1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git

AB zirvesinden Merkel'e veda

22 Ekim 2021

Almanya Başbakanı Merkel, katıldığı 107'nci ve son AB zirvesinden sıcak mesajlarla uğurlandı. Düzenlenen küçük kutlamaya ABD Başkanı Obama da bir videoyla katıldı.

Fotoğraf: JOHANNA GERON/REUTERS

Almanya Başbakanı olarak iktidardaki 16 yılında 106 Avrupa Birliği (AB) liderler zirvesine katılan Angela Merkel, son zirvesinden sıcak mesajlarla uğurlandı.

Zirve sonundaki 20 dakikalık basın toplantısı sonrasında sözcüsü Steffen Seibert'e bakarak, "Bitti değil mi?" diye soran ve "Evet" yanıtının ardından sıradan bir toplantıymış gibi, "O zaman hepinize iyi haftasonları" diyerek salonu terk eden Merkel, kendisinden beklendiği üzere sade bir veda gerçekleştirmiş oldu.

AB'deki çalışma arkadaşları ise Merkel'e küçük bir kutlama etkinliği ve övgü dolu sözlerle veda etti. AB Konseyi Başkanı Charles Michel, Merkel'in AB için öneminin kelimelere sığamayacağını söyleyerek, "Merkelsiz bir AB Konseyi Vatikansız bir Roma'ya, Eyfel Kulesiz bir Paris'e benzer. Sen bir anıtsın" dedi.

Merkel'e veda hediyesi olarak, 2017 yılından beri AB liderlerinin düzenlendiği AB Konseyi binasının küçük bir heykeli verildi.

ABD'nin eski başkanı Barack Obama da Merkel'i unutmadı. Merkel'e veda etkinliğine son 16 yılın en iyi Merkel görüntülerinden yapılmış bir video derlemesi gönderen Obama, Merkel'in "mizahını, bilgece pragmatizmini ve şaşmaz ahlaki pusulasını" övdü.

Angela Merkel, Almanya Başbakanı sıfatıyla 107. ve son kez katıldığı AB zirvesinden ayrılırkenFotoğraf: Olivier Hoslet/REUTERS

"Uzlaşma makinesi Merkel"

Lüksemburg Başbakanı Xavier Bettel ise Merkel'in yıllar boyunca hemen her sorunda uzlaşma için gösterdiği çabaları özetleyerek Almanya Başbakanı'nı "uzlaşma makinesi" olarak nitelendirdi.

Merkel ilk göreve geldiği dönemde 2005 yılında dönemin Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chriac ve İngiltere Başbakanı Tony Blair arasında AB mali planıyla ilgili patlak veren krizde başarıyla arabuluculuk yaparak dikkatleri üzerine çekmiş, ardından 2007'deki küresel mali kriz, 2010'da başlayan Euro krizi, 2015'deki sığınmacı krizi ve ardından gelen Brexit ve korona krizlerinde de arabulucu rolü ve uzlaşmacı tutumuyla öne çıkmıştı.

Merkel'e yönelik en belirgin eleştiri ise yeterince vizyoner olmaması. Merkel'i eleştirenler 16 yıl boyunca Almanya'nın en büyük nüfusa ve en büyük ekonomiye sahip ülkesini yönetmesine rağmen geleceğin Avrupası ile ilgili bir vizyon oluşturmadığına işaret ediyor. Sıkça dile getirilen bir başka suçlama, Merkel'in kırmızı çizgiler çekmeye yanaşmadığı için Polonya ve Macaristan gibi ülkelerde otoriter eğilimlerin gelişmesinde bir payı bulunduğu yönünde.

 

dpa / BK,ET

© Deutsche Welle Türkçe

Sonraki bölüme git Bu konuda daha fazla içerik