Almanya: 2026 iç siyasette zorlu bir yıl olacak
24 Aralık 2025
Almanya'da Hristiyan Birlik partileri (CDUve CSU) ile Sosyal Demokrat Parti'den (SPD) oluşan hükümeti dağılmanın eşiğine getiren emeklilik paketi, Aralık ayında hem kabineden hem de Federal Meclis'ten geçti. Ancak uzun vadeli sonuçları olacak kararların alınması ileri bir tarihe atıldı.
Emeklilik maaşı 2031 yılına kadar aynı oranda kalacak olsa da sistemde planlanan temel reformları görüşmek üzere bir komisyon kuruldu. Komisyon, 2026 ortasına kadar reform önerilerini sunacak.
Nüfusu giderek yaşlanan Almanya'da emeklilik yaşı 67'den 70'e mi yükselecek, yoksa ekonomi profesörü Jens Südekum'un da önerdiği gibi genel bir emeklilik yaşından vaz mı geçilecek? sorusu ise kamuoyunu meşgul etmeyi sürdürüyor.
Emeklilik paketinin yoğun şekilde tartışıldığı dönemde Prof. Südekum, emekliliğinyaş bazlı değil, kıdem bazlı başlaması gerektiğini savunmuştu. Südekum'a göre, örneğin meslek eğitimine 16 yaşında başlayan ve erken yaşta emeklilik primi ödemeye başlayan bir zanaatkâr 45 yılı doldurur doldurmaz emekli olabilecekken üniversite eğitimi alan ve çalışma hayatına geç giren, dolayısıyla da emeklilik sandığına geç ödeme yapmaya başlayan bir akademisyen de 45 yılı doldurduğu sene emekli olabilmeli, yaşı 67 oldu diye değil.
CDU'lu Başbakan Friedrich Merz, emekliliği meslek gruplarına göre bölecek bu öneriyi "kesinlikle üzerinde düşünülmeye değer" şeklinde niteledi ve bunun önümüzdeki yıllarda bir komisyon tarafından geliştirilecek reform önerilerinde rol oynayabileceğini de kaydetti.
Dolayısıyla genç kuşakla yaşlı kuşak arasında bölünmeye yol açan bu konunun önümüzdeki yıla da damgasını vurması bekleniyor.
Almanya'nın 2026 bütçesinde, emeklilikteki açıkları dengeleyen devlet katkısı 128 milyar euroyu bulacak. Bu da toplam bütçenin yaklaşık dörtte birine tekabül ediyor. Özellikle genç muhafazakâr vekiller emeklilik reformunu, kendi kuşaklarına yük getireceği gerekçesiyle adil bulmuyor. Özellikle de emeklilik maaşı asgari limitinin geçerli olacağı 2031 sonrası için. Bu nedenle reformda somut iyileştirmeler talep ediyorlar.
Emeklilik komisyonunun 2026'da uygulanabilir öneriler sunarken bu talepleri de dikkate alması gerekecek.
Ocak'tan itibaren gençlere askerlik yoklaması mektubu gidecek
Askerlik hizmeti konusundaki değişiklikler de Ocak ayında yürürlüğe giriyor. Sene başından itibaren 18 yaş ve üzeri gençlere askerlik hizmeti için yoklama mektupları gidecek. Genç erkeklerin cevaplaması zorunlu, yaşıtı genç kadınlar ise isteğe bağlı olarak cevaplayabilecek. Askerliğe uygunluk durumunun ve ülkedeki potansiyelin tespitine hizmet etmesi amaçlanan yoklamaya katılım zorunlu olacak.
Hükümet, önümüzdeki on yıl içinde Alman ordusunun asker sayısını 184 binden 255 bin ila 270 bin seviyesine çıkarmay, bunu da öncelikle gönüllülük esasına göre yapmayı hedefliyor. Sosyal Demokrat Savunma Bakanı Boris Pistorius'un planı şimdilik bunu öngörüyor.
Pistorius ayrıca ilaveten 200 bin yedek askerin de orduya dahil edilmesini planlıyor.
2026 bu konuda belirleyici olacak, zira önümüzdeki yıl "yeterli sayıda gönüllü mevcut mu yoksa hükümetin 2011'den beri askıya alınmış olan zorunlu askerliği yeniden yürürlüğe koymak üzere harekete geçmesi mi gerekecek?" sorusu cevaplanmaya başlayacak.
Almanya için Alternatif (AfD) eyalet seçimlerini kazanır mı?
2025'te Almanya, "aşırı sağcı, göç ve İslam karşıtı parti Almanya için Alternatif (AfD) daha ne kadar güçlenecek?" sorusuyla meşguldü. Şubat 2025'te yapılan Federal Meclis seçimlerinde kazandığı vekillerle parlamentodaki en güçlü muhalefet haline gelen AfD'nin, 2026'da yapılacak eyalet ve yerel seçimlerde ne kadar güçleneceği de önümüzdeki yıl kamuoyunu meşgul edecek sorulardan olacak.
Özellikle doğudaki iki eyalet olan Saksonya-Anhalt ve Mecklenburg-Vorpommern'da düzenlenecek eyalet parlamentosu seçimlerine dair yapılan kamuoyu yoklamaları, ikisinde de AfD'nin birinci güç olacağına işaret ediyor.
Bu arada aşırı sağcı partinin, Saksonya-Anhalt'ta yüzde 40, Mecklenburg-Vorpommern'de de yüzde 38 ile seçmen nezdinde yükselmeye devam ettiği görülüyor.
Siyasi yelpazenin merkezindeki demokratik partiler bu durumu değiştirmeyi başarabilecek mi? Eğer AfD her iki eyalette de açık ara ile en güçlü parti olursa, Başbakan Merz'in partisi muhafazakâr CDU, AfD ile hiçbir koşulda iş birliği yapmama sözünü, bu partiye karşı çekilen güvenlik setini koruyabilecek mi?
Her iki seçim de Eylül ayında yapılacak ve o zamana kadar AfD ile CDU ve CSU'dan oluşan Hristiyan Birlik bloğunun nasıl bir ilişki kuracağına dair tartışmalar gündemi belirlemeye devam edecek.
2026'daki seçimlerin fitili ise doğuda değil, güney eyaletlerinden Baden-Württemberg'de ateşlenecek. 2011 yılından beri Almanya'da Yeşiller partili bir başbakanı olan tek eyalet olan Baden-Württemberg'de Yeşiller'in başbakan adayı eski Gıda ve Tarım Bakanı Cem Özdemir. Ancak dağılan önceki hükümet ortağı Yeşiller, Şubat ayı sonunda düzenlenen genel seçimlerle muhalefete geçti ve orada rolünü henüz bulabilmiş değil.
Kamuoyu anketleri de bunu doğrular nitelikte. Cem Özdemir, sadece muhafazakâr CDU'lu rakibinin gerisinde kalmıyor, AfD'nin başbakan adayının da gerisinde kalarak üçüncü sırada görünüyor. Bu durumun devam etmesi ve sandıktan da sonucun böyle çıkması halinde eyalette Yeşiller-CDU koalisyonu değil, CDU-Yeşiller koalisyonu kuvvetle muhtemel; bu da başbakanı Yeşiller'in değil CDU'nun çıkaracağı anlamına gelecek.
Göç: Merz sınır kontrollerinin kalkmasını umuyor
Göç konusu da yılın gündem maddelerinin başında yer alacak. Hükümetin Mayıs 2025'te göreve başlamasından bu yana, özellikle Federal İçişleri Bakanı Alexander Dobrindt (CSU) "Almanya artık göçmenlere karşı sert bir politika izliyor" mesajı veriyor. Bakan, sığıma anayasal bir hak olduğu halde sınırda daha fazla insanın iltica talebinde bulunmasını engelleyerek doğrudan geri çevrilmesini de savunuyor ve planlıyor.
Almanya'nın talep ettiği sert göç politikası Aralık ayı ortasında Avrupa Birliği (AB) içişleri bakanları tarafından da kabul edildi. Bakanlar, uzun süren tartışmalar sonucunda sığınma politikasının sertleştirilmesi konusunda uzlaştı.
Uzlaşının Haziran 2026'da yürürlüğe girecek ve ilticaları sertleştiren yasal düzenlemeyle uyumlu hale gelmesi için çalışmaların başlaması konusunda da Avrupa Parlamentosu (AP) aşırı sağcıların da desteğiyle yeşil ışık yaktı. Söz konusu uzlaşma iki önemli alanda sert sığınma politikası izlenmesini öngörüyor; İlki Italyan hükümetinin Arnavutluk'ta, İngiltere'nin Ruanda'da denediği gibi, AB üyesi olmayan üçüncü ülkelerde iltica merkezleri kurmasının önünü açıyor.
AB'de kalma hakkı olmayıp topluluğu terk etmeyi reddeden kişilere daha ağır cezalar verilmesi de mümkün hale geliyor.
Başbakan Merz, sertleşecek ortak sığınma politikasıyla Almanya'nın tüm dış sınırlarındaki zahmetli ve külfetli kontrollerin 2026'da kalkmasını umuyor. AB'nin ilticalarda sertleşmeyi öngören düzenlemesinin tamamlandıktan sonra AP'den geçmesi gerekiyor. Ancak hem Komisyon, üye ülkeler ve AP müzakerecileri üzerinde uzlaşı sağladığı için, hem de en büyük grup olan muhafazakarlara AP'deki aşırı sağcılar da destek verdiğinden düzenlemesinin geçeceğine kesin gözüyle bakılıyor.
Hükümet 2026'da iklim politikası yüzünden tartışacak mı?
2026, Almanya'nın ulusal iklim koruma hedefleri için de kritik bir yıl olacak. Aralık ayında AB iklim hedeflerini somutlaştırdı ve sera gazı emisyonlarının 2040 yılına kadar 1990 seviyesine kıyasla yüzde 90 oranında azaltılması hedefleniyor. 2050'de ise AB iklim nötr olmak istiyor. Sosyal Demokrat Federal Çevre Bakanı Carsten Schneider bu durumdan büyük memnuniyet duyduğunu belirterek "Yeni AB iklim hedefi muhtemelen bu yasama döneminin en önemli iklim politikası kararı" diye konuşuyor.
Schneider, Mart ayında yeni bir iklim koruma planı sunarak Almanya'nın bu hedefe ulaşmada nasıl bir yol izleyeceğini açıklamayı hedefliyor. Berlin, 2025 başına kadar iklim gazlarını yüzde 48 oranında azaltmayı başardı. Ancak CDU'lu Ekonomi Bakanı Katherina Reiche, Yeşiller partili selefi kadar rüzgâr ile güneş enerjisine yatırım konusunda pek de hırslı değil ve daha çok gaz santrallerine güvenmeyi tercih ediyor.
Greenpeace iklim uzmanı Martin Kaiser; dağılan önceki Sosyal Demokrat, Yeşiller ve Liberal hükümet dönemine göre ulaşım ve konut sektöründe "dramatik" eksiklikler olduğunu belirtiyor ve bunların, uygun ve sosyal açıdan da halk için kabul edilebilir acil önlemlerle dengelenmesi gerektiğini savunuyor. Ekonomi Bakanı Reiche'nin planladığı gibi sanayi ve enerji politikasında fosil yakıtlara dönüşe ise müsaade edilmemesi gerektiğini vurguluyor.
İklim politikasında da hükümeti önümüzdeki yıl sert bir tartışma bekliyor. Özetle iç siyaset açısından 2026, her hâlükârda tartışmalı ve hareketli bir yıl olacak.