1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git

AB Anayasası Avrupa'ya ne getiriyor?

Derleyen: Ayşe Tekin12 Mayıs 2005

Avrupa Anayasası’nı büyük çokluğuyla kabul eden Alman politikacılar, Anayasa’nın daha fazla demokrasi anlamına geldiğini ve Avrupa’nın işleyişinde daha fazla saydamlık kazandıracağını söylediler. AB’nin umut bağladığı AB Anayasası’nın içeriğinde neler yer aldığını DW’den Ayşe Tekin derledi...

AB Anayasası üzerinde uzun tartışmalardan sonra anlaşma sağlanmıştı.
AB Anayasası üzerinde uzun tartışmalardan sonra anlaşma sağlanmıştı.

Yıllar süren hazırlıklardan sonra geçen yıl Haziran ayında devlet ve hükümet başkanları zirvesinde kabul edilen Avrupa Anayasası tüm ülkelerin onayından sonra yürürlüğe girecek. Yeni anayasa ile hedeflenen Avrupa Birliği'nin üye sayısının geçen yıl 15'ten 25'e yükselmesi sonrasında yönetim mekanizmalarının artan yük nedeniyle tıkanmasını önlemek.

Anayasa, federal yapıda bir birlik yapısını öngörmüyor. Anayasa taslağı üzerindeki görüşmeler başladığında "Avrupa Birliği'nin federal bir yapısı olacağı"ndan söz edilmesi önerisi, büyük çekişmeler yaşanmasıyla sonuçlandı. Bu şekilde birliğin bir “süper devlet” haline gelebileceği itirazları vardı. Sonuç metininde “federal” ifadesi yer almıyor, ancak Avrupa'daki ilişkileri “bir toplum oluşturacak biçimde" geliştirmekten söz ediliyor. Anayasa’da ulus-devletlerin hak ve yetkileri büyük ölçüde korunuyor, ancak istihdam piyasası, dış ticaret, tarım, balıkçılık ve çevre konularında AB normlarına uymaları isteniyor.

Anayasa’nın önemli bir vurgusu ortak dış politika. Bu çerçevede ilk kez bir AB Dışişleri Bakanı makamı oluşturulacak. Ancak birliğin siyasetini belirleyecek olan bakan değil, üye ülkelerin oybirliğiyle alacağı kararlar olacak. Bu yeni makam AB’nin Dış İlişkilerden Sorumlusu Javier Solana’nın sorumluluk alanlarını birleştirecek. Anayasa, AB Komisyonu’nun da küçülmesini öngörüyor. Her üyenin Komisyon’a bir temsilci göndermesi ilkesi 2014 yılına kadar geçerli olacak. Daha sonra komisyon üyeleri rotasyon usulunü göre değişecek.

Bir başka önemli değişiklik Avrupa Birliği’nin politikasını belirleyen kararlarda oybirliği ilkesi aranmayacak, nitelikli çoğunluk ilkesi yeterli olacak. Kararın geçerli olması için üye ülkelerin % 55 tarafından onaylanması gerekecek, ikinci koşul onay veren üye ülkelerin Avrupa Birliği nüfusunun % 65’ini temsil etmesi. Bu çifte çoğunluk ile kararların bloke edilmesi önlenecek.

Ekonomi ve Para politikası ile hukuk ve iç politikaya ilişkin kararlarda aranan çoğunluk daha da yüksek. Bu tür konularda üye ülkelerin % 72’sinin onayı ve bu ülkelerin AB nüfusunun en az % 65’ini temsil etmesi koşulu aranacak. Anayasa ile Avrupa Parlamento'suna tanınan yetkiler da genişletiliyor. Parlamentonun üye sayısı artacak ve neredeyse her konu oya sunulabilecek.

Sonraki bölüme git DW Gündemi

DW Gündemi

Sonraki bölüme git Daha fazla DW içeriği