1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git

AfD Almanya'nın batısında da güçleniyor

Hans Pfeifer
10 Mart 2026

Genelde doğu eyaletlerinde başarılı olan aşırı sağcı AfD, Baden-Württeberg'deki seçimlerde oy oranını ikiye katladı ve bir batı eyaletinde şimdiye kadarki en yüksek oya ulaştı.

AfD'nin Baden-Württemberg eyaletindeki başbakan adayı Markus Frohnmaier
AfD'nin Baden-Württemberg eyaletindeki başbakan adayı Markus Frohnmaier, seçim sonuçlarını kutlarkenFotoğraf: Jana Rodenbusch/REUTERS

Almanya'nın güneybatısındaki Baden-Württemberg eyaletinde geçen Pazar günü yapılan meclis seçimleri, Yeşiller partili Cem Özdemir'in zaferi ve ilk Türkiye kökenli eyalet başbakanı olmaya hak kazanmasıyla öne çıktı.

Ancak eyalet seçimlerinin Alman siyaseti açısından bir diğer önemli boyutu, aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) partisinin oy oranını neredeyse ikiye katlayarak yüzde 18,8'e çıkarması oldu. Genelde doğu eyaletlerinde yüksek oy toplayan parti, bir batı eyaletinde şimdiye kadar aldığı en yüksek oy oranına ulaştı.

AfD Eş Genel Başkanı Tino Chrupalla, seçim gecesi verdiği demeçlerde seçim sonucunu "Bu akşamın kazananı biziz" diye özetledi. AfD'nin eyaletteki başbakan adayı Markus Frohnmaier de benzer mesajlar vererek seçim sonuçlarından çok memnun olduğunu söyledi.

Dünyanın en zengin bölgelerinden biri

AfD'nin geleneksel olarak güçlü olduğu doğu eyaletlerinden farklı olarak Baden-Württemberg, ekonomisi güçlü ve  maaşların yüksek olduğu bir bölge.

Mercedes-Benz, Porsche, SAP, Bosch gibi dünyaca ünlü pek çok şirketin merkezinin bulunduğu Baden-Württemberg'de Almanya'nın ünlü orta sınıfı yaşıyor, yüksek vergi gelirleri küçük belediyelere kadar ulaşıyor. Baden-Württemberg'deki seçim başarısı, AfD'nin artık tüm ülkede kökleşmeye başladığının bir işareti.

Alman iç istihbaratı tarafından "aşırı sağ şüpheli vaka" olarak sınıflandırılan parti, seçim kampanyalarında göçe karşı ve kitlesel sınır dışıları savunan tutumuyla puan toplamayı başardı. Otomobil sanayisinin güçlü olduğu eyalette, çevreci alternatif motor çeşitlerini savunan partileri "vatana ihanetle" suçladı, klasik benzinli motorlardan yana tavır koydu ve iklim değişikliğinin insanlardan kaynaklandığı tezine karşı çıktı.

AfD seçim kampanyalarında Yeşiller'in çevreci politikalarını hedef aldı. Afişin üzerinde "Rüzgâr enerjisi yerine ormanlar" yazıyorFotoğraf: Müller-Stauffenberg/IMAGO

İşçilerin yüzde 37'si AfD'ye oy verdi

AfD, özellikle işçi sınıfından oy topladı. Kamuoyu araştırma şirketi infratest-dimap'ın analizine göre eyaletteki işçilerin yüzde 37'si AfD'ye oy verdi. Ekonomideki yapısal değişim ve işini kaybetme korkusunun işçi sınıfının AfD'ye meyletmesine neden olduğu düşünülüyor.

Hohenheim Üniversitesi'nden iletişim bilimci Frank Brettschneider, seçim akşamı ARD televizyonunda yaptığı değerlendirmede, AfD taraftarlarının dünyada olup bitenlere daha kötümser bakma eğiliminde olduğuna dikkat çekerek "Mevcut durumu diğer seçmenlere göre çok daha olumsuz görüyorlar ve 'eskiden her şey daha iyiydi' yaklaşımı AfD seçmeni arasında çok yaygın" dedi.

AfD genel olarak, seçime yüksek katılımdan da yarar sağladı. Normalde sandığa gitmeyen kesimden yaklaşık 200 bin oy toplamayı başardı.

Ana hedef federal başbakan çıkarmak

Ancak seçimdeki tüm başarıya ragmen AfD, Baden-Württemberg'deki yüzde 25 ve üzeri oy alma hedefini tutturamadı. Partinin ana hedefi, Almanya genelinde oylarını yükselterek, eş başkan Alice Weidel'i Almanya'nın başbakanı yapmak. Dolayısıyla bir eyalette seçim kazanmak ya da hükümet ortağı olmak, parti için yeterli değil.

Ancak AfD'nin bu hedefi önünde bazı engeller var. Geçen yıl Almanya genel seçimlerinde öfkeli söylemi, duygusal konuşmalarıyla seçim kampanyasını başarılı bir şekilde yürüten Eş Genel Başkan Alice Weidel, artık o kadar popüler değil. Kitlesel sınır dışıları savunan, İslam ve siyasî rakiplere karşı radikal söylemlerle parti içinde de tasvip edilen Weidel,  parti içinde zayıflamış durumda. Bunun nedeni, içeride yaşanan sorun ve skandalların hesabının parti yönetimine kesilmesi, yönetimde zayıflık suçlamalarının parti içinde yayılması.

AfD eş genel başkanları Alice Weidel ve Tino ChrupallaFotoğraf: Liesa Johannssen/REUTERS

Kayırmacılık skandalı partiyi sarstı

Parti, Şubat ayında patlak veren kayırmacılık skandalıyla kaynıyor, parti yönetimi zor durumda. AfD milletvekillerinin, akraba ve arkadaşlarını Federal Meclis ve eyalet meclislerindeki parti grubu ofislerinde çalıştırdığı geçen ay ortaya çıkmıştı.

Akrabaların milletvekillerinin kendi bürolarında değil başka partililerin yanında işe alınması nedeniyle bu uygulama yasa dışı değil. Ancak yine de tabanda hoş karşılanmadı. Bunun nedeni, partinin diğer partilerden farklı olduğuna dair yaymaya çalıştığı izlenim. Genç bir parti olarak şimdiye kadar hükümet etme sorumluluğu taşımamanın getirdiği avantajdan yararlanan AfD'de büyük skandallar ya da krizler yaşanmamıştı.

AfD'liler kayırmacılık suçlamalarını siyasî rakiplerini vurmak için sıklıkla kullanageldi. Diğer partilerden oluşan bir kartelin devletin içini boşalttığı propagandasını yaydılar. Şimdi kendi partileri içinde kayırmacılığın ortaya çıkması AfD'lileri zora soktu.

Eş Genel Başkan Alice Weidel, şimdiye kadar tartışmaların dışında durmaya, uygulamayla ilgili eleştirilere katılmamaya özen gösterdi. Normalde atak tutumuyla bilinen Weidel, şaşırtıcı derecede savunmaya çekilmiş durumda.

Radikallerden parti yönetimine baskı

AfD içinde önemli bir yere sahip olan radikal kanat, parti içindeki çatışmayı körüklüyor. Radikaller için AfD'nin sadece başarılı olması yeterli değil. Aynı zamanda Almanya'da radikal bir ideolojik dönüşüm talep ediyorlar. Onların hayali, milletvekilliği kazanmaktan ibaret değil. Göçmenlerin olmadığı, İslam’ın olmadığı, beyaz ve homojen bir Alman toplumu hayal ediyorlar. İşte bu mücadelede en büyük tehlikeyi kendi saflarında görüyor, parti üyelerinin yüksek maaşlı milletvekilliklerinin cazibesine kapılması endişesi taşıyorlar.

Seçim gecesi daha sonuçlar açıklanırken bile bu çevrelerin sert eleştirileri kamuoyuna yansıdı. Hem de partiye yakın medyada ve seçim başarısına rağmen. Federal Meclis eski milletvekillerinden Armin-Paul Hampel, aşırı sağcı çevrimiçi kanal Compact TV’nin canlı yayınında "Artık aparatçiklerimiz var!" çıkışında bulundu. Sovyetler Birliği döneminden kalma "aparatçik" kelimesi, parti aygıtının memurları gibi davranan, koltuk derdine düşmüş, sorgulamayan kişi anlamına geliyor.

"Yeşil ideoloji" kazandı

Tüm bunlar göz önüne alındığında AfD'nin Baden-Württemberg'deki seçim başarısının etkisi sınırlı kalıyor. Bunun bir başka nedeni ise, Yeşiller'in seçimlerden birinci parti olarak çıkmış olması. AfD'nin seçim kampanyalarının merkezî konusu, Almanların "yeşil" ideolojiyi reddettiği ve doğru yolu AfD'de gördüğü propagandasıydı.

Ancak Yeşiller birinci parti olmakla kalmadı, aynı zamanda Almanya'da ilk Türkiye kökenli eyalet başbakanını çıkarmış oldu. AfD ise parlamentoda muhalefet koltuklarında oturmaya devam edecek.

Sonraki bölüme git DW Gündemi

DW Gündemi

Sonraki bölüme git Daha fazla DW içeriği