1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git
Hukuk ve AdaletTürkiye

Arif Ahmet Denizolgun'un ölümü: Bilirkişi "şüpheli" dedi

26 Ağustos 2026

Adli tıp uzmanı bilirkişi, Süleymancılar cemaatinin eski lideri Arif Ahmet Denizolgun'un ölümünü "şüpheli" buldu. Savcılık tutuklu Alihan Kuriş hakkında "kasten öldürme" suçlamasıyla soruşturma başlattı.

Arif Ahmet Denizolgun'un kapalı bir mekanda çekilmiş fotoğrafı
Eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun 7 Eylül 2016'da yaşamını yitirmiştiFotoğraf: ANKA

Süleymancılar cemaatinin eski lideri ve eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun'un 7 Eylül 2016'daki ölümüne ilişkin soruşturma, yaklaşık 10 yıl sonra yeni bir boyut kazandı.

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının talimatıyla hazırlanan adli tıp bilirkişi raporunda, Denizolgun'un ölümünün "şüpheli" olduğu değerlendirildi.

İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Nevzat Alkan tarafından 25 Ağustos 2026 tarihinde hazırlanan rapor soruşturma dosyasına girdi.

Rapor üzerine, aralarında Alihan Kuriş'in de bulunduğu şüpheliler hakkında "adam öldürme" suçlamasıyla soruşturma başlatıldı. Savcılığın açıklamasına göre soruşturma, ölümün nedeninin ve şeklinin bütün yönleriyle ortaya çıkarılması amacıyla genişletilerek sürdürülüyor.

Otopsi fotoğrafları ve video kaydı incelendi

Bilirkişi incelemesinde 2016 yılında gerçekleştirilen otopsiye ait 145 fotoğraf ve video görüntüsü değerlendirildi.

Bunun yanı sıra dönemin Adli Tıp Kurumu raporları, kriminal incelemeler, olay yeri kayıtları, tanık ifadeleri, 19 Ağustos 2026 tarihli fethi kabir tutanağı ve soruşturma dosyasında bulunan diğer belgeler de incelemeye dahil edildi.

Raporda, Denizolgun'un otopsi fotoğrafları ve video kayıtlarında sağ meme altından göğsün ortasına doğru sıralanan dört ayrı ekimotik alan, yani morarma tespit edildiği belirtildi.

Bilirkişi, söz konusu ekimozların altındaki dokularda da kanama görülmesini, lezyonların ölümden önce meydana geldiğini gösteren bulgulardan biri olarak değerlendirdi.

"Ağzı ve burnu kapatılarak öldürülmüş olabilir"

Raporda, lezyonların büyüklüğü ve göğüsteki yerleşimleri de dikkate alınarak, bir kişinin Denizolgun'un göğsüne diziyle baskı uygularken ağız ve burnunu bir yastıkla kapatması ve bu şekilde nefessiz bırakmasının bir ölüm mekanizması olarak mümkün olduğu belirtildi.

Süleymancıların eski liderinin ölümüne dair şüpheler üzerine 19 Ağustos 2026'da fethi kabir işlemi gerçekleştirilmiştiFotoğraf: DHA

Bilirkişi raporunda, otopsi tarihindeki cesedin ileri derecedeki çürüme durumu ile mevcut bulguların birlikte değerlendirilmesi sonucunda, Denizolgun'un ağız ve burnunun kapatılması suretiyle kasten öldürülmüş olma ihtimalinin bilimsel ve objektif olarak dışlanmasının mümkün olmadığı ifade edildi.

Bu, Denizolgun'un öldürüldüğünü kesin olarak ortaya koyan bir tespit değil, mevcut adli tıbbi bulguların cinayet ihtimalini dışlamadığı yönünde bir bilirkişi değerlendirmesi.

2016'daki "doğal ölüm" raporu tartışma konusu

Denizolgun'un 2016 yılında yapılan otopsisinde "beyin kanaması nedeniyle doğal ölüm" değerlendirmesi yer almıştı.

Ancak 25 Ağustos tarihli bilirkişi raporunda, mevcut belgeler üzerinden travmatik olmayan bir beyin kanaması sonucuna ulaşılmasını sağlayacak yeterli objektif bulgunun ortaya konulamadığı belirtildi.

Bilirkişi bu nedenle 2016 yılındaki değerlendirme açısından adli tıbbi eksiklik bulunduğu sonucuna vardı.

Raporda ayrıca, 2016 yılındaki incelemelerde Denizolgun'un dokuları ve çürüme sıvılarında baryum, arsenik, kadmiyum, cıva ve nikel gibi ağır metallerin tespit edildiği kaydedildi.

Ancak bu maddelerin düzeylerinin belirtilmemiş olması nedeniyle, ağır metallerin Denizolgun'un ölümü üzerindeki etkisinin mevcut verilerle objektif biçimde değerlendirilemeyeceği belirtildi.

Bilirkişi, ölüm nedeninin kesin biçimde ortaya çıkarılabilmesi için Denizolgun'un tüm tıbbi geçmişinin değerlendirilmesini önerdi.

Ayrıca 2016 yılındaki otopsiden kalan numuneler ile 19 Ağustos 2026'da gerçekleştirilen fethi kabir işlemi sonrasında alınan numuneler üzerinde yeni analizler yapılması gerektiği belirtildi.

Adli Tıp raporu henüz çıkmadı

Bu incelemelerin ardından dosyanın Adli Tıp Kurumu 1'inci Adli Tıp İhtisas Kurulu ile 5'inci Adli Tıp İhtisas Kurulu tarafından müştereken değerlendirilmesi ve ölümün nedeni ile şeklinin net ve objektif biçimde ortaya konulması gerektiği ifade edildi.

Denizolgun'un mezarı 19 Ağustos'ta açılmış, fethi kabir işleminin ardından naaşı Adli Tıp Kurumu'na götürülmüştü.

Savcılığın açıklamasına göre soruşturma yalnızca olası öldürme iddiasıyla sınırlı değil.

17 Ekim 2016 tarihli, Adli Tıp Kurumu Morg İhtisas Dairesi raporunun altında imzası bulunan doktorlar hakkında da "resmî belgede sahtecilik" suçlamasıyla soruşturma yürütülüyor.

Söz konusu raporda Denizolgun'un ölüm nedeni "beyin kanaması nedeniyle doğal ölüm" olarak belirtilmişti.

Savcılığın açıklamasında ayrıca otopsiye ilişkin video kaydının akıbetine ilişkin dikkat çekici bir ayrıntı yer aldı.

Başsavcılık 24 Şubat, 1 Haziran ve 14 Temmuz 2026 tarihli yazılarıyla Adli Tıp Kurumu'ndan otopsi video kaydının gönderilmesini istedi.

Savcılığa göre bu taleplere özü itibarıyla "böyle bir kayıt yoktur" şeklinde yanıt verildi.

Ancak 18 Ağustos 2026'da daha önce "bulunmadığı" bildirilen otopsi kaydının mevcut olduğu belirtilerek görüntüler Başsavcılığa gönderildi.

"Süleymancılar" olarak tanınan cemaatin liderinin de aralarında bulunduğu çok sayıda kişi tutuklanmıştı. Polis, cemaatle bağlantılı bir ofiste arama yaparken görülüyorFotoğraf: DHA

Savcılık, bu nedenle kaydı gönderen Adli Tıp Kurumu yöneticisi hakkında da ilk etapta "resmî belgede sahtecilik" suçundan soruşturma yürütüldüğünü açıkladı.

HTS kayıtları ve tereke dosyası da inceleniyor

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturmanın kapsamının daha da genişletileceğini bildirdi.

Fethi kabir işlemi sonucunda elde edilen bulguların yanı sıra Adli Tıp Kurumu ile yapılan yazışmalar, ölüm olayına ilk el koyan Riva Polis Merkezi ile yapılan yazışmalar ve HTS kayıtları soruşturma dosyasında değerlendiriliyor.

Ayrıca Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ile yapılan yazışmaların sonuçları ile Sulh Hukuk Mahkemesi'ndeki tereke dosyasına yazılan müzekkereye verilen cevap da soruşturma kapsamında inceleniyor.

Devam eden ifade işlemleri ile toplanacak diğer delillerin de dosyaya dahil edileceği belirtildi.

Başsavcılık, bilirkişi raporunda ortaya konulan bulgular doğrultusunda Denizolgun'un ölüm nedeninin ve ölüm şeklinin bütün yönleriyle açıklığa kavuşturulması amacıyla adli tıbbi incelemelerin ve delil toplama işlemlerinin sürdüğünü bildirdi.

Eski AKP'li vekil Alihan Kuriş'i suçlamıştı

Savcılığın açıklamasında, soruşturmanın fethi kabir sonucunda elde edilen bulgular, HTS kayıtları, olay tarihindeki kolluk kayıtları, tereke dosyasından temin edilecek bilgi ve belgeler, devam eden ifade işlemleri ve toplanacak diğer deliller doğrultusunda "hassasiyetle ve genişletilerek" yürütüleceği belirtildi.

Eski AKP İstanbul Milletvekili Fatih Süleyman Denizolgun, amcası Arif Ahmet Denizolgun'un 2016'daki ölümünün bir cinayet olduğunu ve bundan Alihan Kuriş'in sorumlu olduğunu öne sürmüştü.

Sosyal medya hesabından 2024'te açıklama yapan Denizolgun, Kuriş'in amcasının ölümünün ardından cemaatin başına geçtiğini ve yapıyı "ele geçirdiğini" iddia etmişti.

Alican Uludağ 2008'den bu yana gazetecilik yapan Alican Uludağ, yargı ve insan hakları gibi konulara odaklanıyor.alicanuludag
Sonraki bölüme git DW Gündemi

DW Gündemi

Sonraki bölüme git Daha fazla DW içeriği