AB iklim korumada tek ses olmak istiyor
18 Ocak 2008
Yenilenebilir enerji kaynaklarının yaygınlaştırılmasının faturası ne kadar olacak? Sera etkisi yapan gazların emisyonunun azaltılmasının mali yükü, üye ülkeler arasında nasıl paylaşılacak? Komisyonun cevap aradığı sorular bunlar. Almanya Federal Çevre Bakanı Sigmar Gabriel, bu konuda Brüksel’in Alman ekonomisinin rekabet gücünü gözetmesini istiyor. Gabriel, Federal Meclis’te yaptığı konuşmada özellikle otomobil sanayi, çelik, çimento ve kimya sektörlerinin, gelecekte de rekabet güçlerini korumak için bedava emisyon hakkı alabilmeleri gerektiğini söyledi. Ancak iklim koruma konusundaki angajmanına belli kısıtlamalar getirmek isteyen tek Avrupa Birliği üyesi, Almanya değil.
Verilen sözleri tutma zamanı
Avrupa, iklim koruma konusunda dünyanın önde gelen lokomotifi olmak için çaba sarfediyor. 2007 ilkbaharında yapılan AB Zirvesi’nde Dönem Başkanı Almanya adına Başbakan Angela Merkel, üye ülkelerin kendilerine iddialı hedefler koyması için elinden geleni yapmıştı ve kaydadeğer başarılar sağlamıştı. İşte bu hedeflere iki örnek: 2020 yılına kadar sera etkisi yapan gazların emisyonu yüzde 20 azaltılacak ve toplam enerji kullanımının yüzde 20’si yenilenebilir kaynaklardan gelecek. Şimdi gerçeklerle yüzleşme ve hedeflere doğru ne kadar yol alındığına bakma vakti geldi. Brüksel’in koyduğu hedefler, üye ülkelere fazlasıyla zor geliyor. Hükümetler, kendi ülkelerine fazla yük binmesinden korkuyor. Almanya Federal Çevre Bakanı Sigmar Gabriel’in tutumu da farklı değil. Gabriel:"İklim koruma alanında öncü bir rol üstlenmemize olanak sağlayan ekonomik gücümüzü kaybetmemeye dikkat etmeliyiz.“ şeklinde konuşuyor.
Almanya ve Fransa'dan farklı sesler yükseliyor
Avrupa Birliği, Almanya’nın önemli ölçüde ekolojik enerjiye geçmesini öngörüyor. Brüksel’in isteği, ekolojik enerjinin toplam enerji tüketimindeki payının on yıl içinde ikiye katlanması. Fakat Alman Çevre Bakanı, bu hedefe erişilebilmesi için birliğin Almanya’ya getirmek istediği sınırlamaların ve verilen çerçevenin uygun olmadığı görüşünde.
Fransa ise, iklim koruma konusundaki tartışmaların rotasından hiç memnun değil. Paris hükümeti, Brüksel’den daha fazla yükümlülük gelmesine karşı. Fransa, ülkede yüksek oranda kullanılan nükleer enerji, iklime zarar vermediği için, yenilenebilir enerji kaynakları konusunda çok da fazla çaba sarfetmek zorunda olmadığı görüşünde. Avrupa Birliği’nin iddialı eko-enerji planlarına muhalefet eden Belçika da, gayet açık bir şekilde, yüksek giderleri gerekçe gösteriyor. AB Komisyonu Başkanı Jose-Manuel Barroso, bu kadar yoğun muhalefet karşısında, üye ülkelerin sorumluluk anlayışına çağrı yapıyor. Barroso:
"Devlet ve hükümet başkanları, iddialı ve hırslı hedefler konusunda anlaştı. Ama önden planlar yapıp, sonra bu hedeflere ulaşmamız için almamız gereken önlemlere muhalefet yapamayız. Bu sonuçta inandırıcılıkla ilgili.“
Yeni üyeler ekonomik farkı bahane ediyor
Brükel’in planlarına karşı yükselen sesler, sadece eski üyelerden gelmiyor. Birliğin yeni üyeleri de, özellikle karbondioksit emisyonunun azaltılması yönündeki tavsiyelerden şikayetçi. Polonya, Bulgaristan ve Çek Cumhuriyeti, Brüksel’in koyduğu hedeflere sadece, büyük masraflarla erişilebileceğini bildiriyor ve bu yüzden, eski üyelerle aralarındaki ekonomik farkın kapanması yönündeki çabalarının frenlenmesinden korkuyorlar. Avrupa Komisyonu, konulan hedeflere ulaşaılabilmesi için somut rakamları gelecek Çarşamba günü (23.01) açıklayacak ve böylece birlik üyelerinin iklim korumaya gerçekten ne kadar değer verdikleri ortaya çıkacak.