Abbas Moskova'nın desteğini arıyor
31 Temmuz 2007
Rus medyasına göre Mahmud Abbas’ın Moskova ziyareti, Rusya’nın, uluslarası bir sorunun çözümünde yine önemli bir rol üstlenebileceğinin işareti olarak algılanmalı. Filistin Özerk Yönetim Konseyi Başkanı’nın Rus basınına verdiği bir demeçte “Gerek El Fetih yönetimi gerekse tüm halkımız için Rusya en önemli müttefiklerimizden biridir“ şeklindeki ifadeleri de bu yorumları haklı çıkarır nitelikte.
Moskova çabalarını artıracak
Ziyaret öncesi en çok merak edilen konu, Rusya yönetiminin, El Fetih’le kardeş kavgasına tutuşan Hamas’la olan ilişkisinin Mahmud Abbas’ın Moskova temaslarını nasıl etkileyeceğiydi.
Abbas’ın Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’la gerçekleştirdiği görüşmeden sonra yapılan açıklamalar, Hamas’la El Fetih arasındaki uçurumun daha fazla açılmaması için Moskova’nın çabalarını artıracağı şeklinde yorumlandı.
Sergey Lavrov, “Sizi tüm Filistin halkının meşru temsilcisi olarak görüyor ve destekliyoruz“ ifadeleriyle Mahmud Abbas’ın El Fetih’ini de en az Hamas kadar önemsedikleri mesajını vermeye çalıştı.
Bush'un önerileri de gündeme geldi
Görüşmede, ABD Başkanı George Bush’un Eyül ayında toplanmasını önerdiği Ortadoğu Barış Konferansı’yla ilgili ayrıntıların da gündeme geldiği bildiriliyor.
Filistin Özerk Yönetim Konseyi Başkanı Mahmud Abbas Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’le de biraraya gelecek. Buluşmada Putin’in, Hamas ve El Fetih arasındaki mücadelenin biran önce sona erip, yeniden Filistin’in bekâsı için ortak gayret gösterilmesinin gereğine vurgu yapması bekleniyor.
Kremlin'in geleneksel bağlantıları
Ancak Kremlin, adeta “iki düşman kardeş“ haline gelen Hamas ve El Fetih arasında bir yakınlaşma tesis edilmesinin ne kadar zor olduğunun da bilincinde. Ne de olsa bugüne dek Suudi Arabistan, Ürdün ve Mısır gibi ülkelerin aynı yöndeki çabaları da istenilen neticeyi vermedi.
ABD, BM ve AB ile birlikte Ortadoğu Dörtlüsü’nün de bir üyesi olan Rusya, resmî olarak bu oluşumun barış çabalarını destekliyor. Ancak Kremlin’in, Sovyetler Birliği dönemine kadar uzanan Ortadoğu’daki geleneksel bağlantıları da gayri resmi politikasında halen belirleyici bir etken olmayı sürdürüyor.