1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git

Adalet Bakanlığı faili meçhulleri yeniden nasıl inceliyor?

7 Mayıs 2026

Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı Gülistan Doku olayında önemli aşama kaydetti. Yeni birim dosyaları nasıl yeniden inceliyor? Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı ve Hrant Dink dosyaları da yeniden açılacak mı?

Rojin Kabaiş'in mezar taşı
Aydınlatılmayı bekleyen faili meçhullerden biri de Rojin Kabaiş cinayetiFotoğraf: DHA

Kısa bir süre önce Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulan Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı, 75 ilde 638 dosyadaki 693 maktulün dosyasını yeniden incelemeye başladı.

Yeniden açılan Gülistan Doku dosyasında  cinayeti çözebilecek çok önemli bulgulara ulaşılırken, faili meçhul dosyalardaki ifadeler, bilgiler ve belgeler yeniden ele alınıyor ve yeni teknolojik imkanlarla da yeni deliller elde ediliyor.

Gülistan Doku'nun babası Halit Doku Fotoğraf: DW

DW Türkçe'nin edindiği bilgiye göre Daire Başkanlığı içerisinde oluşturulan uzman bir ekip, örneğin bazı dosyalarda telefon baz istasyonu verilerinin alınmadığını ya da dosyada adı geçen kişi veya kişilere yeterli sorgunun yapılmadığını tespit ederse hemen ilgili savcılıklarla temasa geçiyor. Bu uzman ekipte hakim ve savcılar yer alıyor.

Bakanlık kaynakları, 5 ila 10 yıl öncesi ile günümüz teknolojisinin aynı olmadığını, şimdiki imkanlarla, özellikle de adli tıp alanında daha gelişmiş verilere ulaşılabildiğine dikkati çekti. Örneğin elde hâlâ yeterli DNA verileri varsa yapılan yeni incelemelerle daha net sonuçlara varılabiliyor.

İlk aydınlatılan dosya Abdullah Uslu cinayeti

Daire Başkanlığı kurulduktan sonraki ilk aydınlatılan dosya ise Marmaris'ten oldu.

Marmaris'te üç yıl önce yakın mesafeden silahla vurulan ve tanık beyanları sonrası "talihsiz bir kaza" olarak kayıtlara geçen Abdullah Uslu'nun ölümüne dair dosya yeniden açıldı. Yapılan incelemeler sonrasında da olayın kaza değil cinayet olduğu iddiasıyla 2 kişi tutuklandı.

Uslu'nun eşi ve komşularıyla ikametinde olduğu sırada alkollü olduğu ve silahını beline takarken kazara kendini vurduğu iddiası ile dosya 2023 yılında kapatılmıştı. Yapılan yeni incelemenin ardından ise Abdullah Uslu ve eşi Suna Uslu, komşuları Hanife ve Ergin Ayaydın ile iletişim kayıtlarında adı geçen Yüksel Kartal'ın o sırada evde oldukları belirlendi. Olayla ilgili hazırlanan kriminal rapor ve olay yeri tutanakları raporları da tekrar incelendi. Şüphelilerin, havaya ateş açıldıktan sonra yere düşen silahın yeniden ateş alıp Abdullah Uslu'yu yanlışlıkla vurduğuna dair beyanları da gözden geçirildi.

Yapılan değerlendirme sonucunda da cesedin bulunduğu yerle bulunan boş kovanlar arasındaki uyumsuzluk olduğu belirlendi ve ifadelerde bazı çelişkiler dikkat çekti. Masa başından atılan tabancadan çıkan kovanların cesedin arka tarafına gidemeyeceği anlaşıldı. Bir şüphelinin ifadesinde "yuvarlak masada yemek yediklerini" söylediği, ancak olay yeri fotoğraflarından evdeki masanın dikdörtgen olduğu da tespit edildi.

Olay tarihinde olmadığı ifade edilen kamera kayıtları da şüphelilerden birinin evinde bulundu. Olaydan sonra telefon trafiği de incelemeye alındı ve telefon trafiğinde de şüpheli davranışlar tespit edildi. Telefonlardaki yazışmalarda "en azından profesyonel katil demezler" gibi ifadeler kullanıldığına rastlandı. Tapu ve arazi kayıtları incelenince de şüpheli devirler olduğu ortaya çıktı.

Yeni deliller üzerine ifadesi alınan eş Suna Uslu olay gecesi silahın yere düşerek eşi Abdullah Uslu'yu vurduğunu söylemek konusunda ağız birliği yapma kararı aldıklarını itiraf etti. Eş, ölen Abdullah Uslu'nun komşusu Hanife Ayaydın ile arbede yaşadığını doğruladı. "İki senedir kendimde değilim gerçek ile rüyayı karıştırır haldeyim" şeklinde ifade veren Suna Uslu ve suçlamaları reddeden Hanife Ayaydın tutuklandı.

Bakanlık kaynakları tüm dosyalarda benzer süreçlerin işletildiğini, yani olay yeri tutanakları, kriminal ve adli tıp raporlarının yeniden gözden geçirildiğini, ifadelerin de bu çerçevede yeniden değerlendirildiğini kaydediyor. Gerekmesi durumunda eldeki verilerin yeniden adli tıp tarafından incelemelerinin yapıldığına da dikkat çekiliyor. Ortaya çıkan uyumsuzluk ve en ufak çelişki hakkında savcılığa bilgi veriliyor. Savcılıkların da yeni bilgi ve belgeleri isteyerek soruşturmayı genişletme kararı alabileceği kaydediliyor.

Toplumsal vicdanda yara olan davalar da çözülür mü?

Adalet Bakanı Akın Gürlek, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde kurulan daire başkanlığının çalışma kapsamını "toplum vicdanında iz bırakan, aydınlatılması beklenen her olay" olarak açıklamıştı. Daire Başkanlığı kurulma fikri ise Gülistan Doku soruşturmasının ardından hayata geçilmişti. Altı yıllık Doku dosyası raftan indirilmesi sonrasında soruşturma genişletilmiş ve yeni deliller elde edilmesi sonrasında da dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel ve oğlu Mustafa Türkay Sonel'in de aralarında bulunduğu 12 kişi tutuklanmıştı. Valinin kamu gücünü kullanarak dosyada bazı bilgi ve belgeleri yok etmeye çalıştığı iddialar arasında yer alıyor.

Bakan Gürlek, Rabia Naz ve Rojin Kabaiş gibi dosyaların da yeniden incelendiğini açıkladı.

Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi öğrencisi olan Rojin Kabaiş'in cesedi Ekim 2024 tarihinde Van Gölü sahilinde bulunmuştu Fotoğraf: DHA

Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı ile Hrant Dink cinayetlerine ilişkin faili meçhul kalan detaylara gidilip gidilmeyeceği ise merak ediliyor. Bu konuda Bakanlığın şu anda özel bir incelemesi bulunmuyor. Ancak yeni bir delil gelmesi durumunda adım atılabileceğine dikkat çekiliyor.

Adalet Bakanı Gürlek de bazı dosyaların zamanaşımına uğradığını söyledi. Geçen hafta TV100'de bu konuda açıklama yapan Gürlek, "Hukuki olarak yapılabilecekler sınırlı. Yeni bilgi ve belgeler gelirse bunlarla ilgili çalışmalar yaparız ve sonuna kadar gideriz. 1993 yılı Türkiye açısından karanlık bir dönem" ifadelerini kullandı.

Muhalefet hangi dosyalarla ilgili çalışma talep ediliyor?

Muhalefet de isimlendirdiği bazı dosyaların açılmasını talep ediyor. Rojin Kabaiş ve Rabia Naz dosyalarının yanı sıra eski AKP Milletvekili Şirin Ünal'ın evinde ölü bulunan Nadire Kadirova, Antalya'da lüks bir turistik tesiste şüpheli şekilde ölü bulunan Burak Oğraş, Elazığ'da yerel bir TV kanalında çalışırken intihar ettiği açıklanan Yeldana Kaharman, elleri ve ayakları bağlı şekilde denizde cansız bedeni bulunan Sedef Güler ile çok sayıda başka dosyanın da açılmasını talep ediyor.

Kaharman dosyasında Sedat Peker, Mehmet Ağar'ın oğlu Tolga Ağar'ı suçlamıştı. Ağar Ailesi de bu iddiaya tepki gösterip Sedat Peker hakkında suç duyurusunda bulunmuştu.

Bakanlık ise faili meçhul dosyaların yeniden değerlendirmeye alındığına dair net bir bilgi vermiyor. Bunun gerekçesi olarak da "Maktulün ailelerinde ve yakınlarında beklenti yaratmamak" olarak açıklıyor. Ancak "şüpheli" görülen tüm dosyaların mutlaka değerlendirildiğini ve kamuoyu vicdanına uygun hareket edildiğini savunuyor.

AKP'de neden rahatsızlık var?

AKP içerisinde ise özellikle AKP döneminde meydana gelen cinayetlerin "faili meçhul" olarak değerlendirilmesine yönelik rahatsızlık var. Bunun önceki bakanları zan altında bıraktığı yorumları yapılıyor. Adalet Bakanlığı yetkilileri ise bu görüşe katılmıyor. Bakanlık kaynakları, "gelişen ve değişen teknoloji ve bazı yeni imkanlar kullanılarak adım atılıyor. Dert kimseyi suçlamak değil, adalet duygusunu güçlendirmek" diyor.

Bu dosyaların yeniden açılması savcılıkların da zamanında yeterli inceleme yapıp yapmadığı sorusunu akıllara getiriyor. Bu konuda da Bakanlık yetkilileri,  "kötü niyet" aramadıklarını vurguluyor. Soruşturmada ortaya çıkan detayların bazen gözden kaçabileceğini ama temel olarak teknolojinin gelişmesinin temel rol oynadığını belirtiliyor.

Sonraki bölüme git DW Gündemi

DW Gündemi

Sonraki bölüme git Daha fazla DW içeriği