AB dışişleri bakanları toplanıyor
7 Eylül 2007
Avrupa Birliği dışişleri bakanlarının, AB Dönem Başkanı Portekiz’in ’in sahil kenti Viano do Castelo’daki toplantıda ele alacakları konuların başında Kosova geliyor. Avrupalı bakanlar, ABD, AB ve Rusya’dan meydana gelen Kosova Troykası’nın Avrupa temsilcisi, Alman büyükelçi Wolfgang Ischinger’i dinleyecekler. Troyka’nın Kosova görüşmelerinin yeni turundan sonuç alabilmesi için 10 Aralık’a kadar zamanı var.
Kosovalı Arnavutların Başbakanı Agim Çeku’nun “Gerekirse tek taraflı bağımsızlık ilan edebiliriz” yolundaki açıklaması, Belgrad’ın tepkisini çekiyor. Brüksel’de iki gün boyunca temaslarda bulunan Sırbistan Dışişleri Bakanı Vuk Jeremiç, Kosova için bağımsızlık taleplerini ve tek yanlı girişimleri onaylamadıklarını vurguladı.
Jeremiç “İyiniyet zemininde işbirliği yapacaksak tek taraflı adımlarla tehditlerden vazgeçmeliyiz. Avrupa ile Belgrad bu noktada hemfikir” diye konuştu.
Farklı senaryolar ele alınacak
Kosova’nın bağımsızlık talebi Amerika Birleşik Devletleri’nce destekleniyor. Sırp yönetimin görüşleri ise Moskova’da destek buluyor. Avrupa Birliği Komisyonu’nun genişlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn, Kosova’ya, Avrupa Birliği gözetiminde bağımsızlık tanınması seçeneği üzerinde durulduğunu söylüyor.
Rehn’e göre “Avrupa Birliği, çözüme görüşmeler sonunda varılmasını tercih etmektedir. Bu çerçevede, hem Belgrad hem de Priştina’nın yapıcı bir tutum içinde hareket etmesini bekliyoruz. Avrupa’nın geleceği bakımından önem taşıyan bu sorunun çözümü için diğer uluslararası ortaklarımızı da sorumlu ve etkin davranmaya, meseleye çok boyutlu bakmaya çağırıyoruz.”
Avrupa Birliği üyesi 27 ülkenin dışişleri bakanları, Portekiz toplantısında Kosova için farklı senaryoları gözden geçirecekler. Üyelerin büyük kısmı, tek yanlı bağımsızlık girişimlerine sıcak bakmıyor. Hollanda, Kosova’nın Sırbistan ve Kosova Arnavutları arasında bölünmesini öneriyor. Avrupa Birliği’nin Kosova temsilcisi, büyükelçi Wolfgang Ischinger ise bölünme alternatifine destek vermiyor.
Zirveye hazırlık
Avrupa Birliği dışişleri bakanlarının Portekiz toplantısında gündeme gelecek konular arasında, yeni Avrupa Birliği anlaşması da yer alıyor. Dönem başkanı Portekiz, Ekim ayı sonunda yapılacak bir sonraki devlet ve hükümet başkanları zirvesine kadar anlaşma taslağını imza aşamasına getirmeyi planlıyor. Anlaşmanın ana hatları, zorlu bir pazarlık sürecinde Polonya ve İngiltere’nin ikna edilmesiyle, haziran ayında yapılan liderler zirvesinde netlik kazanmıştı. Anlaşma taslağı üzerinde Haziran’dan bu yana hukukçular çalışıyor. Varşova ve Londra “özel istekler”de bulunmaya devam ediyor.
Portekiz Devlet Başkanı Anibal Silva, Lizbon’da Ekim ayında yapılacak liderler zirvesine kadar pürüzlerin giderileceğini söyledi.
Yeni Avrupa Birliği anlaşması, anayasanın yerini alıyor. Anlaşma, birliğin kurumsal yapısını küresel gelişmeleri göz önünde tutarak yeniden yapılandırırken, karar alma sürecini de basitleştirmeyi öngörüyor. Muhafazakarların iktidarda olduğu Polonya, veto hakkının çerçevesinin daha da genişletilmesini talep ediyor. İngiltere ise Hollanda ile birlikte anlaşmada yer alan temel haklar sözleşmesine karşı çıkıyor.
Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Jose Barroso, Avrupalı liderlerin tekrar gündeme gelen tartışmalı noktalar üzerinde Haziran ayında uzlaşma sağladığını hatırlattı: “Haziran ayında bazı taahhütlerde bulunulduğu unutulmamalı, üye ülke hükümetleri şimdi verilen sözlere bağlı kalmalıdır. Pazarlıkların ekim ayına kadar tamamlanacağına inanıyorum. Dönem başkanı Portekiz’in bu hedefe ulaşmak için her türlü adımı atacağına, Polonya ve diğer üye ülkelerin de iyi niyetle hareket ettiğinden eminim.”
Seçimler sorun çıkarabilir
Siyasi gözlemciler, Polonya Dışişleri Bakanı Anna Fotyga’nın Portekiz zirvesinde uzlaşmacı bir tavır sergilemesinin beklenmediğini kaydediyorlar.
Diğer taraftan, Polonya’da tartışılan erken seçimlerin Ekim ayı sonrasında yapılması halinde yeni Avrupa anlaşmasına ilişkin takvimin işleyişinin sıkıntıya girebileceğine işaret ediliyor.
Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Jose Barroso ise Polonya ile ilgili değerlendirmelere, “Seçimler 27 üye ülkenin herhangi birinde mutlaka gündeme geliyor. Bunları dikkate almamız mümkün değil” diye karşılık veriyor.