Almanya'da sıcaklık kavgası: Vatandaşı kim serinletecek?
2 Temmuz 2026
Almanya'da 40 derecenin üzerindeki sıcaklıklar, geceleri serinlemeyen hava ve su kıtlığı. Klima cihazlarının ya hiç bulunmadığı ya da yetersiz kaldığı bakımevleri ve hastanelerde çok sayıda kişi zor durumda kaldı. Bunun bir nedeni de bakımevlerinde bu tür soğutma sistemlerini zorunlu kılan bağlayıcı ulusal sıcaklık koruma kurallarının bulunmaması. Alman demiryolu şirketi Deutsche Bahn da Pazar günü trenlerini kullanmaktan kaçınılması yönünde önceden uyarıda bulundu. Birçok yerde yol asfaltı çatladı.
Hafta başında hava sıcaklıkları bir ölçüde katlanılabilir seviyelere indiğinde, uzmanlar ve siyasetçilerin bilançosu şuydu:
Almanya, iklim değişikliğine ve beraberinde gelen sıcaklıklara hazırlıklı değil.
Uzmanlar bu uyarıları aslında uzun süredir yapıyor. Alman kamu radyosu Deutschlandfunk'a (DLF) konuşan Alman Meteoroloji Servisi'nin iklim uzmanı Andreas Becker, Almanya'daki sıcaklık seviyesinin sürekli arttığını ve önümüzdeki yıllarda da yükselmeye devam edeceğini söyledi. Önceki yıllarda Akdeniz'in daha serin, toprakların da daha az ısınmış olması nedeniyle Mayıs ve Haziran ayları görece katlanılabilir geçiyordu. Becker'e göre bu artık geçerli değil.
Çevre Bakanı Schneider: Küresel ısınmadan en çok Avrupa etkileniyor
Sıcak topraklar konusuna gelince: Federal Çevre Ajansı'nın verilerine göre, yüzeylerinin büyük bölümü zaten yapılaşma ve asfaltla kaplı Almanya'da 2021-2024 döneminde her gün yaklaşık 50 hektar doğal alan yerleşim, ulaşım ve ticari kullanıma açıldı. Başka bir ifadeyle Almanya'da her gün 70 futbol sahası büyüklüğünde doğal alan kaybediliyor. Bu durum özellikle yeni konutların inşa edildiği kentlerde yaşanıyor.
Peki siyasetin, ülkeyi gelecekte bu tür aşırı sıcaklıklara daha iyi hazırlamak için yapabilecekleri neler?
Kentler için iklim planları zaten mevcut, ancak bunların hayata geçirilmesi uzun sürüyor ve yüksek maliyet gerektiriyor. Çevre Bakanı Carsten Schneider, Pazartesi günü ARD televizyonuna yaptığı açıklamada şunları söyledi:
"Şu an insan kaynaklı iklim değişikliğinin tam ortasında olduğumuzu görüyoruz. Dünya'nın ısınması, özellikle Avrupa'da çok daha belirgin yaşanıyor. Bu da Avrupa'nın en hassas, en fazla etkilenen kıta olduğunu gösteriyor. Bu nedenle sera gazı emisyonlarını azaltmak merkezi bir mesele."
İklim Konseyi: Almanya kendi iklim hedefine ulaşamayacak
Almanya, 1990 yılına kıyasla 2030'a kadar sera gazı emisyonlarını yaklaşık yüzde 65 azaltmayı hedefliyor. Bunun yüzde 48'i gerçekleştirildi. Ancak çok sayıda uzman, hükümetin 2030'a kadar verdiği bu sözü tutabileceğine inanmıyor. Hükümete danışmanlık yapan İklim Sorunları Uzman Konseyi de Mayıs ayında mevcut iklim koruma programının yeterli olmadığını açıklamıştı.
Hatta Almanya Başbakanı Friedrich Merz'in Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) liderliğindeki hükümeti, yeni petrol ve doğalgazlı ısıtma sistemlerinin kurulmasına yeniden izin veriyor. Berlin'deki enerji profesörü Tanja Kneiske, İklim Konseyi'nin beş üyesinden biri. Kneiske, Mayıs ayında şöyle demişti:
"Yeniden daha fazla CO2 (karbondioksit) salımına yol açan ısıtma sistemlerine izin verirsek fizik kuralları gereği, buna izin vermediğimiz duruma kıyasla emisyonların artma olasılığı çok yüksek."
İddialı bir iklim politikası izlense bile sera etkisinin Almanya'daki sonuçları önümüzdeki yıllarda ilk aşamada daha da ağırlaşacak. Çünkü bunlar geçmiş yıllardaki CO2 emisyonlarının sonuçları. Bakan Schneider, iklim değişikliğine uyum konusunda Berlin'deki federal hükümetin sorumluluğu üstlenmesi gerektiğini düşünmüyor:
"Sorumluluk eyaletlerde ve belediyelerde. Örneğin Anayasa uyarınca mali kaynak aktaramam."
Sosyal Demokrat Parti (SPD) üyesi Schneider, ancak muhafazakâr koalisyon ortağıyla hükümetiniklim değişikliğine uyum konusunda daha etkin rol üstlenebilmesini sağlayacak bir Anayasa değişikliğinin mümkün olup olmadığını görüşeceği sözünü verdi.
Schneider ayrıca, geçen yıl yapılan Federal Meclis seçimlerinin ardından kararlaştırılan 500 milyar euroluk altyapı programı kapsamında eyaletler ve belediyelere bu tür iklim projeleri için yaklaşık 100 milyar euro kaynak sağlandığını söyledi.
Bu sözler belediyelerin tepkisine yol açtı. Alman Kentler Birliği Genel Müdürü Christian Schuchardt, kentlerin gelecekte sıcaklara karşı korumayı tek başına üstlenemeyeceğini belirtti:
"Ancak belediyelerin parası olmadığı için plandaki önlemleri hayata geçiremiyorsak, belediyelerin sıcaklık eylem planları kâğıt üzerinde kalır."
Greenpeace milyarderlere ekolojik vergi öneriyor
Uluslararası çevre örgütü Greenpeace, Schneider'in belediyelerin özel fondan yararlanabileceği yönündeki gerekçesini yeterli bulmuyor. Greenpeace iklim uzmanı Martin Kaiser, DW'ye yaptığı açıklamada şunları söyledi:
"Özellikle birçok belediye aşırı borçlu olduğu için, özel fon tek başına hızla ısınan beton yüzeyleri yeniden geçirgen hale getirmeye veya su tutan yeşil alanlar ile gölge sağlayan ağaçlar oluşturmaya yetmez. Bunlar kamu hizmetinin kalıcı görevleri. Sadece bir defalık yatırım kaynaklarıyla finanse edilemez."
Greenpeace, finansman için milyarderlere ekolojik vergi getirilmesini öneriyor. Ancak mevcut koalisyonda bu öneriye çoğunluk desteği çıkması pek olası görünmüyor.
Hükümetin politikasına muhalefetten de eleştiri geliyor. Sol Parti'nin Eş Genel Başkanı Ines Schwerdtner, özellikle kentlerde toplu taşımaya daha fazla yatırım yapılması gerektiğini söyledi. Böylece otobüs ve trenlerin aşırı sıcaklarda da güvenli biçimde çalışabileceğini belirtti.
Yeşiller Partisi Eş Genel Başkanı Felix Banaszak ise özellikle huzurevleri ve bakım evleri gibi hassas kurumlara bürokratik işlemler azaltılarak destek sağlanmasını önerdi. Banaszak, hükümetin sıcak günlerde açıklama yapmamasını da eleştirdi:
"Friedrich Merz ve hükümetinin adeta bir suskunluk ve duyarsızlık mutabakatı üzerinde uzlaştığı, yağmurlar yeniden başlayana kadar bu durumla ilgili hiçbir şey söylememeyi umduğu izlenimine kapılıyorsunuz" dedi.
Alman kamuoyu: İklim koruma artık öncelikli konu değil
Alman kamuoyunda da iklim koruma konusu, görünüşe göre önceki yıllardaki önemini kaybetti.
Kamuoyu araştırma şirketi infratest-dimap'ın Haziran başında yayımladığı Deutschlandtrend araştırmasında, katılımcıların yalnızca yaklaşık yüzde 10'u çevre koruma ve iklim değişikliğini kendileri için en önemli ya da ikinci en önemli konu olarak gösterdi.
Ekonomik durgunluk ve göç gibi başlıklar ilk sıralarda yer aldı. Ancak bu araştırma, mevcut sıcak hava dalgasından haftalar önce yapılmıştı.