1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git

Almanya'nın en güzel şatoları

25 Mart 2015

Ortaçağ döneminde binlerce şato ve kale Almanca konuşulan bölgelerin savunmasında kullanıldı. Tarihi toplantılara ev sahipliği yapan şatolar ünlü kişilere de sığınak oldu.

Nebel an der Burg Hohenzollern
Fotoğraf: picture-alliance/dpa

Hohenzollern Şatosu’nu fotoğrafını bu denli muazzam kılan, etrafını çevreleyen sıcak su kaynaklarının yarattığı etki. Şato, Baden-Württemberg'de 855 metrelik bir dağın tepesinde bulunuyor. 1850 yılında, Prusya hükümdarlarının ikameti olarak da kullanılan şatonun tasarımı, Alman İmparatorluğu döneminde Hohenzollern Hanedanlığı tarafından oluşturulmuştu.

Bu, belki de Almanya’nın en önemli kalesi. 1067 yılı civarında Almanya'nın Eisenach kasabası merkezinde inşa edilen Wartburg Kalesi, 1521 - 1522 yılları arasında Martin Luther'e de sığınak olmuş, Luther Yeni Ahit'i Almanca'ya burada tercüme etmişti. Ünlü Alman besteci Richard Wagner'in şarkıcı seçmeleri için oluşturduğu "Tannhäuser" operasına da ev sahipliği yaptı. Wartburg 1999'dan bu yana UNESCO Kültür Mirası olarak korunuyor.

Ortaçağ döneminde Nürnberg Şatosu önemli bir imparatorluk sarayı konumundaydı. Nice imparator ve Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu'nun kralları burada yaşadılar. II. Dünya Savaşı sırasında yıkılan kale, özgün mimarisine uygun şekilde tekrar restore edildi.

Eltz Şatosu banknotlara basıldı

Almanya'nın en meşhur kalelerinden olan Eltz Şatosu, ülkenin eski para birimi 500 marklık banknotların arkasına da basılmıştı. Moselle Nehri üzerindeki tepelerde, kayalık bir zeminin 70 metre üzerinde yükselen muhteşem bir konumdaki şato 12. yüyzılda inşa edildi ve halen büyük bir cazibe merkezi.

Yukarı Bavyera'da bulunan Burghausen kasabası üzerinde yükselen kale Guiness Rekorlar Kitabı'na göre dünyanın en uzun kalesi. 1051 metre uzunluğunda olan kale, 1025 yılından önce inşa edilmiş ve Bavyera Wittelsbach Hanedan'lığının ikameti olarak kullanılmış.

Ren Nehri üzerinde Braubach kasabasının üzerinde yükselen ve günümüze dek bozulmadan kalabilen Marksburg Şatosu’nun 12. yüzyıl başlarında inşa edildiği tahmin ediliyor. Bu aynı zamanda ortaçağ döneminde Ren vadisi boyunca tepe üzerine inşa edilip yok tahrip olmayan tek şato. 2002 yılından bu yana UNESCO Kültür Mirası olarak listelenen bölgede, her 2,5 kilometrede bir kaleye rastlamanız mümkündür.

Cochem Şatosu'nun tarihi önemi

Yukarı Orta Ren Vadisi'nde yer alan Rheinstein Kalesi'nden ilk kez 1323 yılında söz edildiği saptanmış. 1823'te, kalenin mimarı olan ve kaleyi inşa eden Karl Friedrich, 16. yüzyıl sonlarında bakımsız kalan yapıyı satın alması için Prusya Prensi Friedrich'i teşvik etti. Kale aynı zamanda, Ren nehri kıyısında restore edilen ilk yapı.

Moselle nehri üzerinde bir tepeye inşa edilen Cochem Şatosu, aynı adlı kasaba için de tarihi bir öneme sahip. 1100 yılında inşa edildiği sanılan şato, 17. yüzyılda yıkılmıştı. Berlinli bir girişimci olan Louis Ravené, 300 altın mark karşılığında şatoyu satın alarak tekrar, gotik tarzda inşa ettirdi.

1914 yılında, öğretmen Richard Schirmann dünyanın ilk öğrenci yurdunu burada açtı. Kuzey Ren-Vestfalya'daki Altena Şatosu’nun yaşı 800'ün üzerinde. Yüzyıllar boyunca bakıma muhtaç halde kalan yapının restorasyonu 1918 yılında tamamlandı.

Hendeklerle korunan en iyi Alman kalelerinden biri yine Kuzey Ren-Vestfalya'da bulunuyor. Satzvey Kalesi'nin tarihi 12. yüzyıla uzanıyor. Caydırıcı hendekler, koylardan gelecek düşmanları uzak tutmak ve kaleyi korumak için kazılmıştı. Kayalıklar, ya da tepe üzerleri gibi coğrafi imkânların olmadığı düz bölgelerdeki kaleler böyle savunuluyordu.

© Deutsche Welle Türkçe


DW/CH/BA/BÖ/NH