1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git

30 Mart: Türkiye’nin gündemi seçim mi, gerilim mi ?

16 Mart 2014

30 Mart yerel seçimleri için geri sayımdaki Türkiye; sokak çatışmaları, yasadışı dinlemeler ve siyasette kavganın öne çıktığı bir haftayı daha geride bıraktı. Hilal Köylü'nün notları...

Fotoğraf: Reuters




Sokak çatışmaları başta olmak üzere ülkedeki gerilimden Gülen cemaatini ve muhalefet partilerini sorumlu tutan Erdoğan’ın ‘sert söylemini’ daha ne kadar ileriye taşıyacağı merak konusu…

Başbakan Tayyip Erdoğan’ın “Dershaneleri kapatacağız” çıkışı, Türkiye’de Fethullah Gülen Cemaati ile hükümet arasındaki kavganın su yüzüne çıkmasının temel nedeni olarak biliniyor. Erdoğan’ın bu açıklamasından sonra Türkiye için artık yeni bir dönem başladı. Büyük bir kavgaya işaret eden bu dönemin ilk adımı da 17 Aralık’ta hükümetin kimi bakanlarını da kapsayan geniş çaplı bir yolsuzluk operasyonunun gündeme gelmesi oldu. Bakanlarının yolsuzluğa karıştığı iddialarını reddeden Başbakan Erdoğan, operasyonun arkasında ‘paralel devlet’ olarak nitelendirdiği Gülen Cemaati’nin olduğunu açıkladı. O günden sonra da Gülen Cemaati ile hükümet arasındaki kavga, büyüdükçe büyüdü.

Türkiye neredeyse her gün yeni bir yasadışı dinleme ürünü video ile uyanıyor. Bu videolarda, Başbakan Erdoğan başta olmak üzere hükümet üyelerinin medyaya nasıl baskı kurdukları, yolsuzluklara nasıl karıştıkları ses kayıtlarıyla gösterilmeye çalışılıyor. Bu videoların ‘montaj’ olduğunu söyleyen Erdoğan, devletin her kurumuna sızdığını belirttiği ‘paralel devlet’le mücadelesinden geri adım atmadı ve “İstediğiniz kadar kaset yayınlayın. Elinizde ne varsa ortaya koyun” demekten geri durmadı.

30 Mart’ta yapılacak yerel seçim öncesi Gülen Cemaati ile hükümet arasındaki bu kavga, muhalefetin de ‘temel seçim malzemesi’ oldu. CHP, MHP ve BDP seçim mitinglerinde en çok Erdoğan hükümetini yolsuzlukla itham eden kasetlerden yayılan bilgileri- belgeleri kullanıyor, seçmenlere ‘daha şeffaf bir Türkiye’ vaadinde bulunuyor.

Fotoğraf: DW/S. Sokollu

Hayatını kaybeden gençler

Başbakan Erdoğan’ın, Gülen Cemaati ile yaşadığı gerilimdeki sert söylemini Gezi Parkı eylemleri sırasında başından yaralanan 15 yaşındaki Berkin Elvan’ın ölümünden sonra da sürdürmesi dikkat çekti. Erdoğan’ın, Elvan’la ilgili “Yüzünde poşu, elinde sapan, demir bilye atan çocuk” demesi, sokaklardaki öfkeyi artırdı.

Sokaklar öfkeliydi çünkü Elvan’ın ölümü protesto ediliyordu. Elvan’ın polisin attığı gaz fişeği ile başından yaralandığını hatırlatan protestocular, Türkiye’nin dört bir tarafında polisin biber gazı ve tazyikli suyla müdahalesinin hedefi oldu. Türkiye’nin dört bir yanından gelen sağduyu çağrıları sonuç vermedi, Elvan’ın ölümünün hemen ardından çıkan sokak çatışmalarından birinde 22 yaşındaki Burak Can Karamanoğlu da hayatını yitirdi.

Berkin Elvan’ın ailesine başsağlığı dilemeyen Başbakan Tayyip Erdoğan’ın, Burak Can söz konusu olduğunda tersine davranması tepki çekti. Ancak, tüm muhalefet partileri, sivil toplum kuruluşları toplumun ‘ayrıştığı’ endişesinden yola çıkarak sürekli sağduyu mesajı verdi.

Başbakan Tayyip Erdoğan da ‘sağduyu’ istediğini sık sık dile getirdi ancak Gaziantep mitinginde Berkin Elvan için yaptığı konuşma toplumdaki öfkeyi artırdı. Erdoğan, “Yüzünde poşu, elinde sapanla demir bilye atan çocuğu bakkala ekmek almaya gidiyordu diye kandırıyorlar. Babası da mezarına bilye atıyor neyin mesajını veriyorsun?” diye konuştu.

Başbakan Erdoğan, sonra da sözü Burak Can Karamanoğlu’na getirdi, onun “Hepimiz kardeşiz” diyen babasını övdü. Erdoğan, “Bakın biz başka bir baba da tanıdık. DHKP-C oradan geçerken gecenin karanlığında Burak yavrumuzu orada şehit ediyorlar. Burakcan’ın elinde sapan silah yoktu. Sadece evinin önünde olan o yavruyu orada şehit ediyorlar ve sokakta toplanan kovan sayısı 42. Bunlar o teröristlerle iş tutuyorlar. Burak yavrumuz şehit edenler Kılıçdaroğlu’nun illegal cellâtlarıdır” ifadelerini kullandı.

Fotoğraf: picture-alliance/dpa

Erdoğan: Ayrıştırıcı değiliz

Başbakan Erdoğan’ın söylemini daha da sertleştireceği endişesiyle hareket eden muhalefet partileri topluma sağduyu çağrılarını sık sık yineliyorlar. Öyle ki, CHP lideri CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu Erdoğan’ı ülkeyi kamplaştırmakla suçluyor, vatandaşlara “Size yapılan saldırılara karşılık vermeyin” uyarısı yapıyor. MHP lideri Devlet Bahçeli ile BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş da, “sokakların işkence”ye dönüştüğünden yakınıyor, vatandaşların tahriklere kapılmamasını istiyor.

Başbakan Erdoğan’ın gerilimi artıracak söylemlerden uzak durmasını isteyenlerin adresi sosyal medyanın en popüler sitesi Twitter oldu. Twitter üzerinden yüz binlerce mesajlar atıldı, Başbakan Erdoğan’ın ‘kavgayı körüklememesi’ istendi.

Bu tepkiler üzerine Başbakan Erdoğan’ın seçim mitingi için bulunduğu Kocaeli’nden, vatandaşlara “Bizim siyasetimiz gerilim siyaseti değil. Biz 77 milyonu kucaklıyoruz. Bizim siyasetimiz ayrıştırma siyaseti değil. Biz sizi Allah yarattığı için seviyoruz” mesajı vermesi dikkat çekti. “Sokakların çatışma alanına dönmesine asla izin vermeyiz” diyen Erdoğan, muhalefet partileri ile medyanın çatışmayı körükleyecek söylemden uzaklaşmasını istedi.

© Deutsche Welle Türkçe

Hazırlayan: Hilal Köylü

Editör: A. Günaltay

Sonraki bölüme git Bu konuda daha fazla içerik