1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git

Almanya'daki okullarda istismarla mücadelede başarısızlık

Helen Whittle
13 Aralık 2025

Almanya'daki araştırma okullarda cinsel istismar vakalarının geçmişten bu yana ne kadar yaygın olduğunu ve ne denli az ciddiye alındığını ortaya koydu.

Okul bahçesi, çoğu öğrenci için güvenli bir alan olmaktan giderek uzaklaşıyor
Okul bahçesi, çoğu öğrenci için güvenli bir alan olmaktan giderek uzaklaşıyorFotoğraf: Harald Oppitz/KNA/picture alliance

Almanya'daki bağımsız Federal Çocuk Cinsel İstismarıyla Yüzleşme Komisyonu'nun tahminine göre, her okul sınıfında bir ya da iki çocuk, öğretmen, diğer okul çalışanları veya diğer öğrenciler tarafından cinsel şiddete maruz kalıyor. Komisyonun yaptığı araştırma, okullarda cinsel şiddete uğrayan çocukların eğitim sistemi içinde çoğu zaman yalnız bırakıldığını ve bunun hayatlarının ilerleyen dönemlerinde ciddi sonuçlara yol açtığını gösterdi.

Araştırma sonuçlarını kamuoyuyla paylaşan komisyon üyeleri, vahim bir tablo ortaya koydu:

"Çoğu zaman istismarı biliniyordu ama meslektaş dayanışması çocukların korunmasının önüne geçti. Bazı kişiler okulun itibarını korumak için olayları ya görmezden geldi ya da örtbas etti."

Bir Komisyor üyesi de şunları anlattı:

"Mağdurlar, yeniden istismara maruz kalmamak için için kendi stratejilerini geliştirdi; örneğin okulu kırmak ya da bilerek sınıfta kalmak geçmemek gibi."

Araştırma ekibi, 1949 ile 2010 yılları arasında okullarda cinsel şiddete maruz kaldığını bildiren 133 kişiyle yapılan görüşmeleri ve yazılı anlatımları değerlendirdi. Bu anlatıların bir kısmı Doğu Almanya dönemine ait.

Mağdurların yaklaşık yüzde 80'i kadın. faillerin ise yüzde 98'i erkek. Fail konumundakilerin yüzde 40'a yakını öğretmen, dörtte biri de öğrenci.

Utanma duygusu, istismar mağdurlarının yardım istemesinin önündeki en büyük engellerin başında geliyor Fotoğraf: Jan Woitas/dpa/picture alliance

İncelenen vakaların yaklaşık yüzde 70'inde mağdurlar, okulda başkalarının da durumu bildiğini düşündüğünü belirtti. Komisyon Başkanı Julia Gebrande, "Ancak bize aktarılan tüm vakalarda mağdurlar, yetkin bir yardım bulmakta son derece zorlandıklarını belirtti" dedi.

İtibar, adaletin önüne geçiyor

Araştırmada 1990'lı yıllardan bir örnek olay yer alıyor:

Bir öğretmene, kız öğrencilerin soyunma odasına sürekli giren bir spor öğretmeni hakkında şikâyetler geliyor. Durumu araştıran öğretmen, meslektaşını altıncı sınıf kızlarının soyunma odasına kapıyı çalmadan girerken görüyor. Gördüklerini okul yönetimine bildirdiğinde kendisine ise yanıldığı söyleniyor. Meslektaşının böyle bir şeyi "asla yapmayacağı", kendisinin "bu konuda aşırı hassas" olduğu belirtiliyor. Hatta okulun itibarını zedelemekle suçlanıyor. Şikâyet hiçbir şekilde soruşturulmuyor ve öğretmene, şikâyet ettiği kişiden özür dilemesi gerektiği bile söyleniyor.

Komisyon Başkanı Gebrande, "Failler çoğu zaman kendilerini aşırı ilgili, yardımsever ve vazgeçilmez biri gibi gösterir. İnsanlar böyle 'iyi bir meslektaşın' çocuklara zarar verebileceğine inanmakta zorlanır" diyor.

Yüzlerce istismar vakası

Almanya'daki okullarda cinsel istismar vakaları ilk kez 2010'da geniş bir şekilde kamuoyuna yansıdı. Berliner Morgenpost'un Berlin'deki Canisius-Kolleg adlı Katolik özel okulunda yaşanan istismarları haberleştirmesinin ardından özellikle Hessen'deki özel yatılı lise Odenwaldschule'den yüzlerce mağdur kendi hikâyesini paylaştı.

Bu skandal, Alman hükümetinin 2010'da çocuk ve gençlere yönelik cinsel istismara karşı ilk federal yetkiliyi atamasına yol açtı. 2016'da ise Çocuk Cinsel İstismarını Araştırma Federal Komisyonu kuruldu.

Avrupa'nın en büyük sosyal bilim kurumlarından biri olan Alman Gençlik Enstitüsü'nün 2023-2024 yıllarında yaptığı araştırmada, 1600 gencin yarısı son bir yılda cinsel nitelikli şiddete maruz kaldığını bildirdi.

Buna rağmen Almanya'daki okullarda cinsel şiddetin boyutuna ilişkin kapsamlı veri hâlâ bulunmuyor. Ülkede bu konuda şimdiye dek yalnızca iki devlet okulunda araştırma yapılmış durumda.

Çeşitli araştırmalar, Almanya'da her iki çocuk ya da gençten birinin, en az bir kez cinsel şiddete maruz kaldığını ortaya koyuyorFotoğraf: Depositphotos/IMAGO

Gebrande, "Ne okullarda ne de okul denetim makamlarında bu konuyla ilgili yapılandırılmış bir mekanizma var. Bu yüzden öğretmen eğitiminde temel bir unsur hâline gelmesini istiyoruz" diyor.

"Yalnız, savunmasız ve çaresiz"

Araştırma, bir diğer önemli soruna daha dikkat çekiyor: Mağdurlar çoğu zaman yaşadıklarını tanımlayacak kelimeleri bulamıyor; hatta bunun cinsel şiddet olduğunun farkına bile varamıyor.

Julia adlı bir kadın, 1970'lerde 13 yaşındayken 32 yaşındaki resim öğretmeniyle yıllarca süren bir ilişkiye sürüklendiğini anlattı. Yıllar sonra benzer bir vakayla ilgili bir gazete haberi okuyana kadar bunun "cinsel istismar olduğunu hiç anlayamadığını" söyledi.

1990'lı yıllardan bir başka örnekte, o dönem erkek olarak yaşımını sürdüren Lea adlı bir trans kadın, üst sınıftaki erkek öğrencilerin kendisini sürekli sözlü, fiziksel ve cinsel içerikli saldırılara maruz bıraktığını anlattı. Lea, yaşadıklarını aktarmak için bir öğretmenine başvurdu ancak utançtan saldırıların niteliğini ifade edemedi. Öğretmen ise ona herhangi bir destek sunmadı; "Çocuklar kendi aralarında çözsün, yetişkin müdahalesi durumu daha da kötüleştirir" dedi.

Lea'ya göre öğretmen, bu davranışları "ergen çocuklar arasında normal" olarak nitelendirmişti. Lea, "Kendimi yalnız, savunmasız ve tamamen çaresiz hissettim" diye anlattı. Fail konumundaki öğrenciler için hiçbir yaptırım uygulanmadığını, bunun davranışlarını adeta onayladığını söyledi.

Çocuklara yönelik cinsel şiddete karşı yeni yasa

1 Temmuz itibarıyla çocuklara ve gençlere yönelik cinsel şiddete karşı koruma yapılarını güçlendirmeyi amaçlayan yeni bir yasa yürürlüğe girdi. Yasa kapsamında mağdurlardan oluşan bir danışma kurulunun oluşturulması ve 2026'dan itibaren 14–15 yaş gruplarında cinsel şiddetin yaygınlığını ölçen yıllık bir araştırma yapılması öngörülüyor.

Gebrande, bu çalışmanın ve yeni kurumsal yapıların insanlara cesaret vereceğini umuyor. Böylece çocuklara yönelik cinsel şiddete karşı harekete geçilebilmesi, okul döneminde yaşanan istismarların işlenebilmesi ve mağdurlara kulak verilmesi mümkün olabilir. Ancak bugüne kadarki tablo pek iç açıcı değil:

"Deneyimlerimize göre kurumlar yalnızca mağdurlar medya üzerinden baskı kurduğunda harekete geçiyor."

Sonraki bölüme git DW Gündemi

DW Gündemi

Sonraki bölüme git Daha fazla DW içeriği