Babacan'dan AP'ye mesajlar
28 Mayıs 2008
Avrupa Parlamentosu (AP) Dış İlişkiler Komitesi üyelerine hitap eden ve sorularını yanıtlayan Ali Babacan, temel olarak üç mesajı verdi. Türkiye'nin üyeliğini sulandırmaya çalışan Fransa'ya, “AB’ye katılımımız sorgulanamaz” mesajı veren Babacan, AB Komisyonu’na ise Brüksel'in, son zamanlarda Türkiye ile müzakere sürecini yavaştan aldığı siteminde bulundu. Babacan, reform sürecinin devam edeğini, ancak şu anda hükümetin dikkatinin kapatma davasında olduğunu da satır aralarında ima etti.
Türkiye’nin önemi
Türkiye-AB ilişkilerinin ''sınırlarını taşan etkisine'' dikkati çeken Babacan, Türkiye'nin üyeliğinin, dünyadaki medeniyetler arası diyalog ihtiyacını büyük ölçüde karşılayacak sonuçlar doğuracağını ifade etti. Türkiye'nin bölge ülkeleriyle ilişkilerini değerlendiren Babacan, ''İran'la iyi diyaloğumuz var. Nükleer anlaşamazlığa çözümün anahtarı siyasi diyalogdur. Türkiye olarak bölgemizde nükleer silah istemiyoruz. Her ülke nükleer enerjiden faydalanma hakkına sahiptir. Bunun için Uluslararası Atem Enerjisi Kurumu'nun kriterlerinin karşılanması ve uluslararası standartlara uyulması gereklidir'' şeklinde konuştu.
Irak'ın toprak bütünlüğünü ve siyasi birliğini en başından beri en güçlü ve istikrarlı savunan ülkenin Türkiye olduğunu vurgulayan Babacan, rak'ın kuzeyini üst olarak kullanan ve sınırdan sızarak Türkiye'de saldırılar düzenleyen terör örgütüyle mücadelenin asla Irak'ın toprak bütünlüğünü ihlal ya da Irak halkına tehdit gibi görülmemesini istedi. Babacan, ''Irak'taki merkezi hükümet bize (biz de terör örgütünden rahatsızlık duyuyoruz ama müdahale etme şansımız yok) diyor. Dolayısıyla sorun sadece terör sorunudur. Terör örgütü 'Kürtleri temsil ediyorum' propagandası yapıyor. Buna aldanmayın'' dedi.
Dini özgürlükler
Babacan Türkiye’de dini özgürlüklere ilişkin de açıklamalarda bulundu. Babacan, dini özgürlüklerle ilgili bir soruya ''Türkiye'de sadece gayrimüslim azınlıklar değil, Müslüman çoğunluk da dini özgürlüklerle ilgili sorunlar yaşıyor. Türkiye'de son dönemde laiklik eksenli bir tartışma yaşanıyor. Bizim laiklik tanımımız çok açık: Din ve devlet işlerinin açık şekilde birbirinden ayrılması. Devletin de bireylerin dininin gereğini yerine getirmesine müdahale etmemesi. Burada farklı inançtakiler de dinsizler de bu özgürlük ortamından faydalanabilmeliler'' şeklinde cevap verdi.
Rehn ve Lagendijk’tan mesajlar
Toplantıda konuşan AB Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn de Türkiye'deki reform sürecinin hızlandırılması gerektiğine değinen AK Parti’ye ilişkin kapatılma davasına da değindi. Rehn, “Kapatılma davasına ilişkin yeni bir yorumum yok. Bunu aynı yaklaşımı sergilemeye devam ediyoruz şeklinde anlayabilirsiniz. AB, bizim demokratik değerlerimize etki eden bir konuda, birliğe üye olmayı amaçlayan bir aday ülkede ne olup bittiğine ilişkin kayıtsız kalamaz. AB'de siyasi partilerin kapatılması konusu, normal bir olaymış gibi algılanamaz” dedi.
Karma Parlamento Komisyonu toplantılarının bilançosunu çıkaran, eş başkan Joost Lagendijk ise, Avrupalı ve Türk parlamenterlerin ilk defa laiklik prensibini birarada tartıştıklarını söyledi. Lagendijk sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye'de bu konuyu takip edenlere, böyle bir tartışmanın yapılması normal gelebilir. Ancak Karma Parlamento Komisyonu'na başkanlık yaptığım bütün bu kadar yıl boyunca, ilk defa Avrupalı ve Türk Parlamenterler arasında, laikliğin ne olduğu, ne olması gerektiğine ilişkin bir tartışma ortamı sağlandı. Bu tabii Avrupa Parlamentosu'nun, Türkiye'de laikliğin geleceğine ilişkin bir kaygı olduğunu ve bu kaygının önemsenmesi gerektiğini algıladığı anlamına geliyor. Bu Türkiye'de hiç bir şeyin değişmemesi gerektiği anlamına da gelmiyor.”