1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git

Avrupa’da ‘büyüme modası’

14 Mayıs 2012

Sosyalist François Hollande’ın seçim zaferinden sonra Avrupa yeniden "büyümeyi" telaffuz etmeye başladı. Ama ekonominin nasıl canlandırılabileceği hâlâ meçhul.

Fotoğraf: Fotolia/Frog 974


Avrupa Birliği’nin (AB) güney ülkelerinde ekonomi küçülüyor, işsizlik artıyor. Devlet, harcamaları kısarak bütçesini sağlığa kavuşturup ek borçlanma limitinin altında kalmaya çalışıyor. Euro Bölgesi’nin 17 üyesi ortak para birimini kurtarmak için tasarruf taahhüdü altına girdi. Fransa’nın yeni cumhurbaşkanı François Hollande seçim kampanyası sırasında, tasarrufun ekonomik krizi daha da azdıracağı gerekçesiyle seçmene konjonktürü teşvik programları vaat etti. Sosyalist lider aynı zamanda AB Komisyonu ile kararlaştırılan bütçe hedeflerine sadık kalacağını ve ek borçlanmanın Gayrı Safi Yurtiçi Hasıla’nın yüzde üçünü aşmayacağını söylüyor.

“Büyüme Paktı” tamamlayıcı olacak

Hollande malî paktı ancak büyüme paktıyla tamamlandığı takdirde imzalayacağını açıklamıştı. Büyümenin teşvik edilmesi gerektiğini Almanya Başbakanı Angela Merkel de söylüyor. Mart ayındaki AB zirvesinde tasarruf artı ekonomik büyümeyi teşvik formülü benimsenmişti. Ama bu teşviklere ek harcama yapılması söz konusu değil. İstihdam piyasası ve eğitim sistemindeki reformların ekonomiye itici güç olması umuluyor. Komisyon Başkanı Jose Barroso konjonktür programlarıyla ilgili olarak, “Her defasında tekerleği yeniden icat etmenin anlamı yok”, demiş ve eklemişti: “Büyümeyi harekete geçirebilmek için bütçe konsolidasyonuna yapısal reformlara ve yatırımlara ihtiyacımız var. Tasarrufla yatırım arasında tercih yapmak söz konusu değil. Üç önemli nokta var: Konsolidasyon, reform ve yatırım.”

Proje endeksli tahvil formülü

AB Komisyonu aylar önce enerji ikmaliyle ilgili özel projelerin Euro tahvilleriyle finanse edilmesini önermişti. Barroso Avrupa Günü dolayısıyla Floransa Üniversitesi’nde yaptığı konuşmada, “Stratejik önemdeki yatırımların özel sermaye ile finanse edilmesi için proje tahvilini önerdik. Bu öneriyi geçen yılın Eylül ayında yapmıştık. Şimdi hükümetlerin de bu formülü benimsediğini gözlemliyorum. Siyasette intihal kompliman yerine geçer. Bütün önerilerimizi demet halinde sunduk” demişti. François Hollande seçim kampanyası sırasında ortak Euro tahvili ihraç edilmesini önermişti. Almanya Başbakanı Angela Merkel ise bu uygulamayı reform sürecinin son adımı olarak görüyor. Avrupa’nın büyüme hızını artıracak örnek bir plana ihtiyacı olduğunu Avrupa Parlamentosu (AP) Başkanı Martin Schulz da söylüyor. Büyüme stratejisi yeni Fransa Cumhurbaşkanı’nın da katılacağı 23 Mayıs’taki olağanüstü AB zirvesinde ele alınacak.

Guntram B. WolffFotoğraf: Think Tank Bruegel


“Güney kemer sıksın, Kuzey daha fazla tüketsin”

Brüksel’deki "Bruegel" araştırma enstitüsünün uzmanlarından Guntram Wolff Euro Bölgesi ülkelerinin bütçe konsolidasyonu için tasarruf etmekten başka çaresi olmadığını söylüyor. Wolff Deutsche Welle’ye verdiği demeçte, “Euro ülkelerinin yapısal reform yapmaktan başka çaresi yok. Avrupa’nın güneyi yapısal uyum göstermek zorunda. Ancak Avrupa’nın kuzeyinden de yapısal reform adımları gelmeli. Bütün mesele yapısal uyum reformlarının nasıl başarılabileceğinde yatıyor” dedi. Guntram Wolff, Almanya Maliye Bakanı Wolfgang Schaeuble’nin Alman istihdam piyasasındaki düzelmeye işaretle bu durumun ücret zamlarına yansıtılması gerektiği şeklindeki sözlerinin cesaret verici olduğunu belirtti ve ekledi: “Böylece talep artar. Gelir artışı kuzeyin tasarruf baskısını azaltır ve Euro Bölgesi’nin toptan resesyona sürüklenmesi önlenmiş olur.”

“Borçlanarak büyüme olmaz”

Alman Bankalar Birliği Başkanı Michael Kemmer kamu ve özel yatırımların teşvik edilmesini, ama bunu yaparken de büyüme amaçlı yatırımların nasıl harekete geçirilebileceğinin iyi düşünülmesi gerektiğini söylüyor. Krediyle finanse edilen kamu harcamalarının etkisinin saman alevi gibi geçeceğini belirten Bankalar Birliği Başkanı, “Bu yoldan kısa süreli canlanma sağlanabilir ama Euro Bölgesi’ne kredi verecek olan yatırımcının güvenini de adamakıllı sarsar” dedi. Michael Kemmer büyüme sağlayacak yatırımların ancak krediyle finanse edilebileceğini ancak bu itici gücün hangi yatırımlardan kaynaklanabileceğinin iyi düşünülmesi gerektiğini söyledi. Borçla konjonktürü canlandırma formülü Angela Merkel tarafından da reddediliyor.

Michael KemmerFotoğraf: picture alliance/Eventpress

Bankalardaki istikrarsızlık güven kırıyor

Avrupa’daki bankalar krizinin yatırımlara mâni olduğunu ve büyüme stratejilerini de tehlikeye soktuğunu belirten iktisatçı Guntram Wolff Deutsche Welle’ye yaptığı açıklamada ekonomi politikalarının iyi koordine edilemediğini, öncelikle bankacılık branşında, geniş yetkilerle donatılmış bir Avrupa kurumuna ihtiyaç olduğunu ve banka denetleme kurumunun bu branşta patlak verebilecek sorunlara Avrupa çapında müdahale edebilmesi gerektiğini, anlattı. Wolff, aksi takdirde bankacılıktaki istikrarsızlığın süreceğini ve finans piyasasının sürekli olarak Euro Bölgesi’nin gücünü denemeye kalkışacağını, sözlerine ekledi.

Lâf değil,

AB Komisyonu konjonktürün teşvikiyle ilgili tedbirleri 2020 Ajandası adı altında bir araya getirdi. Önlemler paketi geçen yıl devlet ve hükümet başkanları tarafından onaylandı. Komisyon Başkanı Jose Barroso her fırsatta zirve kararlarının milli düzeyde geciktirilmeden uygulanmasını nasihat ediyor. Barroso, örneğin çoğu ülkenin internet ticaretiyle ilgili iç pazar yönergesini uygulamakta geç kaldığını oysa Avrupa’nın tartışmaya değil iş yapmaya ihtiyacı olduğunu ve bunun için de her türlü enstrümanın bulunduğunu ifade etti.

© Deutsche Welle Türkçe

Bernd Riegert/A. Günaltay

Editör: Ercan Coşkun

Sonraki bölüme git Bu konuda daha fazla içerik

Bu konuda daha fazla içerik

Daha fazla içerik göster