1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git

31 Mart gecesi bilgi akışında yine kriz yaşanır mı?

Ece Çelik
29 Mart 2024

Son yıllarda seçim geceleri yaşanan iletişim krizleri, 31 Mart seçimlerinde doğru bilgiye ulaşma konusunda endişe yaratıyor. Peki bu güvensizlik ve kaos neden yaşanıyor?

Türkei | Wahlen 2012 | Auszählung
Fotoğraf: Yves Herman/REUTERS

Yüksek Seçim Kurulu'ndan (YSK) saatlerce gelmeyen veriler, haber kanallarından yansıyan farklı sonuçlar, sosyal medyada dolaşıma sokulan, ama doğruluğu teyit edilemeyen haberler.

Son yıllarda seçim geceleri, pek çok kez siyasi partiler, YSK ve haber ajanslarından kaynaklanan iletişim ve bilgi akışı krizlerine sahne oldu.

Bunun en çarpıcı örneklerinden biri 2019 yılındaki yerel seçimlerde yaşandı.

Anadolu Ajansı'nın 2019 yerel seçimlerinde 23.20'de bilgi akışını 14 saat boyunca durdurdu, bilgi akışının olmadığı saatler içerisinde AKP'nin İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) başkan adayı Binali Yıldırım da seçimleri kazandığını öne sürdü. Seçim gecesi yaşanan karmaşa sonrası İstanbul'da 23 Haziran'da seçimler tekrar edildi ve zafer CHP'nin adayı Ekrem İmamoğlu'nun oldu. 14 Mayıs seçimlerinde de farklı gelen sonuçlar bu kez CHP'nin zafer ilan etmesine yol açtı.

Peki son birkaç seçimdir yaşanan bu bilgi akışı kaosunun sebebi ne? 31 Mart akşamı gazetecileri ve izleyicileri nasıl bir seçim atmosferi bekliyor?

Doç. Dr. Ceren SözeriFotoğraf: Henry Jesionka

"Bilgi akışındaki sıkıntılar güvensizliğe neden oluyor"

Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Ceren Sözeri, öncelikle medyada veri akışında yaşanan sıkıntıların toplumda güvensizliğe sebep olduğunu ve bunun da verilerin nereden geldiğini bilmemekten kaynaklandığını söylüyor.

YSK'nın sayım işlemlerini tamamladıkça tutanakları sisteme geçirdiğini, ancak medyanın bu süreci beklemeye tahammülü olmadığını belirten Sözeri, bu noktada ajansların devreye girdiğini belirtiyor. Anadolu Ajansı'nın (AA) ülkede en yaygın muhabir ağına sahip basın organı olduğunu söyleyen Sözeri, özerk bir yapı olarak kalması gereken AA'nın 2011 yılından güvenilirliğini yitirmeye başladığını ifade ediyor.

"Anadolu Ajansı bir propaganda aracına çevrildi" eleştirisini yönelten Sözeri, bunun hemen fark edilemediğini, çünkü aynı dönemde yaygın muhabir ağına sahip olan Gülen yapılanmasına bağlı Cihan Haber Ajansı (CHA) ve iş insanı Aydın Doğan'ın elinde olan Doğan Haber Ajansı'nın (DHA) da bilgi akışını sağladığına dikkat çekiyor.

Bilginin tek bir kaynaktan gelmesinin en önemli sorun olduğunu vurgulayan Sözeri, CHA'nın kapanması ve DHA'nın el değiştirmesiyle seçim dönemlerinin sadece AA'dan takip edilebileceği bir dönemin başladığını söylüyor. İlk krizin 2018 yılı Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yaşandığını hatırlatan Sözeri, 2019 yılındaki yerel seçimlerde de AA'nın 14 saat boyunca hiç veri girmemesiyle birlikte büyük bir kaosun ortaya çıktığına işaret ediyor.

Anadolu Ajansı Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Serdar Karagöz ise geçtiğimiz günlerde 31 Mart yerel seçimleriyle ilgili yaptığı açıklamada 2 bin 500 kişinin sahada çalışacağına dikkat çekti. Karagöz'ün açıklamasına göre seçim günü sandıklar kapandıktan sonra sayımı tamamlanan sandıklara ait ıslak imzalı tutanakları AA çalışanları, AA serbest habercileri ve araştırma şirketi çalışanları tarafından fotoğraflanacak ve fotoğraflar AA mobil uygulamasına yüklenecek. Karagöz, sandıklardan gelen verilerin Optik Karakter Tanıma (ORC) teknolojisi kullanarak dijitalleştirileceğini ifade etti.

"Bilgi tek elden yayılmamalı"

CHP'nin 2023 genel seçimlerinde tutanaklar ve bilgi akışı için bir sistem kurduğunu ancak bunun çalışmadığını belirten Sözeri, 14 Mayıs'ta bu nedenle muhalif medyanın ANKA ajansının verilerine güvendiğini ama onların da iyi bir sınav veremediğini ifade ediyor. "Gazeteciler iki veriyi karşılaştırarak hareket etmeye çalıştı fakat pek azı bu konuda deneyimli ve bilgiliydi" diyen Sözeri, yorumcuların yetersiz kaldığını, halkta da bunun öfke yarattığını söylüyor. Sözeri, bilginin tek elden yayılması ve buna alternatif oluşturulmamasının güvensizliğin temel kaynağı olduğunu söylüyor:

"Kısa sürede bu güvensizliğe tampon olabilecek tek yol, verileri okuyabilen coğrafyayı tanıyan, önceki seçimleri araştıran, heyecanlanmadan sakince durumu değerlendirebilen ve rekabete kendini kaptırmadan halka doğru bilgi veren bir gazetecilik."

Prof. Dr. Aslı TunçFotoğraf: Privat


"Ekranlardan twitlerin okunduğu bir yayıncılık"

Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Aslı Tunç da seçim gecesini hâlâ geleneksel medyanın hâkim olduğu büyük bir medya olayı olarak tanımlıyor. Tunç, habercilik anlamında seçim akşamında izleyicinin analizden yoksun, yurttaşı karanlıkta bırakan, habercilik pratiğinin olmadığı, ekranlardan twitlerin okunduğu bir yayıncılık anlayışıyla karşı karşıya olduğunu söylüyor.

Türkiye özelinde seçim çıkış anketi yapılamadığı için heyecan dozunun yüksek olduğu, tüm seçim sürecinin kristalize olduğu bir gün olduğunu ifade eden Tunç, şehirli nüfusun hibrit bir şekilde hem sosyal medya hem de geleneksel medyadan doğru bilgiye ulaşmaya çalıştığını anlatıyor. İngiltere ve Hollanda gibi ülkelerde geleneksel medyanın sosyal medyayı kapsayarak yeni medyaya uyum sağlanmaya çalışıldığını ancak Türkiye'de durumun daha farklı geliştiğini belirtiyor:

"Avrupa medyasında X kullanıcılarının soruları siyasetçilere yöneltiliyor, yani haber formatı korunuyor. Ancak Türkiye'de TV programcılarının X'ten haber okuduğu absürt bir yayıncılık anlayışı var."

Yeni medya ile geleneksel medyanın buluşmasında habercilik formatının korunması ve yeni medya alışkanlıklarının doğru entegre edilmesi gerektiğini vurgulayan Tunç, Türkiye'de medyaya yönelik büyük bir güvenilirlik sorunu olduğunu ifade ediyor. Eski yıllarda seçmenin tüm adayların TV performanslarını ekran başından yorumladığını, içeriklerin tartışıldığını anlatan Tunç, "TRT'nin partizan olmasıyla bu durum tamamen ortadan kalktı" diyor.

İngiltere'nin Oxford Üniversitesi ve Reuters Enstitüsü tarafından yapılan araştırma sonucunda hazırlanan 2023 Dijital Haber Raporu'na göre Türkiye'de haberlere güvenenlerin oranı yüzde 35 olarak ölçülmüştü. Raporun Türkiye ile ilgili kısmında medyanın büyük bir kısmının hükümet kontrolünde olduğu belirtilirken dijital ve sosyal medyada eleştirel görüşlerin kısıtladığından söz ediliyor. Raporda Türkiye'nin dünya basın özgürlüğü endeksinde 180 ülke arasında 165’inci sırada yer aldığı hatırlatılıyor.

TGC: Meslektaşlarımız sonuçlara engelsiz ulaşabilmeli

DW Türkçe'ye açıklama yapan Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) de gazetecilerin seçim sonuçlarına engelsiz şekilde ulaşabilmesi çağrısında bulundu.

"Meslektaşlarımızın seçim sonuçlarını şeffaf bir ortamda aktarabilmeli, gazetecilere sözlü, fiziksel engelleme olmamalı. İnternet kesintisi için önlem alınmalı" ifadelerine yer verile açıklamada seçimlerde gazetecilerin görevlerini rahatça yapabilmelerinin kamuoyu açısından büyük önem taşıdığı vurgulandı.

DW Türkçe'ye sansürsüz nasıl ulaşabilirim?