Malta’da kuş avı hala oldukça yaygın. Hayvan hakları savunucularına göre bu bir ''cinayet''. Avcılar ise yasalar çerçevesinde avlanmalarına rağmen sürekli kendilerini savunmak zorunda kalmaktan şikayetçi.
Fotoğraf: Sandra Mu/Getty Images
Reklam
Malta'da tartışmalı kuş avı geleneği
05:09
This browser does not support the video element.
Lucas Micallef, sonunda yeniden ava çıkabiliyor. İlk kez 10 yaşında tüfeği eline alan 26 yaşındaki Micallef için bahardaki kuş avının özel bir önemi var. Çünkü ilkbahar için üveyik ve bıldırcın avı serbest bırakılmış.
Lucas'ın hızlı karar verip hemen ateş etmesi gerekiyor. Hedefi, Afrika'dan yola çıkıp Malta üzerinden Avrupa'ya göç eden vahşi kuş sürüleri. Yerli kuşlarla ise ilgilenmiyor. En iyi atış mesafesinin 25 ila 30 metre olduğunu söylüyor.
Sonra ateş ediliyor. Her yerde avcılar hareket halindeler. Üveyik avı için uygun bir gün!
Lucas, ‘‘Oldukça hızlı hareket ettiklerinden hedefi tutturmak hayli zor'' diyor, ''Genellikle bir saniyeden de az bir süreniz var. Kuşu bir kez elinizden kaçırırsanız bir diğer şansınız olmuyor.''
Uluslararası Doğayı ve Doğal Kaynakları Koruma Birliği'nin (IUCN) nesli tükenme tehlikesi altında olan türleri gösteren "Kırmızı Liste"si güncellendi. Listeye göre 200'den fazla kuş türünün durumu “ciddi tehlikede”.
Fotoğraf: Reuters
Okapilerin yarısı yok oldu
Zürafagiller ailesinden olan Okapi'nin anavatanı Kongo. Kongo'nun kuzey doğusunda bulunan doğal koruma alanında 1990'lı yıllarda 4 bin 400'den fazla Okapi yaşıyordu. Bu rakam on yıl sonra 2 bin 500'e geriledi. Günümüzde tam olarak kaç Okapi kaldığı ise bilinmiyor. Kongo'da yaşanan çatışmalar ve maden işletmeciliği Okapilerin yaşam alanının giderek daha da küçülmesine neden oluyor.
Fotoğraf: cc-by-sa-3.0/Raul654
Kaplanlar büyük tehdit altında
Uluslararası Doğayı ve Doğal Kaynakları Koruma Birliği'nin (IUCN) skalasına göre Okapi "tehlikede" olan türler arasında. Listedeki diğer kategoriler ise "ciddi tehlikede", "doğal ortamında tükenmiş" ve "tükenmiş". Bundan 200 yıl önce var olan ancak nesli tükenmiş türlerden biri Bali Kaplanı. Fotoğraftaki Sibirya Kaplanı da diğer tüm kaplan türleri gibi tehlike altında.
Fotoğraf: picture-alliance/dpa
200'den fazla kuş türü
Kırmızı listede "ciddi tehlikede" kategorisi altında 200'den fazla kuş türü bulunuyor. Bunlardan biri Hindistan ve Asya’nın güneydoğunda yaşayan Asya ak sırtlı akbabası. IUCN uzmanlarına göre bu tür Çin ve Malezya'da tamamen tükenmiş durumda.
Fotoğraf: picture-alliance/dpa
Asya fillerinin sayısı azalıyor
Yeryüzünde 40 ila 50 bin Asya fili kaldığı tahmin ediliyor. IUCN'in verdiği bilgilere göre son üç nesilde sayıları yarı yarıya azaldı. Asya filleri ağırlıklı olarak Bangladeş, Bhutan, Çin ve Endonezya'da yaşıyor.
Fotoğraf: picture-alliance/Horst Galuschka
Kaçak avlanma ve fildişi ticareti
Sadece Asya fili değil, Afrika filinin sayısı de yaşam alanının giderek küçülmesi ve fildişi tacirleri nedeniyle giderek azalıyor. Bir dönem durumda iyileşme kaydedilse de yeniden artan kaçak avcılık sorunu geçtiğimiz günlerde Botsvana'da yapılan Afrika Fil Zirvesi'nin de başlıca konusuydu.
Fotoğraf: picture-alliance/dpa
Ağlara takılıp ölüyorlar
Yunuslarla akraba olan musurgillerin yüz yüze olduğu en büyük tehdit ise yanlışlıkla balıkçıların ağlarına takılmaları. Bayağı musur tehlikedeki türlerden biri olmasa da, aynı türden gelen Kaliforniya liman yunusundan dünya üzerinde tahminlere göre sadece 500 - 600 adet kaldı.
Fotoğraf: WDC
Umut vaat eden gelişmeler
Deri sırtlı deniz kaplumbağası bundan on yıl önce tükenme tehlikesiyle karşı karşıyaydı. Son güncellemenin arından tehlikedeki türler arasında yer aldı. Bu kaplumbağa iki metreyi aşan boyu ve yarım tonu geçen ağırlığıyla dünyanın en büyük kaplumbağası olma özelliğini taşıyor. Onu bekleyen en büyük tehlikeler ise balıkçılık ve avlanmanın yanı sıra denizlerde yaşanan kirlilik.
Fotoğraf: gemeinfrei
21 binden fazla tür tehlikede
Kara kaşlı albatrosların sayısındaysa artış kaydedildi. IUCN Küresel Türler Direktörü Jane Smart birçok türün korunmasında olumlu gelişmeler kaydedildiğine dikkat çekiyor. Ancak hâlihazırda 21 binden fazla tür tehlike altında bulunuyor.
Bir çok Maltalı için kuş avı oldukça eski bir aile geleneği. Tıpkı diğer avcılar gibi Lucas da avcılığı babasından ve büyükbabasından öğrenmiş.
Bu yıl 11 bin üveyik ve 5 bin bıldırcının avlanması serbest bırakıldı. Maltalı avcılar Brüksel'de bir kez daha istisnai bir düzenleme elde etmiş oldular. Avcılar bütün bir yıl bir kuş vurmanın hayalini kuruyorlar.
Lucas bizi Malta'nın falezlerine getiriyor. Burada birçok göçmen kuş, deniz üzerinden yaptıkları yolculuktan sonra dinleniyor. Bu da kuş avcıları için eşsiz bir fırsat.
Her 50 metrede ateş etmeye hazır bir avcı oturuyor. Lucas, Michael'in yanında bir mola veriyor. Michael sadece önemli bir av tüfeği ithalatçısı değil. Bugünkü avda diğer avcılara da liderlik ediyor.
Çalılıklarda bir şeyler hareket ediyor.
Michael kardeşi Charlie'ye sesleniyor: ''Gözünüzü dört açın!'' Kimse ganimetinin elinden kayıp gitmesine izin vermek istemiyor.
Hedefi vurabilen yok... Bu kuş artık Malta'dan sapasağlam ayrılabilir.
Avcılar öğlene kadar pusuda bekliyorlar. Saat tam 1'de ise artık tüfeklerini çantalarına koymak zorundalar.
Aktivistler tepkili
Hayvan hakları koruyucuları bu süreci büyük bir dikkatle takip ediyor.
Axel Hirschfeld de her yıl göçmen kuşları mümkün olduğunca koruyabilmek amacıyla Almanya'dan buraya geliyor. Kuş Cinayetlerini Durdurma Komitesi üyesi olan aktivist Hirschfeld, ‘‘Malta avcılık açısından dünya çapında benzersiz bir durumda. Adanın büyüklüğü ve avcı sayısı göz önüne alındığında dünya çapında bu kadar fazla avcının aynı anda avlandığı bir yer daha yok. Avlanması serbest olan kuşların, koruma altındaki türler de dahil olmak üzere, adaya geldiklerinde hiç şansları kalmıyor‘‘ şeklinde konuşuyor.
Tabii bir de yasa dışı avlananlar var. Hayvan hakları koruyucuları onları da takip ediyor. Burada bir guguk kuşu buluyorlar. Aslında bu tür, koruma altındaki kuşlardan sayılıyor. Genellikle burada yalnızca av tutkusu değil, para da rol oynuyor.
Axel Hirschfeld, ‘‘Kara leylek, küçük orman kartalı ya da başka bir kartal türünü vuranlar oldukça fazla para kazanıyor. Doldurulmuş bir kartaldan binlerce euro kazanılabilecekleri bir kara borsa mevcut‘‘ diyor.
Yapılan bir araştırmaya göre hayvan ve bitki türleri her yıl, birkaç yüzyıl öncesine göre daha hızlı ölüyor. İnsanlık da kısa süre içinde kurbanlar arasına katılabilir.
Fotoğraf: picture-alliance/WILDLIFE/M. Harvey
100 kez hızlı
Amerikan siyah ayıları dünya genelinde tehdit altındaki 22 bin türden biri. Farklı Amerikan üniversitelerinden bilim insanları yaptıkları ortak araştırma sonucunda, geçen yüzyılda türlerin ölümünün insani aktivitelerin olmadığı döneme oranla 100 kat fazla olduğunu vurguluyor. Doğal Hayatı Koruma Vakfı, her geçen gün 70 türün daha yok olacağını tahmin ediyor.
Fotoğraf: picture alliance/Bildagentur-online
Kırmızı liste giderek uzuyor
Dünya Doğa ve Doğal Kaynakların Korunması Uluslararası Birliği, kurbağagillerin yüzde 41 ve memelilerin ise yüzde 26'sının yok olma tehdidiyle karşı karşıya olduğunu belirtiyor. Örneğin bu Titicaca dev kurbağa sadece Peru ve Bolivya'da And Dağları'nda yaşıyor. 1970'lerin başlarında göllerin zeminindeki bu kurbağaların sayısı milyonları buluyordu. Günümüzde ise göllerde neredeyse kayboldular.
Fotoğraf: picture alliance/WILDLIFE
Kirlenmiş çevre, yok olmuş ormanlar
Türlerin hızla yok olmasının nedenlerinin büyük kısmından insanlar sorumlu. Bunun yarı sıra küresel ısınma, çevre kirliliği ve ormanlardaki ağaçların kesilmesi de diğer faktörler. Araştırmaya göre son 40 yılda dakikada 2 bin ağaç kesildi.
Fotoğraf: picture-alliance/dpa
Daha keşfedilmeden öldü
Yapılan son araştırmada bilim insanları, sanayileşme öncesinde türlerin yokolma oranını, günümüzle karşılaştırdı. Nesli tükenmiş bu kuş Mauritius ada ülkesinde keşfedilmesinden 100 yıl önce, 1690'da tükenmişti. Uçma yeteneği olmayan bu kuşların yokolmasının nedeni, onları yiyen sıçanlar ve ev hayvanlarıydı.
Fotoğraf: Fotolia/Morphart
Karşılaştırmalı değer olarak fosil
Araştırmacılar omurgalı türlerin yokolmasıyla ilgili çalışmalarında fosilleri de analiz ettiler. Bulgular 4.5 milyar yıl önce yeryüzünde tam olarak nelerin olup bittiğini belirlemekten çok, kaba taslak bilgilere işaret ediyor. Çok eski zamanlarda her yüzyıl 10 bin omurgalı türden ikisi yok oluyordu. Örneğin bu resimdeki at.
Fotoğraf: picture-alliance/dpa/R. Otto
Ekolojik sistem tehdit altında
Bazı türlerle ekolojik sistemin belirli fonksiyonları da kayboluyor, bitkilerin tozlaşması buna örnek. Araştırmacılara göre türlerin şimdiki yok olma hızı hesaba katılırsa, üç nesil sonraki insanlar biyo çeşitliliğin birçok avantajından vazgeçmek zorunda kalacak. Stanford Üniversitesi'nden araştırmacı Paul Ehrlich, 'Bindiğimiz dalı kesiyoruz' diyor.
Fotoğraf: picture-alliance/dpa
İnsanlık için tehlike
Araştırmayı yazan ekibin başındaki Meksika Ulusal Otonom Üniversitesi'nden Gerardo Ceballos, 'Eğer önlem alınmazsa, türümüz çok daha erken bir dönemde yok olacak' tespitinde bulunuyor. Örneğin arılar yok olursa, bunun tahıl üretimi açısından açlık gibi çok önemli sonuçları olabilecek. Arıların ölmesi şimdiden dünya genelinde önemli bir sorun.
Fotoğraf: picture-alliance/dpa
Hızlıca önlem almak şart
Araştırmayı hazırlayanlar acil bir çağrıda bulunuyor: İnsanlık tehdit altındaki türlerin korunması çabalarını hızlandırmalı ve artırmalı. Özellikle doğal yaşam bölgelerinin kaybolmasının, doğanın sömürülmesinin ve iklim değişiminin önüne geçilmeli. Eğer önlem alınmazsa gezegenin kendini toparlaması milyonlarca yıl sürebilecek.
Fotoğraf: picture-alliance/WILDLIFE/M. Harvey
8 fotoğraf1 | 8
Avcıların isyanı
Lucas Micallef'e göre ise yasa dışı ateş edenler yasal avcılarla karıştırılıyorlar. Lucas, "Yasa dışı avlananlar avcı değiller; suçlular" sözleriyle tepkisini ortaya koyuyor.
Avcılar gururları zedelenmiş hissediyorlar. Nisan ayında Maltalıların çoğunluğu yapılan referandumda kuş avından yana oy kullandı. Buna rağmen neden hesap vermek zorunda kaldıklarını anlayamıyorlar.
Aldo Azzopardi, "Avcılığın yüzde 95'i zaten şansa bağlı. Ve yalnızca iki kere ateş ettikten sonra tüfeğinizi çantanıza koymak durumundasınız. Yasalar bunu emrediyor!‘" diyerek hayalkırıklığını ifade ediyor.
Lucas şimdiye kadar bir kuş bile vuramamış. Ancak o ve diğer avcılar için avcılık hedefe ulaşmaktan çok daha fazlasını ifade ediyor: ‘‘Umarım çocuklarım ve torunlarım da atalarımızın bu geleneğini devam ettirir.‘‘
Hep beraber oturup çay içmek ve bir şeyler atıştırmak da bu geleneğin bir parçası. Ancak tüfekler yine de hep atışa hazır pozisyonda.
‘‘Bu sadece bir guguk kuşu.'' Heyecan kısa sürüyor.
Bu guguk kuşu başına bir şey gelmeden adanın üzerinden uçup gidiyor. En azından bir sonraki ava kadar hayatta....