1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git

05.06.2008 - Alman basınından özetler

Beklan Kulaksızoğlu, Meltem Karagöz 5 Haziran 2008

Almanya'da dün kabul edilen yeni Federal Emniyet Teşkilatı yasası ve ABD'de Demokratlar arasındaki başkan adaylığı yarışı, bugünkü Alman basınında öne çıkan konular.

Symbolbild deutsche Presseschau Presse
Fotoğraf: picture-alliance/dpa

Almanya'da Federal Emniyet Teşkilatı'na terörle mücadele konusunda geniş haklar tanıyan yasa tasarısının hükümet tarafından onaylanması basında geniş yankı buldu. Süddeutsche Zeitung gazetesinin yorumunda şu satırlar yer alıyor:

“Federal Emniyet Teşkilatı bundan böyle gizli istihbarat kurumu olarak herkes hakkında işlem yapabileceği için yetki alanı da yeni bir nitelik kazanmış oluyor. Güvenlik yasası konusunda kaydedilen aşamalar, devlete olan güvenin güvensizliğe dönüşmesine neden oluyor. Veri güvenliği, vatandaşın güveninin korunması olarak görülebilecekken, devlet ve özel şirketler bunu bir engel olarak görüyor. Bu büyük bir hataydı ve hâlihazırda da büyük bir hatadır. Veri güvenliği gerçekte güven sağlayıcı bir önlemdir. İç güvenlik polise giderek daha fazla gizli yetkilerin verilmesiyle değil, vatandaşların devlete olan güveniyle sağlanır. Bu alanda İçişleri Bakanı Schaeuble’nin yapacağı daha çok şey var.”

Frankfurter Rundschau gazetesi de yeni yasaya eleştirel bakıyor:

“Emniyet teşkilatına tanınan iki yeni yetki oldukça düşündürücü. Birincisi kişisel bilgisayarların internet üzerinden denetimi. Zira bu sayede anayasa güvencesi altındaki “özel yaşamın korunması hükmü” sağlanamamış oluyor. İkinci konuysa, şüphelilerin bulunduğu olası mekanların video kamera aracılığıyla denetlenebilmesi. Bu iki maddede değişiklik yapılması gerekiyor. Çünkü aksi takdirde izlenen kişilerin özel hayatlarına müdahale edilip edilmediğine karar verme yetkisi Federal Emniyet Teşkilatı’nın kendisine bırakılmış oluyor. Buna bağımsız bir organın karar vermesi gerekir. Federal meclisin, videolu izlemelerin hangi durumlarda yapılıp yapılamayacağına dair kesin sınırları tanımlaması şart. Zira bu yetki kolayca suiistimal edilebilir”.

Dresdner Neueste Nachricht gazetesi ise, yeni yasanın şu an için paniğe yol açmaması gerektiği görüşünde. Gazete, tasarının nihayetinde, Anayasa Mahkemesi tarafından frenleneceğini belirtiyor ve hiçbir demokratik hükümetin tüm vatandaşları zanlı olarak görerek siyasi olarak hayatta kalamayacağını vurguluyor.

Mainz'da yayımlanan Allgemeine Zeitung, ABD'nin ırkçılık ve kadın düşmanlığı konusunda düşünülenden daha geride olduğunu, Demokratlar arasındaki adaylık yarışının bu nedenle bu kadar keskin geçtiğini savunuyor ve Demokrat aday adaylarının sadece birbirini değil, partiyi de yıprattığını belirtiyor yorumunda:

"Şu anki manzaraya bakıldığında Obama'nın, Clinton'ı Başkan Yardımcılığı görevine getirmesini düşünmek çok zor. Siyahi bir Başkan'a sahip olmayı gerçekten istiyorlarsa öncelikle Demokratlar'ın, ardından Amerikalıların kendi içlerinde yatışmaları gerekiyor."

Süddeutsche Zeitung'un yorumu ise şöyle:

"Amerika'nın siyahi bir Başkan'a hazır olmadığı iddiası aptalca. Bu tür basite indirgemeler, çok kültürlü bir ülke için geçerli olamaz. Belirleyici olan adayın ten rengi değil, hangi seçmen gruplarını arkasına aldığıdır. Demokratlar'ın ön seçimleri, Obama ve Clinton'ın ülkedeki çoğunluğu harekete geçirebildiklerinin, geniş kesimlere hitap edebildiklerinin kanıtı. Amerika değişim istiyor. Obama ve Clinton bunu başarabilir."

Weiden'da yayımlanan Der Neue Tag gazetesinin yorumunda şu satırları okuyoruz:

"Obama, Clinton'ı Başkan Yardımcılığı'na getirme kararı alsa da bu başarının garantisi değil. Parti içinde ve seçmenler arasında bölünme var. Obama siyah-Amerikalıların gözünde yeterince siyah değil. Beyaz orta sınıf ise siyah bir Başkan düşüncesini benimsemekten hala çok uzak. Obama bir zafer elde etti ama henüz kazanmış değil."

Sonraki bölüme git DW Gündemi

DW Gündemi

Sonraki bölüme git Daha fazla DW içeriği