1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git

Afrika'da camiler üzerinden siyasi nüfuz yarışı

21 Aralık 2019

Afrika'da inşa edilen yüzlerce cami, yürütülen güç mücadelesinin bir yansıması olarak görülüyor. Bu yolla siyasi nüfuzunu attırmak isteyen ülkeler arasında Türkiye, İran ve Suudi Arabistan yer alıyor.

Somali'nin başkenti Mogadişu'daki İslami Dayanışma Camii
Somali'nin başkenti Mogadişu'daki İslami Dayanışma CamiiFotoğraf: picture-alliance/AP Photo/F. A. Warsameh

Cibuti'de, 13 bin metrekare alana inşa edilen II. Abdülhamid Han Camii ve Külliyesi'nin açılışı kasım ayında yapıldı.

Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nın da bulunduğu Salines Ouest semtinde bulunan cami, ülkenin en büyüğü olma özelliğini taşıyor. Altın kaplama kubbesi 27 metre yüksekliğinde. 46 metre yüksekliğinde de iki minaresi bulunuyor. Kubbesinde ve duvarlarında klasik Osmanla hat sanatı yer alıyor.

Dev yapı güvenin simgesi mi?

Türkiye Diyanet Vakfı, yaptırdığı bu cami ve külliyeyi, Türkiye ile Cibuti arasında güçlü bağın bir sembolü olarak görüyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 2015 yılındaki ziyareti sırasında, Cibuti Cumhurbaşkanı İsmail Ömer Guelleh'nin, "ülkesinde Osmanlı mimarisinin izlerini taşıyan bir cami görme ve semalarında da İstanbul usulü ezanı duyma" isteğini dile getirdiği, caminin bu istek üzerine inşa edildiği belirtiliyor.

Leibniz Çağdaş Şark Enstitüsü’nden (ZMO) antropolog Abdoulaye Sounaye, bunun Türkiye’nin stratejik vizyonunu yansıtan bir yatırım olduğunu, "Türkiye, İslami bir güç olarak öne çıkmak istiyor, tıpkı Suudi Arabistan gibi" sözleriyle aktarıyor.

Türkiye nüfuzunu artırmak istiyor

Diyanet İşleri Başkanlığı, 45 yıldır, 25 ülkede yüzü aşkın cami ve eğitim kurumunun inşasına finansman sağladı. Bu ülkeler arasında Cibuti'nin yanı sıra Gana, Burkina Faso, Mali ve Çad da yer alıyor. Güney Afrika'daki camilerin renovasyonuna destek veren, güney yarım kürenin en büyük camisi olduğu söylenen Nizamiye Camii’ni inşa eden Türkiye Somali’de de cami renovasyon çalışmalarına destek verdi.

Bu ihtişamlı, büyük yapıların bazıları, elektrik dahi verilemeyen bazı bölgelerde yer alıyor.

Abdoulaye Sounaye’ye göre bu camileri inşa eden ülkeler bölge halklarına, "Bize güven duyabilirsiniz, bizim hazır kaynağımız var" mesajını veriyor.

Güney Afrika Cumhuriyeti'nin Johannesburg kentindeki Nizamiye Mescid CamiiFotoğraf: picture-alliance/Bildagentur-online/Schickert

Suudi Arabistan onlarca yıldır yapıyor

Suudi Arabistan da Afrika kıtasına yatırım yapıyor. Mogadişu’daki cami 1987 yılında Fahd bin Abdülaziz el Suud Vakfı tarafından finanse edildi. Sounaye, "Suudi Arabistan 10 hatta 20 yıldır bunu yapıyor, Nijerya, Nijer ve Mali'ye yatırım yapıyor. Bu yolla İslam’a ilişkin kendi teolojik yaklaşımlarını, Selefiliği vaaz ediyor" diye konuşuyor.

Rekabet yaşanıyor

Senegal’in başkenti Dakar’daki Timbuktu Enstitüsü Müdürü Bakary Sambe ise, "Camilerde her türlü ideolojinin yayılması mümkün, bu ülkeler din aracılığıyla nüfuz ediyor, güç kazanıyor" görüşünü savunuyor.

Afrika’da radikalleşme konusunda araştırmalar yürüten Sambe, din üzerinden nüfuzu artırmanın Afrika'da etkili bir strateji olduğunu, Türkiye ve Suudi Arabistan'ın bu stratejiyi uyguladıklarını, Katar ve İran'ın da bu potansiyeli keşfettiklerini belirtiyor.

İran'ın Senegal, Fildişi Sahilleri ve Gine’de cami inşa ettiğini anlatan Sambe, "Ortadoğu ülkeleri arasında bir güç mücadelesi yaşandığını" söyleyerek, Şii azınlık ile Sünni devlet kurumları arasında şiddete varan gerilimlerin yaşandığı Nijerya'yı örnek gösterdi. Sambe, İran'ın bu ülkede faaliyetlerini artırmasıyla birlikte Suudi Arabistan'ın da cami inşaatlarına hız verdiğini, bu yolla Selefiler üzerindeki kontrolünü yitirmemeyi hedeflediğini kaydetti.

Moritanya'nın Nuakşot kentinde Suudi Arabistan sponsorluğunda inşa edilen Merkez CamiiFotoğraf: imago/robertharding

Radikalleşme

Radikalleşmenin arttığı bir diğer ülke de nüfusunun yüzde 99'u Müslüman olan Nijer. Antropolog Sounaye, bu ülkede de Suudi Arabistan'ın desteği sayesinde Selefiliğin çok güçlü olduğuna dikkat çekiyor.

Sounaye, Selefiliğin Afrika'da 1990'lı yıllardan bu yana Suudi Arabistan tarafından desteklenmesi nedeniyle çok fazla kriz yaşandığını belirtiyor. Nijerya'da radikalleşmenin bir sonucu olarak İslamcı Boko Haram gibi örgütlerin ortaya çıkmasına yol açtığını da sözlerine ekliyor.

Timbuktu Enstitüsü Müdürü Bakary Sambe ise Mali ve Nijer’deki radikalleşmenin en çok Sufileri mağdur ettiğini belirtiyor.

"Selefiler onları yok etmek istiyor" diyen Sambe, Sufilerin sayıca çoğunlukta olmalarına karşın, Suudi Arabistan destekli Selefilerin güç kazandığını aktardı.

Suudi Arabistan, yıllardır artık Afrika’daki Selefilerle işbirliği yapmadığını savunuyor. Sambe bunun gerçeği yansıtmadığını söyledi, "Suudi Arabistan devleti 'Biz bu radikal hareketlere para vermiyoruz' diyor. Ancak özel ve zengin kuruluşlar yoluyla bu camilere finansman devam ediyor" diye konuşuyor.

Afrika'da süren "din diplomasisine" son yıllarda Fas da katıldı. 6. Muhammed Enstitüsü’nü kuran Fas, 2015 yılından itibaren ılımlı İslam yoluyla radikal ideolojileri geri püskürtmek için faaliyet gösteriyor.

Silja Fröhlich

© Deutsche Welle Türkçe