AB göçmen haklarını inceliyor
7 Şubat 2008
Avrupa Komisyonu'nun “Üçüncü Ülke Vatandaşlarının Entegrasyonu İçin Hazırlayıcı Faaliyetler” programı çerçevesinde finanse edilen Göçmenlerin Entegrasyonu Politikaları Endeksi dün açıklandı. İsviçre, Norveç ve Kanada'nın da yer aldığı rapora AB'ye yeni üye olan Romanya ve Bulgaristan dahil edilmedi.
Raporda Avrupa ülkeleri, istihdam piyasasına giriş imkanı, aile birleşimi, uzun süreli oturum, siyasi katılım, vatandaşlık imkanı ve ayrımcılığa karşı koruma gibi 130'u aşkın ölçüte göre karşılaştırıldı. İsveç, Portekiz, Belçika ve Hollanda en iyi sonuçları alırken, İngiltere orta seviyenin üstünde, Almanya ise tam ortada, 14'üncü sırada yer aldı. Listenin sonunda yer alan ülkeler ise Yunanistan, Avusturya, Güney Kıbrıs ve Letonya oldu.
Almanya’nın durumu
Almanya'nın durumu ile ilgili değerlendirmede bulunan Brüksel merkezli Göç Politikaları Grubu Başkanı Jan Niessen, “Vatandaşlığa geçiş ve ayrımcılığa karşı koruma iki önemli alan. Almanya'nın bu alanlarda daha iyi organize olması gerektiğini düşünüyorum. Portekiz, gibi yeni göç ülkelerinin daha şimdiden çok iyi işler yapması ilgi çekici. Almanya'nın belki Portekizli yetkililerle görüşmesi, Portekizliler'in neler yaptığını, Almanlar'ın neler yapmadığını karşılaştırması ilginç olabilir” diye konuştu. Niessen, özellikle vatandaşlığa geçiş konusunda Almanya'nın önemli adımlar atması gerektiğini vurguladı.
Araştırmada, Almanya vatandaşlık konusunda 100 üzerinden sadece 38 puan alabildi. Raporda Almanya'daki göçmenlerin ancak 8 yıllık oturumun sonunda vatandaşlık için başvurabilmesi, bunun öncesinde de çok sayıda koşulu yerine getirmek zorunda olması eleştiriliyor. Almanya’nın beş yıl önce iyi bir yolda olduğunu ifade eden Nissen, “Ama bir şekilde ayrımcılığa karşı yasanın çıkarılmasında ve uygulamasında durgunluk yaşandı. Teoride düzenlemeler iyi ama uygulamada düzeltilecek noktalar var" diyor.
Yasalara eleştiri
Rapor, 2006 yılından beri geçerli olan Genel Eşit Muamele Yasası'nın kişinin 'milliyeti' dolayısıyla ayrımcılığa maruz kalmasını doğrudan kapsamadığı, pekçok noktanın yargıçların yorumuna bırakıldığı eleştirisinde bulunuyor.