın ilgisini çeken böylesine tüyler ürpertici polisiye olaylarda kurbanların kaderleri pek ilgi görmüyor. Ne de olsa ölü birisini televizyonlardaki talk show programlarına çıkarmak mümkün değil! Meredith bir kez daha yalnızlığa terk edildi. Şimdi onun arkasından gözyaşı döken yakınları ve sevdiklerinin elinden, gerçek katilin biran önce bulunmasını ummaktan başka bir şey gelmiyor."

Yunanistan'ın iflasın eşiğine gelmesinin tüm Euro Bölgesi ülkelerini tehdit etmesini yorumlayan sol-liberal İspanyol gazetesi El Pais şu yorumu yapıyor:

"Euro'nun geleceğinin Yunanistan'daki krizin kesin ve hızlı şekilde çözülmesine bağlı olduğu gerçeği giderek netleşiyor. Tüm Euro Bölgesi'nin yeni bir ekonomi politikasına ihtiyacı var. Krizle mücadelede etkili bir stratejinin özü mali istikrarı güvence altına alan ve bir banka gibi kullanılması gereken mali istikrar fonudur. Avrupa Merkez Bankası geçmişteki hatalarını kabul etmeli ve faizleri düşürmelidir. Euro Bölgesi devletlerin mali bütçelerinin düzenlenmesi konusunda seçici davranmalıdır. Yalnızca ihtiyacı olan ülkeler tasarruf yapmalı. Almanya, Hollanda gibi ülkeler ise tasarruf yerine ekonomiyi canlandırmalı, ekonomik gelişmenin motoru olmalıdır."    

Fransa'nın başkenti Paris'te çıkan Le Monde ise Suriye'deki gelişmeleri mercek altına alıyor:

“Suriye muhalefeti örgütleniyor. Bu daha ilk adım, ama oldukça cesaret verici. Suriye'de iktidar sahipleri mart ayından bu yana muhaliflerin gösterilerini en acımasız yöntemlerle bastırıyor, ancak bu baskıcı yöntemlerin muhaliflerin cesaretlerini kırmaya yetmediği aşikâr; ne ölüm korkusu, ne işkence, ne hapse atılma, ne de kaçırılma, hiç biri muhaliflerin gözünü korkutmuyor. Suriye'de muhalefetin lideri olan bir harekete dönüşmesi şarttı. Ancak bunun Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ndeki tutumu değiştirmeye, özellikle de kalkınmakta olan ülkelerin Suriye'de olup bitenlere karşı tepki göstermesini sağlamaya yetip yetmeyeceği şüpheli. Söz konusu ülkeler susuyor ve hiç de masum olmayan bu tavrı haklı çıkarmak için, ‘başka ülkelerin iç işlerine karışmama' prensibinin arkasına gizleniyorlar.”

Son olarak Viyana merkezli muhafazakâr Avusturya gazetesi Die Presse'nin Mısır'da Mübarek sonrası gelinen süreci irdelediği bir yoruma yer veriyoruz:

"Mısır'ın genç devrimcileri yavaş yavaş işin kolay kısmının 'Firavun' Hüsnü Mübarek'i devirmek olduğunu anlamaya başlamış olmalı. Diktatörün yerini güçlü bir Askerî Konsey aldı. Ve bu Askerî Konsey'in önde gelenleri, kendi zümrelerinin ayrıcalıklarını güvence altına almak istiyor. İnatçı bir hareketin bu Askerî Konsey'den reformları dilim dilim koparıp alması gerekiyor. Mübarek yönetiminde ordu ile İslamcılar birbirinin şiddetli aleyhtarı iken şimdi iki tarafın daha iyi anlaştığı görülüyor.”


© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Murat Çelikkafa

Editör: Başak Özay