301 değişikliği AP’yi tatmin etmedi
2 Mayıs 2008
Türkiye’de Ceza Yasası'nın 301 maddesinde yapılan değişiklik Avrupa'da yorumlanmaya devam ediyor. Avrupa Birliği, değişikliği temelde “olumlu olarak” nitelendirmiş, ancak Ankara’nın fikir özgürlüğünü kısıtlayıcı düzenlemeleri tamamen ortadan kaldırılması gerektiğini hatırlatmıştı. Avrupa Konseyi Genel Sekreteri de 301. maddedeki değişikliğe rağmen Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nde garanti edilen düşünce özgürlüğünün sağlanmadığını söyledi. Genel Sekreter Terry Davis, değiştirilen maddenin uygulamadaki sonucunu dikkatle izleyeceklerini vurguladı. Avrupa Parlamentosu Hristiyan Demokrat Partili milletvekili Elmar Brock'da Alman Birinci Televizyon kanalında yayımlanan söyleşide, Türkiye'de 301. maddeyle ilgili değişikliği ve Türkiye-AB arasında gelinen son noktayı değerlendirdi.
TBMM genel kurulu uzun süren tartışmaların ardından fikir özgürlüğünü kısıtlayan 301. maddede değişiklik yapılmasını öngören teklifi kabul etti. Yapılan değişiklikle düzenlemede yer alan “Türklüğü“ ibaresi “Türk Milleti“, “Cumhuriyeti” ibaresi de “Türkiye Cumhuriyeti Devleti” olarak değiştirildi. Bu değişiklikler doğrultusunda “Türk milletini ve Türkiye Cumhuriyeti devleti kurum ve organlarını aşağılayan“ kişi, 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezasına çarptırılacak. Devletin askeri veya emniyet teşkilatını alenen aşağılayan kişilere de aynı ceza uygulanacak. Eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmayacak.
"Değişiklik tatmin edici değil"
28 yıldır Avrupa Parlamentosu'nda milletvekilliği görevini yürüten ve uzun yıllardır Birliğin genişleme raportörü olarak çalışan Elmar Brock'a göre, 301. maddedeki değişiklik tatmin edici değil. Brock, “Yapılan değişiklikler beni tatmin etmedi. Çünkü yasada yer alan “Türklüğü” ibaresinin “Türk Milleti” olarak değiştirilmesi savcı ve hakimlerin konuyla ilgili tutumlarında büyük değişikliklere yol açmayacaktır. Yasa yine daha önceki gibi, Ermeni soykırımını ya da Kürt sorununu dile getirenlerin mahkeme önüne çıkarılmalarını sağlayacak. Adalet Bakanı'nın davaya onay vermesi gerekliliği, bir frenleme mekanizması olarak algılansa da ceza davalarında siyasete söz hakkı verilmesi kabul edilemez. Bu değişiklik yargının bağımsızlığı için atılmış bir adım sayılamaz.” dedi.
AKP, AB'ye üyelik sürecinde yeni başarılar elde edebilecek mi?
Başbakan Erdoğan'a ülke içi baskılar artıyor. Muhalefet artık hükümetin işlevini yitirdiğini savunuyor. Peki Erdoğan hükümeti AB'ye üyelik sürecinde yeni başarılar elde edebilecek mi? Avrupa Parlamento'su milletvekili Brock'un bu soruya yanıtı şöyle: “Müzakere süreci çok uzun bir dönemi kapsıyor, bu bakımdan görüşmeler devam edecektir. Bazı alanlarla ilgili henüz hiç başlanmamış görüşmeler var. Tam üyelikten bahsedebilmemiz için, Avrupa Parlamento'nda alınması gereken birçok karar ve Dışişleri Bakanları Konseyi'nde henüz hiç görüşülmemiş en az 65 ortak karar gerektiren konu var. Ancak bunlar tamamlandıktan sonra tam üyelik görüşmelerinin hangi doğrultuda ilerlediği ortaya konabilir. Erdoğan'ın müzakereler konusundaki samimiyetine inanıyorum. Ama ülke içinde Kemalistler ve yeni düzen savunucularıyla ilgili iktidar mücadelesi ayrıca İslamcı kesimin baskısıyla müzakereleri ileriye taşıyabileceği konusunda çekincelerim var. Siyasi iradenin bu konuda ne derece güçlü ve yapısının buna müsait olup olmadığını göreceğiz.”
”Tam üyeliğe alternatif yollar benimsenmeli”
AB'nin üyelik sürecinde Ankara'ya yönelttiği talepleri arasında 301. maddenin kaldırılması yer alıyor. Avrupa Parlamentosu milletvekili Hristiyan Demokrat Brock, Türkiye'nin AB'ye tam üyeliğine karşı çıkan parlamenterlerden. Milletvekilline göre, fikir özgürlüğünü kısıtladığı gerekçesiyle eleştirilen ilgili maddenin tamamen kaldırılmamış olması Türkiye'nin tam üyeliğe hazır olmadığının bir göstergesi. Ancak milletvekili Brock Türkiye'nin Avrupa açısından büyük önem taşıdığını da vurgulamadan edemiyor. Elmar Brock, “Türkiye'nin önemini yadsıyamayız. Türkiye bugün, Soğuk Savaş döneminde olduğundan çok daha fazla bir öneme sahip. Bu yüzden müzakereleri yarıda kesmek yerine, görüşmelere devam edip, müzakereler sonucunda Türkiye'ye tam üyelik yerine AB'ye dahil olma konusunda başka alternatif yollar benimsenmelidir. NATO ülkesi Türkiye'nin Batı'ya dahil olması gerekir” ifadesini kullanıyor.
Elmar Brock Türkiye'nin AB'ye bağlanacağı olası tarihi de en erken 2015 olarak veriyor. Avrupa Parlamentosu Hristiyan Demokrat Milletvekili, “Müzakereler başarılı olduğu takdirde bile üyelik 2015'ten önce gerçekleşemez. Mali alanlardaki destek en erken 2013-2014 yıllarında başlayabilir. Bu tarihe kadar uzun bir uygulama sürecinden geçilmesi gerekiyor. Şayet bir tam üyelik söz konusu olursa bu 2016 yada 2017'yi bulabilir. Hatta bu süreçte bir yol ayrımına gelinebilir.” diyor.