AB reform sürecinin sürmesini istiyor
19 Temmuz 2007
Uzun soluklu üyelik mücadelesi ve birliğin 2004 yılında tarihi bir kararla üyelik müzarekerelerine yeşil ışık yakması Türkiye’ye Avrupa Birliği’ne tam üyelik kapısını aralamıştı. Zorlu ve sonu garanti edilemeyen bir müzakere süreci öngörülmüş olunsa da artık Türkiye’ye fiili üyelik perspektifi verildi. Ancak Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, “Hayır Türkiye Avrupa'ya ait değil“ dedi: “Ben demokratik olsalar da tüm ülkelerin üye olamayacağı bir Avrupa istiyorum. Bu nedenle bir Avrupa ülkesi olmayan Türkiye’nin Avrupa Birliği’nde işi yok. Konu Türkiye hakkında ne düşündüğünüzle ilgili değil. Ancak Avrupalı olmayan bir ülke Avrupa Birliği’ne girdiği takdirde bu siyasi birliğin fikir babalarının hayalleri gerçekleşmeyecek.“ Fransa bu yılın sonunda Türkiye’nin üyelik perspektifini yeniden tartışmaya açmak ve bu yolla üyelik müzakerelerini durdurmak istiyor.
Avrupa Birliği Dönem Başkanı Portekiz ise bu konunun tartışılmasından yana değil. Portekiz'in Avrupa İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Manuel Lobo Antunes, dönem başkanlığının tavrını verilen sözlere sadık kalmaktan yana koyuyor: “Biz, birlikle Türkiye tarafından belirlenen kriterlerin yerine getirilmesinin ardından Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne üye olmasının çok önemli olduğunu düşünüyoruz.“
Merkel de Türkiye’nin tam üyeliğine karşı
Almanya Başbakanı Angela Merkel da, muhalefet lideri olduğu sıralarda müzakerelerin başlamasına yeşil ışık yakan selefi Almanya Başbakanı Gerhard Schröder’in aksine tıpkı Sarkozy gibi Türkiye’nin üyeliğine itiraz etmişti. Merkel imtiyazlı ortaklık önerilmesini istemişti. Şimdi başbakan olan Merkel, Schröder’in attığı imzanın arkasında durduğu izlenimini veriyor. Ancak Sarkozy’nin hedefi Merkel’a yabancı değil.
Merkel’in koalisyon ortağı Sosyal Demokratlar ise farklı görüşte. Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier Türkiye’nin üyeliğinden yana ve bu nedenle Sarkozy’nin önerisinden memnun değil.
“Pacta sunt servanda Avrupa zemininde de geçerli bir ilkedir“ diyen Steinmeier uluslararası hukukun temel ilkelerinden birine atıfta bulunarak anlaşmalara sadık kalınmasını ve uygulanmasını istiyor. Alman Dışişleri Bakanı, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne bağlanmasının stratejik bir çıkar olduğu görüşünde: “Sözlerimize sadık kalmamız hedefe ulaşılmasında en önemli katkı olacaktır. Hedef Türkiye’de reformları cesur bir şekilde uygulamaya sokan güçleri desteklemektir.“
“Türkiye örnek olabilir“
Hıristiyan Avrupa’da Müslüman bir Türkiye’nin yeri olmadığını savunanların aksine bunun önemli bir katkı sağlayacağı görüşünde olanlar da var. Avrupa Birliği komiserlerinden Franco Frattini, bunlardan biri. Frattini’ye göre “Türkiye, temel hakların korunduğu bir ülke olduğunda Avrupa kulubünün de bir üyesi olacaktır. Ve böylelikle Müslüman çoğunluğu olan bir ülkenin Avrupa değerlerine saygı duyabileceğini kanıtlayacaktır.“
Avrupa’nın Türkiye’ye yönelik eleştirilerinin merkezinde insan hakları bulunuyor. Komisyon Türkiye’nin reform çabalarına karşın fikir ve dini özgürlükler konusunda adımlar atılması gerektiği görüşünde. Ancak asıl sorun Kıbrıs. Müzakere sürecini gölgeleyen bu sorunu bazı ülkeler kendi çıkarları için araç olarak kullanıyor.