1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git

AB dışişleri bakanları toplanıyor

Ajanslar15 Haziran 2007

Pazar günü Lüksemburg’da başlayacak AB dışişleri bakanları toplantısının ana konusu Avrupa Anayasası. Ancak Ortadoğu’da yaşanan olağanüstü gelişmeler toplatıya damgasını vuracak gibi görünüyor.

Dışişleri bakanları liderler zirvesi için hazırlık yapacak.
Dışişleri bakanları liderler zirvesi için hazırlık yapacak.Fotoğraf: AP

Lüksemburg’da Pazar günü start alacak iki günlük AB Dışişleri bakanları toplantısı, Avrupa Anayasası’ndaki tıkanıklığı görüşmek ve önümüzdeki Cuma günü başlayacak olan AB devlet ve hükümet başkanları zirvesine hazırlık amacıyla planlanmıştı. Toplantının Pazartesi günkü gündeminde ise Ortadoğu ve İsrail’in Gazze’de uluslararası birlikler konuşlandırılması çağrısı öne çıkacak ve bu toplantıya İsrail Dışişleri Bakanı Tzipi Livni de katılıyor.

Ancak Avrupa şu sıralar Anayasa sorununa kilitlenmiş durumda. 2005 yılında Hollanda ve Fransa’daki referandumlarda reddedilen Anayasa metninin mümkün olduğunca az değişikliğe uğraması için uğraşan Almanya, AB dönem başkanlığını Portekiz’e devretmeden önce bu konuda bir uzlaşı sağlamaya çalışıyor. Başlangıçtaki anayasa metninin tarihe karışması gerektiği konusunda ise herkes hemfikir.

AB’nin ortak anayasasından geriye, ismi dahil, pek bir şey kalmadı. İngiltere, Fransa ve Hollanda’nın başını çektiği muhalif ülkelerin bastırması sonucu yeni belge, anayasa değil, reform ya da değişiklik anlaşması adını taşıyacak ve mevcut anayasa taslak metninin yerine geçecek.

Anayasa değil anlaşma

AB Dönem Başkanı Almanya mekik diplomasisi ve yoğun pazarlıklar sonucu üye ülkeler arasında bazı konularda yakınlaşma sağladı, ancak hala açıkta kalan çok sayıda soru var. AB dışişleri bakanları bu sorular üzerinde çalışarak hafta sonundaki liderler zirvesine temel hazırlayacak. Almanya, liderler zirvesinde yeni anlaşmanın temel noktaları üzerinde uzlaşma sağlanmasını ve ulusal meclislerdeki onay sürecinin takvime bağlanmasını hedefliyor. Ancak bu zirvede uzlaşma şansı yarı yarıya görünüyor.

Anayasa yerine ’anlaşma’ olarak adlandırılacak yeni belgenin kapsamı, 448 maddelik eski taslak metne göre çok daha daraltılacak. İngiltere ve Hollanda’nın, AB’nin bir süper devlet’ gibi algılanmasına yol açacak girişimlere muhalefeti nedeniyle AB bayrağı, Avrupa marşı gibi tanımlamalar belgede yer almayacak.

İngiltere ve Hollanda’nın yanında Polonya ve Çek Cumhuriyeti’nin de karşı çıktığı bir AB Dışişleri Bakanlığı makamı yaratma planları rafa kaldırıldı. Javier Solana’nın yürüttüğü AB Ortak Güvenlik ve Dış Politika Yüksek Temsilciliği makamı devam edecek. Eski Anayasa metninde altı aylık dönem başkanlıkları yerine liderlerin iki buçuk yıllığına seçecekleri Konsey Başkanlığı sistemi öngörülüyordu. Bu fikir de rafa kaldırıldı.

'Temel haklar’ metinde yok

Eski Anayasa taslağının kalbini oluşturan Temel Haklar Bildirgesi de İngiltere’nin ısrarı üzerine metinden çıkarılıyor. 2000 yılındaki Nice Zirvesi’nde kararlaştırılan temel haklara sadece yan protokollerde kısaca gönderme yapılması bekleniyor. Anayasa’daki bu bölüm geleneksel temel hakların yanında ortak değerler, veri koruma, yönetim kalitesi, biyoetik gibi konularda da bağlayıcılık getiriyordu.

AB karar alma süreçlerinde oylamaların nasıl yapılacağı en büyük tartışma konusunu oluşturuyor. İngiltere kararların çoğunun eskisi gibi oy birliğiyle değil, kalifiye çoğunlukla alınmasına karşı. Çifte çoğunluk sistemi konusunda ise Polonya veto tehdidinde bulunuyor. Bu sistem, karar alma mekanizmalarında AB nüfusunun yüzde 65’ini temsil eden hükümetlerin yüzde 55’inin oyunun gerektiği anlamına geliyor.

Polonya ise çoğunluk anlayışının nüfus oranına göre belirlenmesini, karekök sistemine göre Almanya gibi büyük ülkelerin daha az, küçük ülkelerin ise daha çok oy ağırlığına sahip olmasını istiyor.

AB’nin genişlemesi konusunda da üye ülkeler ikiye bölünmüş durumda. Almanya, Belçika, Hollanda ve Lüksemburg, 27 üye ülke öngören Nice Anlaşması yürürlükte olduğu sürece gelecekteki genişlemeleri reddediyor. İngiltere ve Polonya ise anlaşmada yapılacak küçük değişikliklerle genişlemenin mümkün olduğunu savunuyor.

Sonraki bölüme git Bu konuda daha fazla içerik
Sonraki bölüme git DW Gündemi

DW Gündemi

Sonraki bölüme git Daha fazla DW içeriği