1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git

Almanya'da ADHD tanılarında yüzde 200 artış

12 Aralık 2025

Almanya'da yetişkinlerde dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu tanıları son on yılda neredeyse yüzde 200 arttı. Yeni bir araştırma bunun nedenlerine ışık tutuyor: Artan farkındalık, pandemi etkisi ve sosyal medya.

Beyaz bir zemin üzerinde görülen ADHD harfleri. Harflerin ortasında bir ip yumağı var
Sembol fotoğrafFotoğraf: Iaroslav Danylchenko/Zoonar/imago images

Almanya'da giderek daha fazla yetişkine dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (ADHD veya Türkçe DEHB) tanısı konuyor. Yeni bir çalışmaya göre 2015'te 10 bin kişi başına 8,6 olan yıllık ilk tanı oranı 2024'te 25,7'ye yükseldi.

Bu yaklaşık yüzde 200'lük artışa işaret ediyor. Veriler, 18 yaş üstü sigortalıların doktor kayıtlarını analiz eden ve Deutsches Ärzteblatt International'da (Uluslararası Alman Tabipler Birliği Dergisi) yayımlanan bir araştırmadan geliyor.

Araştırmacılar, özellikle 2021'den sonra yeni tanılarda belirgin bir sıçrama olduğunu aktarıyor. Kadınlardaki artış daha çarpıcı; 2021'de 12,7 olan oran 2024'te iki cinsiyette de 25,7'ye çıktı. Çalışma, bunun çoğunlukla "gecikmiş tanı" olduğuna işaret ediyor. Hastalığın çocuklukta başlaması bekleniyor; ancak kız çocukları belirtileri daha sessiz yaşadıkları için daha az fark ediliyor.

Araştırmada kullanılan yöntem de önemli. Bir kişinin "ilk kez ADHD tanısı aldığı" kabul edilmesi için önceki iki yıl içinde hiçbir kayıt bulunmaması şartı aranıyor. Bu da çocukluk yıllarında tanı almış bazı kişilerin aradan uzun zaman geçince yeniden "ilk tanı" gibi görünmesine yol açabiliyor. Yine de tablo net: ADHD yetişkinlikte artık çok daha sık teşhis ediliyor.

Farkındalık, pandemi etkisi ve sosyal medya

Peki tanılar neden bu kadar arttı? Bilim insanlarına göre bunun birkaç nedeni var. Öncelikle toplumda ADHD'ye yönelik farkındalık yükseldi. Medyanın ve sosyal medya platformlarının hastalığı görünür kılması, daha fazla kişinin doktora başvurmasına yol açtı.

Ayrıca 2019'da yürürlüğe giren yeni teşhis kodu, daha önce dağınık kaydedilen vakaların artık daha düzgün sınıflandırılmasını sağladı.

Üçüncü faktör ise pandemi. COVID-19 döneminde artan psikolojik yük, dikkat ve kontrol mekanizmalarını zorladı; izolasyon, iş baskısı ve belirsizlik birçok yetişkinin belirtilerinin farkına varmasını sağladı.

ADHD konusunun sosyal medyada hızla yayılması ise ayrı bir tartışma başlığı. TikTok ve Instagram'da "ADHD belirtileri" videolarının milyonlara ulaşması, uzmanlara göre hem farkındalığı artırıyor hem de kavramın yanlış anlaşılmasına yol açabiliyor.

Freiburg Üniversite Hastanesi'nden Swantje Matthies, "İnsanlar kendilerini bazı anlatılarla özdeşleştirip tanı kriterlerini karşılamadıkları hâlde ADHD olduklarını düşünebilir" diyor.

Sembol fotoğrafFotoğraf: Berit Kessler/Zoonar/imago images

Bonn Üniversite Hastanesi'nden Alexandra Philipsen ise sosyal medyanın "düşük eşikli öz tanı yolculuğuna" dönüştüğünü belirtiyor ve profesyonel değerlendirme olmadan tanı konamayacağını vurguluyor.

Tanı artışı ne anlama geliyor?

Uzmanlara göre tanı sayılarındaki yükselişin bir başka boyutu da sağlık sistemine yansıyan yük. Yetişkin psikiyatri klinikleri, ADHD değerlendirmesi için bekleme sürelerinin son yıllarda belirgin şekilde uzadığını bildiriyor. Özellikle büyük şehirlerde randevu bulmak aylar alabiliyor. Araştırmacılar, artışın "gerçek bir salgın" anlamına gelmediğini, daha çok "buzdağının görünmeyen kısmının ortaya çıkışı" olduğunu vurguluyor.

Matthies, ADHD tanısının yalnızca dikkat ve hiperaktivite sorunlarını değil, hastaların yaşam kalitesini etkileyen çok daha geniş bir tabloyu içerdiğini belirtiyor:

"Uygun şekilde tedavi edilmeyen ADHD; depresyon, kaygı bozuklukları, ilişki problemleri ve iş hayatında tekrarlayan başarısızlıklarla yakından ilişkili." Bu nedenle yetişkinlikte tanı konması, çoğu kişi için gecikmiş bir rahatlama anlamına gelebiliyor.

Sosyal medyada fenomen hâline gelen "işte ADHD olduğunuzu gösteren 10 belirti" videolarının etkisi ise iki yönlü. Bir yandan bireylerin fark ettikleri sorunları ciddiye almalarını sağlıyor; diğer yandan karmaşık bir nöropsikiyatrik bozukluğu, gündelik davranış kalıplarıyla eşitleyerek yüzeyselleştirebiliyor.

Philipsen, "Hastalar bazen 'ergenken böyleydim, demek ki bende ADHD varmış' diye geliyor. Oysa tanı, ayrıntılı klinik değerlendirme ve gelişimsel öykü olmadan konulamaz" diyor.

Neden geç teşhis konuyor?

Araştırmanın dikkat çektiği bir başka nokta da cinsiyet farkı. Kız çocuklarının daha içe dönük olması nedeniyle belirtilerinin geç fark edilmesi, yetişkinlikteki tanı artışının en önemli nedenlerinden biri. Bu durum, kadınlarda tanı yaşının erkeklere kıyasla daha yüksek olmasına yol açıyor.

Araştırma ekibi, bu farkın zamanla kapanabileceğini düşünüyor; çünkü okullar ve hekimler artık kız çocukları için de daha hassas tarama yöntemleri kullanıyor.

Tüm bu etkenler birleştiğinde, Almanya'da yetişkin ADHD'sine dair hem bir farkındalık artışı hem de tanı sistemindeki yapısal iyileşmenin etkisi görülüyor. Ancak Matthie, bu eğilimin doğru yönetilememesi hâlinde sağlık hizmetlerine eşitsiz erişim, aşırı öz-tanı ve gereksiz ilaç kullanımına kapı aralayabileceği uyarısını yapıyor ve ekliyor:

"Artışın kendisi sorun değil. Önemli olan, tanının bilimsel kriterlere göre konması ve hastaların gerçek ihtiyaçlarına uygun tedavi alması."

dpa / MC,MUK

DW Türkçe Türkiye, Almanya ve dünyadaki gelişmeleri ve olayların perde arkasını DW Türkçe'den takip edin.dw_turkce
Sonraki bölüme git DW Gündemi

DW Gündemi

Sonraki bölüme git Daha fazla DW içeriği