Avrupa basınından özetler
20 Şubat 2013
Sağ liberal İspanyol gazetesi El Mundo, Nestle gibi büyük gıda zincirlerinin hazır yemek ürünlerinde at etine rastlanmasına değiniyor. Gazetede yer alan yorumda, “Gıda maddeleri zincirinin kontrolü yetersiz” deniliyor:
“Nestle şirketler grubu, az miktarda at eti izine rastlanan hazır yemek ürünlerini İspanya ve diğer ülkelerde piyasadan çekti. Bu skandalda asıl söz konusu olan sağlığın zarara uğratılması değil; zira at eti zararlı bir et türü değil! Burada asıl söz konusu olan, tüketicinin kandırılmasıdır. Sorunun kaynağında, üretici firmaların hazır yemek ürünlerinde kullandığı gıda malzemelerini aracı şirketlerden satın alması yatıyor. İşte bu aracı şirketler de ellerindeki gıda malzemelerini nereden tedarik ettikleri konusunda bilgilendirme yükümlülüğünü yerine getirmiyor. Bu da gıda zincirlerinin denetlenmesini devre dışı bırakıyor.”
Rus gazetesi Nesawissimaja Gaseta yorumunda farklı bir konuya, Ermenistan’da Rusya yanlısı şimdiki Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan’ın ikinci dönem cumhurbaşkanlığı görevine seçilmesine odaklanıyor:
“Seçimin sürpriz sonucu, eski Dışişleri Bakanı ve Miras Partisi Genel Başkanı Raffi Hovhannisyan’ın yüzde 36 civarında yüksek oranda oy toplaması oldu. Bu sonuç, Ermenistan’da yeni bir muhalefet gücünün ortaya çıktığına işaret ediyor. Ve muhalefet lideri, iktidar mekanizmasına ciddi bir biçimde meydan okuyacak güce erişmiş gibi görünüyor. Bu, ülkenin Batı'ya açılmasını sağlayabilecek yeni bir muhalefetin doğuşu anlamına geliyor. Muhtemelen Rusya bundan böyle Ermenistan’ı daha bir yakın takibe alacaktır. Gerçi Hovhannisyan, Amerikan çıkarlarının Güney Kafkaslar’daki öncüsü konumunda olmayacaktır, ancak Hovhannisyan’ın aynı zamanda Amerikan vatandaşlığına sahip olduğu da görmezden gelinemez.”
İtalyan gazetesi La Stampa, 24 - 25 Şubat tarihlerinde İtalya’da yapılacak genel seçimde öne çıkan karizmatik siyasî bir lider olmadığını belirttiği yorumunda şu görüşlere yer veriyor:
“Günümüzün siyasî liderlerini hepimiz çok eleştirel bir biçimde izliyoruz. Obama düş kırıklığı yarattı, Merkel ise Adenauer olmadığını gösterdi. Hollande ile Cameron, Mitterand ile Lady Thatcher’in silik bir kopyası konumundalar. Ve biz de İtalya’da şöyle etrafımıza baktığımızda, politikacılara ilişkin yaşanan hayal kırıklıkları nedeniyle bir nostalji dalgası yaşanıyor. İnsanlar De Gasperi, Moro, La Malfa ya da Berlinguer’i anımsıyor. Devam eden bu yasama dönemi içinde Seçim Yasası'nın reformdan geçirilmesi ve yolsuzluklarla mücadele konusunda yetersiz kalınması, “5 Yıldız” adlı Beppe Grillo öncülüğündeki popülist protesto hareketini güçlendirmiş görünüyor. Bizler herhalde bu trajik durumdan ‘siyasileri' sorumlu tutmaya çalıştık. Onları seçenlerin bizler olduğunu da unutmuş görünüyoruz."
Muhafazakâr İsveç gazetesi Svenska Dagbladet de aynı konuya ilişkin yorumunda, eski başbakanlardan Silvio Berlusconi’nin iktidara dönüşünün muhtemel olduğunu belirterek, bir sol hükümetin Berlusconi’den daha iyi olacağı görüşünü savunuyor:
“Uzun siyasî kariyeri sırasında Silvio Berlusconi sürekli hakkında açılan bir davadan ötekine koşuşturdu ve yasalar, onun durumuna uygun hale getirilerek değiştirildi. Berlusconi hakkında açılan iki dava hala devam ediyor. Onun İtalya’ya siyasî ‘katkısı’ ülkeyi mahvetmek oldu. Şimdi ise Berlusconi beşinci kez başbakan olma gayretinde. Bunlar hem İtalya hem de Avrupa için iyi haberler değil! İtalya için en uygun çözüm, şimdiye kadarki Başbakan Mario Monti’nin desteğinde pragmatik bir sol hükümet olurdu.”
© Deutsche Welle Türkçe
Derleyen Çelik Akpınar
Editör: Hülya Schenk