1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git

131010 Islam Deutschland

14 Ekim 2010

Bonn kentindeki Almanlara ülkelerindeki Müslümanlarla ilgili görüşlerini sorduk. Bazıları hoşgörü çağrısında bulunurken, bazıları da Almanya'da İslamî kurallara göre hareket edilmemesi gerektiğine vurgu yaptı.

Fotoğraf: AP

Almanya’da yaşayan göçmen kökenlilerin topluma uyumu konusundaki tartışmalar hararetli bir şekilde devam ediyor. Okullarında Alman öğrencilerin ayrımcılığa hatta göçmen kökenlilerce uygulanan şiddete maruz kaldığı yönündeki iddiaların ardından, Hrıstiyan Sosyal Birlik Partisi Genel Başkanı ve Bavyera Eyaleti Başbakanı Horst Seehofer'in Türk ve Arapların Almanya'ya göçüne sınırlama getirilmesi gerektiği önerisi tepkilere yol açmıştı. Sosyal Demokrat Parti'ye yakınlığıyla bilinen Friedrich-Ebert Vakfı'nın yaptırdığı bir araştırma ise ürkütücü sonuçlar ortaya koydu. Ankete katılan her dört kişiden biri yabancı düşmanı görüşlere katılırken, on kişiden biri antisemitist ifadeleri onaylıyor. Yüzde 35,5'lik bir kesim ülkede ‘çok fazla' yabancı olması nedeniyle ‘Alman toplumunun tehlikeli bir şekilde yabancılaştığını' düşünüyor. Beşte birlik ise kesim istihdam sıkıntısı durumunda yabancıların sınır dışı edilmesini onaylıyor. Biz de Almanya'da Müslümanlara yönelik tartışmalarla ilgili görüşlerini almak için, Almanya’nın Bonn kentinde yaşayanlara mikrofonlarımızı uzattık.

“Alman yasalarına uymalılar”

İsmini açıklamak istemeyen yaşlı bir Alman kadın, ülkede yaşayan herkesin Alman yasalarına göre hareket etmesi gerektiği görüşünü dile getirdi: "Müslümanlar gerçekten Kuran’ı Kerim'e göre hareket edip, taşlama ve benzeri tuhaf şeyleri bırakırlarsa, onlarla birlikte yaşanabilir. Tabii Alman yasalarına göre de hareket etmeleri şart. Bazı durumlarda İslamî kurallara göre karar verilmesini doğru bulmuyorum. Almanya’da yaşayanlar, Alman yasalarına uymak zorundadır. Bir Müslüman genç kadın, Alman bir erkek arkadaşı olmasını istediğinde, en büyük problemleri erkek yaşıyor. Böyle bir şeyden nefret ediyorum ve böyle yaklaşımları kesinlikle desteklemiyorum. Ama onun dışında hayli hoşgörülüyüm. “

20 yaşındaki satış elemanı Sandra, "İslam bir yandan buraya ait, diğer yandan da değil. Herkesin kendi dini vardır ve herkes kendi dinini istediği gibi yaşamalıdır. Ancak diğer yandan Münih’te sokakta namaz kıldıkları zaman bazen biraz abartıyorlar. Benim de Müslüman birkaç arkadaşım var. Bu açıdan hiçbir olumsuz tecrübe yaşadım” ifadelerini kullanıyor.

Basında çıkan haberlere eleştiri

Martin Lösing adlı Alman ise basında çıkan olumsuz haberleri sorumlu tutuyor: "Bir kaç tane Müslüman iş arkadaşım var. Yani ben olumsuz bir tarafı olmayan kimseleri tanıyorum. Ancak diğerlerinin şüpheleri olmasını ve Müslümanlarda bir tehdit görmelerini anlayabiliyorum, çünkü Müslümanlar basında aşırı radikal olarak gösteriliyor. İnsan, ılımlı 'normal' Müslümanlarla ilgili herhangi bir şey görüp işitmiyor.“

Jürgen Neumann adlı Alman da "Ben İslam’ın da diğer dinler gibi bir din olduğunu, esasında Kur'an-ı Kerim’e göre barışçıl bir din olduğunu düşünüyorum. Ortalığı saran korku, her zaman radikal çevrelerden kaynaklanıyor ve abartılı değerlendirmeler yapılıyor. Müslümanların, kısa bir süre önce 'Almanca öğrenin ve uyum sağlayın' açıklamasında bulunan bakanlarının tavsiyelerini dinlemeleri gerektiğini düşünüyorum” şeklinde konuşuyor.

“Biz bu insanları dinleriyle birlikte getirdik”

Neumann’ın burada kastettiği kişi Türkiye Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış. Hoşgörü çağrısı yapan 27 yaşındaki öğrenci Till ise "İslam neden Almanya’ya ait olmasın ki? Her şey İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra, çalışılacak çok sayıda iş yerinin bulunduğu ve ülkeyi yeniden inşa etmemize yardımcı olacak insanlara ihtiyaç duyduğumuzda başladı. İnsanları buraya dinleriyle birlikte getirdik. Sırf başka bir ülkeye seyahat ettikleri için insanların kültürlerini yasaklayamazsınız. Benim burada, iş yerinde Müslümanlarla olumlu tecrübelerim var çünkü çok yardımseverler” diyor.

18 yaşındaki Alman genç kız, bazen Almanların da yanlış davranışlar sergilediklerini söylüyor: "Alman tarafında da her zaman kara koyunlar bulunuyor. Sokakta sırf onunla konuştuğum için bir Alman suratıma tükürmüştü. Müslümanlara karşı önyargılar olmaması gerektiğine inanıyorum.”

Göçmenler ne düşünüyor?

Peki ya, göçmen kökenliler neler düşünüyor? 10 yıldır Almanya’da yaşayan Suriyeli Hasan, "Alman halkı, çok dayanışma gösteren bir halk ve bizi de yabancı olarak destekliyorlar. Burada ulaştıklarıma ülkemde ulaşamazdım. Burada üç kuaför salonu açıp, ustalık sertifikası alabildim. Alman halkı, Alman hükümeti ve yabancıları destekleyen Alman yasalarından gurur duyuyorum” diyor.

6 yıldır Almanya’da yaşayan Faslı öğrenci Nergis Bin Hamide, Suriyeli Hasan kadar iyi tecrübeler yaşamamış: "Almanya'da olmak ilginç bir tecrübe. Ancak bir yabancı olarak, dinim ve dış görünüşüm nedeniyle pek çok zorluk yaşıyorum. Bu, Alman toplumuna uyumu zorlaştırıyor. Çok fazla Almanca konuşamıyorum. Müslümanlar, İslam’ı nasıl temsil edeceklerini bilmiyor. Dil ve gelenek gibi faktörler nedeniyle çok iyi uyum sağlayamıyorlar.“


© Deutsche Welle Türkçe


Magdalena Suerbaum / Çeviri: Başak Sezen

Editör: Murat Çelikkafa