AB’nin gündemi Kosova
10 Aralık 2007
AB'nin 27 ülkesinin Devlet ve Hükümet Başkanları'nın cuma günü yapılacak Zirvesinin gündemini hazırlayan Dışişleri Bakanları, bugün Genel İşler Konsey'inde biraraya geliyor. Birliğin yapısal ve iç reformlarını gerçekleştirecek Lizbon Anlaşmasının devlet başkanlarınca imzalanması konusu, Zirvenin temel gündem maddesini oluşturuyor. Ancak bütün gözler Kosova'nın nihai statüsü sorunu nedeniyle Brüksel'e dönmüş durumda. Zira, AB, ABD ve Rusya'nın taraf olduğu, Kosova'nın statüsünün belirlenmesi için, Sırbistan-Kosova arasında yapılan müzakerelerden hiç bir sonuç alınamadı. Bu müzakereler için masaya konulan dört aylık süre ise bugün doluyor.
Dışişleri Bakanları, görüşmelerin başarısızlıkla sonuçlandığına dair raporunu toplantılar sırasında oybirliği ile onaylayarak, BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon'a sunacak. Böylece Kosova'nın Birleşmiş Milletler kararı olmaksızın 'tek taraflı bağımsızlık' ilan etmesi süreci de başlayacak. BM 19 Aralık tarihinde Kosova sorununu tartışacak ama Rusya'nın vetosu yüzünden Genel Kurul'dan hiç bir kararın çıkması beklenmiyor.
Emsal riski
Dünya 'Kosova'nın durumu başka ülke veya bölgelere uyarlanamaz' görüşünü benimsese de, bunun, 'devletsiz milletlere' emsal teşkil ederek pandoranın kutusunu açabilecek olması nedeniyle etnik sorunlar yaşayan ülkeler oldukça tedirgin. AB bu konuda ikiye bölünmüş durumda. Güney Kıbrıs, Kosova'nın durumunun, Kuzey Kıbrıs'a da emsal olacağı korkusunu yaşarken, ülkelerinde azınlık sorunları yaşayan Romanya, Slovakya, İspanya gibi AB ülkeleri birgün sıranın kendilerine geleceğinden endişe ediyorlar. Bu nedenle AB'nin oybirliği kararı ile Kosova'yı devlet olarak tanımması imkansızlaşıyor. Bağımsızlık durumunda Brüksel, Kosova'nın devlet olarak tanınmasını, birlik ülkelerinin kendileri iradelerine bırakacak.
Türkiye gerilimi
Dışişleri Bakanları, Fransa'dan kaynaklanan, Türkiye konusunda yaşanan küçük bir krizi de çözmeye çalışacaklar. Fransa, Zirve'nin sonuç bildirgesinde, 'Türkiye ile katılım müzakerelerinin devam edecektir' ifadelerinin konulmasına karşı çıkıyor. İngiltere, İsveç'in başını çektiği AB ülkeleri Türkiye'ye verilen sözlerin yerine getirilmesi gerektiği görüşünü benimserken, Fransa kendi kamuoyunun tepkisini çekmemek için, AB'nin son yıllarda her Zirvesi'nde Türkiye ile tam üyelik müzakerelerinin sürdürüleceğini teyit etmek için tekrar ifadelerden dahi kaçınılması tavrında ısrarlı.
Sarkozy’e fren
Bu arada AB'nin dönem başkanı Portekiz, Türkiye'nin birliğe üyeliğini sorgulamaya çalışan Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy'yi de frenlemeye çalışıyor. Dönem başkanı, Sarkozy'nin, Türkiye'yi AB sınırlarının dışında tutmak amacıyla kurulmasını önerdiği, Zirvede üzerinde uzlaşılacak, 'Akil Adamlar Komitesi'nin, birliğin genişleme sürecini tekrar tartışmaya açamaması prensibini, birliğe kabul ettirmenin arifesinde. Fransa şu ana kadar herhangi bir itirazda bulunmadı. Kağıt üzerinde de uzlaşmaya varılabilirse, Türkiye ile iki aydır tıkanan tam üyelik müzakerelerinde ilerleme sağlanabilecek.
Sarkozy’nin çıkışı
Sarkozy, iki ay önce Akiller Komitesi kurulmadan Türkiye ile tam üyelik müzakerelerinin devam edemeyeceği çıkışını yaparak, müzakerelerinin devamını, bu grubun kurulmasına bağlamıştı. Bu yüzden Türkiye ile, şu anda masada bekleyen, 'Tüketici Sağlığı' ve 'Trans-Avrupa Ağları''ndan oluşan iki ayrı fasılda müzakereler açılamadı. Toplantının en pürüzsüz konusu olan Lizbon Anlaşmasına ilişkin ise bir sorun yaşanması beklenmiyor. 27 ülke bir an önce bu anlaşmayı imzalayarak Parlamentolarında kabul ettirme sürecini başlatmak niyetinde. 2009 Haziran ayında yürürlüğe sokulmak istenen Lizbon anlaşması büyük ihtimalle sadece İrlanda'da referanduma sunulacak.