1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git

"MB rezervinin hesabı er geç sorulur"

11 Mart 2021

DEVA Partisi Genel Başkanı Babacan Türkiye’nin sorunlarının çözümü için önce zihniyet değişimi gerektiğini söylüyor. Babacan: "Bunun yolu da ancak topyekûn iktidar değişikliğidir."

DEVA Genel Başkanı Ali Babacan
DEVA Genel Başkanı Ali BabacanFotoğraf: DEVA

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, ekonomi ve insan hakları alanları dahil Türkiye’nin sorunlarının çözülmesi için önce "zihniyet değişiminin" gerektiğini, bunun yolunun da topyekûn iktidar değişikliği olduğunu belirterek, Merkez Bankası rezervlerinin eritilmesi ile ilgili er geç hukuk karşısında hesap sorulacağını ifade etti.

Partisinin 1. kuruluş yıldönümü nedeniyle küçük bir grup gazeteciyle bir araya gelen Babacan, ekonomideki son durum, Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) rezerv tartışmaları, erken seçim ihtimali, insan hakları eylem planı gibi çok sayıdaki konuya dair soruları yanıtladı.

Geçen sene bu dönemlerde kurulan DEVA Partisi, pandemi nedeniyle çalışmalarını daha çok sanal ortamda yapmak durumunda kalmıştı. Babacan, bu yıl ise vatandaşlarla birebir temasın önemli olacağını, parti yetkilileri olarak sahada daha yoğun çalışacaklarını belirtti.

Bir yıllık çalışma kapsamında şimdiye kadar 550 ilçede partinin ilçe başkanları görevlendirilirken, 81 ilin 43’ünde ve 300 ilçede kongreler tamamlanmış durumda. Türkiye çapında teşkilatlanma partinin seçime girme yeterliliği kazanması açısından kritik önemde. Zira Siyasi Partiler Yasası'nın 36. maddesine göre, bir siyasi partinin seçime katılabilmesi için, "İllerin en az yarısında seçim gününden en az 6 ay önce teşkilat kurmuş ve büyük kongrelerini yapmış" olması veya Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) grubunun bulunması gerekiyor.

Erken seçim ne zaman?

Babacan kısa vadede ufukta erken seçim görmüyor ancak 2023’te zamanında yapılacağını da düşünmüyor. Babacan’a göre Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) erken seçimin "kendisini daha iyi hissettiği bir dönemde" yapılmasını tercih edecek.

Ali Babacan, erken seçim kararının TBMM tarafından alınacağını öngördüğünü ve Meclis'in erken seçim kararını alması durumunda bunu, Cumhurbaşkanlığı görev süresinin bir dönem daha uzaması şartına bağlayabileceğini ifade etti. Babacan’a göre Cumhurbaşkanı Erdoğan bu yöntemle görev süresini bir dönem daha uzatmak isteyebilir.

İktidarın yaptırdığı anketlerde, DEVA dahil yeni partileri ölçemediğini söyleyen Babacan, bu nedenle doğru bir pozisyon alamadığını, seçim ve siyasi partiler yasasını da bunun için değiştirmek istediklerini söylüyor. Babacan’a göre Cumhur ittifakının siyasi partiler ve seçim yasalarında yapmak istediği değişikliğin altında "mevcut kurallarla artık kazanamayız, bu nedenle oyunun kurallarını değiştirip nasıl kazanabiliriz" düşüncesi yatıyor.

TCMB rezervinin hesabı er geç sorulur

Babacan, Merkez Bankası’nın döviz rezervleri ile ilgili tartışmalara dair sorulara ise "içimiz cız ediyor" sözleriyle tepki göstererek, rezervleri 135 milyar dolara kendilerinin çıkarttığını, "Kimse kusura bakmasın biz biriktirdik, bunlara kalsa ne hale gelecekti" sözleriyle dile getirdi.

Erdoğan’ın döviz rezervi ile ilgili yaptığı açıklamaların doğruyu yansıtmadığını belirten Babacan, şunları söyledi:

"Taraflı cumhurbaşkanı ve akraba bakan el ele verip Merkez Bankası’nın rezervini çarçur etti. Sayın Erdoğan, Merkez Bankası’nın 95 milyar dolar brüt rezerv rakamını söylüyor fakat 139 milyar dolarlık borcundan bahsetmiyor. Bu şuna benziyor: Cüzdanındaki paradan bahsediyor ama kredi kartı borcundan bahsetmiyor."

Fotoğraf: DEVA

Ali Babacan ayrıca, sadece rezervin değil, yedek akçe hesabının da harcandığına işaret ederek, "Merkez Bankası’nın kârının her yıl belli bir yüzdesi yedek akçe hesabına konur, kötü günler için biriktirilir. 2019’un ocak ayında bir günde harcadılar. 2019 yılında biriken yedek akçeleri de 2020’nin ocak ayında alıp bir günde harcadılar" söyleminde bulundu.

Eski ekonomi bakanına göre bunların hesabı hem siyasi açıdan hem de hukuki açıdan bir gün mutlaka verilmeli. Babacan, hukuken nasıl bir yol takip edilmesi gerektiği sorusuna, "Hukuki açıdan inceleme devletin yetkili organlarının yapacağı bir iştir. Zamanı geldiğinde bunların hepsi hem idari hem de yargı denetimine tabi tutulur. Er geç olur. Bu kadar büyük bir rakam ortada kalmaz" yanıtını verdi.

Babacan, toplumsal ve siyasi açıdan ise, "Siz yanlış para politikasıyla iki yıl boyunca 130 milyar doları eritiyorsanız, bunun bir siyasi hesabının verilmesi lazım" dedi.

Ekonomi nasıl düzelir?

Sohbet toplantısındaki soruların büyük bölümü Babacan’ın çok iyi bildiği bir alandan yani ekonomiden geldi.

AKP hükümetlerinin büyük bölümünde ekonominin başında olan Babacan, şu andaki sorunlar için çözüm önerisini şöyle aktarıyor:

"O kadar uzun uzun reformlara, planlara falan gerek yok. Bir saatlik basın toplantısında 'Anayasa Mahkemesi kararlarına saygılı olacağız, uymayan mahkemelere karşı HSK’yı göreve davet ediyoruz' desinler; ‘Bizden yargıya pusula gitmez’ desinler; ‘Basın hürdür, şiddeti teşvik etmedikçe karışmayacağız’ desinler. Samimi bir açıklamayla sorunların en az yarısı çözülür."

Babacan, hükümetin ekonomideki sorunların çözümünün hukuktan başladığını anlamakta güçlük çektiğini de belirterek, "Bakanı ve TCMB başkanını değiştirip, ekonomiyle ilgili üç beş karar alınca ekonominin düzeleceğini zannediyor. Olmaz, hiç boşuna uğraşmasınlar. Uzun vadeli yatırımdan bahsediyorsak, yatırımcıların hukuki güvenliğe verdikleri değer çok yüksek" ifadesini kullandı.

"Vatandaşın borcu faiz eklenerek katlandı"

Salgın döneminde hem hane halklarının hem de reel sektörün borç yükünün artmasına karşı yeniden sermayelendirmenin kaçınılmaz olduğunu söyleyen Babacan, şunları ekledi:

"Türkiye, salgın döneminde G-20 ülkeleri içinde vatandaşa en az destek veren ülkelerden oldu. Destek; kredi ve kredinin yeniden yapılandırılmasıydı. Bunlar da üstüne faiz eklenerek yapıldı. Problemler aslında büyüyerek ertelendi. Vatandaşlarımızın iki sene önceki borcu, üzerine faiz eklenerek katlandı."

Babacan'a göre gelinen noktada Türkiye için IMF'ye ihtiyaç bulunmuyor. Dünyada şu anda zaten çok büyük kaynak bulunduğunu söyleyen Babacan, "IMF’nin üzerine düşen fazla bir iş yok. Kendine çekidüzen veren, aklı başında adımlar atan ülkelere kaynak zaten geliyor" saptamasında bulundu.

"İnsan hakları için önce zihniyet değişmeli"

Babacan iktidarın geçen hafta açıkladığı insan hakları eylem planını detaylı şekilde incelediklerini ancak zihniyet ve uygulamalar değişmedikçe kağıt üstünde yazılanların anlamlı olmayacağını da belirtti.

"Yürütme erkinin baskısıyla alınan yargı kararlarının olduğu bir ülkede insan hakları uygulamasının normal seyretmesini beklemek çok zor" diyen Babacan AİHM örneğini vererek 40 ülkenin dosya sayısı kadar Türkiye’nin dosyası bulunduğuna dikkat çekti. Anayasa Mahkemesi'nin esastan incelediği dosyalarda ise yüzde 95 oranında hak ihlali tespit edildiğini de hatırlatan Babacan, şöyle konuştu:

"İnsan Hakları Eylem Planı’nın aslında AB destekli bir proje olduğunu da görüyoruz. AB’nin Mart'ta Türkiye’yle ilgili tutumunu belirleyeceği önemli bir zirvesi var. Keşke insan hakları ekonomi dibe vurduktan veya AB’yle ilişkiler sıkıştığında hatırlanmasaydı. İnsan haklarını AB için değil, kendi vatandaşlarımız için düzeltmeliyiz."

 

Gülsen Solaker

© Deutsche Welle Türkçe

Sonraki bölüme git Bu konuda daha fazla içerik