Balkanlar’da Bölgesel İşbirliği Konseyi
15 Mayıs 2007İstikrar Paktı’yla savaş yüzünden zarar görmüş Balkan ülkeleriyle bölgesel işbirliği sağlamak ayrıca sosyal ve ekonomik kalkınmaya destek amaçlanıyor. Geçtiğimiz günlerde Zagreb’de bir araya gelen uluslararası örgüt temsilcileriyle AB ve Balkan devletlerinden yetkililer, en geç 2008 yılına kadar İstikar Paktı'nın yerini alacak bir Bölgesel İşbirliği Konseyi kurma kararı aldı. DW Orta – Güney ve Doğu Avrupa Yayınlar Sorumlusu Verica Spasovska’nın konuyla ilgili yorumu…
Paktın ilk imzalandığı tarihte duyulan heyecan, yerini artık bölgesel işbirliğinin kaçınılmaz olduğu gerçeğine bıraktı. Sekiz yıl önce hayata geçirilen Balkan İstikrar Paktı miyadını doldu. Balkan İstikrar Paktı daha etkin olabilecek Bölgesel İşbirliği Konseyi’ne dönüştürülüyor. Balkanlar’da siyasi reform çabalarına teşvik ve sınır ötesi kalkınma projeleriyle bölge ülkelerine destek verme amacıysa geçerliliğini koruyor.
Ancak böylece Balkan devletlerine artık bölge istikrarının sağlanmasında daha fazla sorumluluk biçilmiş oluyor, ki bu da yerinde bir karar. Balkanlar’a yeniden yapılanma ve kalkınma projelerini aşamalı olarak hayata geçirmek için gereken sorumluluğu vermenin zamanı çoktan gelmişti.
Zagreb’de yapılan zirvede, AB’ye henüz dahil olmamış ülkelere komşularıyla ilişkilerini geliştirme çağrısı yapılırken, birlik üyeliğinin de ancak bu şartla mümkün olabileceği mesajı iletildi. Bu ülkelerden istenenlerin başındaysa, bölge ülkeleri arasında uygulanan seyahat vizelerinin kaldırılması geliyor.
Ayrıca AB’ye göre, Balkan ülkeleri ürettiği malları Avrupa’ya ihraç etmeden önce komşu devletlerle ticaret hacmini ve ekonomik işbirliğini güçlendirme yollarını aramalı. Bu kapsamda özellikle Hırvatistan komşularıyla arasındaki vize anlaşmazlıklarında başı çekiyor. Bu da Hırvatistan’ın gelecekteki AB üyeliği için iyi bir referans oluşturmuyor.
AB’nin Birlik dışındaki Balkan devletlerinden beklentisiyse oldukça basit: Komşularınızla iyi geçinin ayrıca ekonomik ve siyasi yapınızda belirgin reform çabalarında bulunun.
Aslında AB’nin bu beklentileri yeni değil sadece beklentilerin dile getiriliş biçimi biraz sertleşti denebilir. AB Dönem Başkanı Almanya’nın Başbakanı Angela Merkel’in, neredeyse üç ay içinde hükümeti kurmayı başaramayan Sırp siyasilere çağrısının ardından, AB Komisyonu Başkanı Barosso da, özellikle Sırbistan Parlamentosu başkanlığına Avrupa karşıtı Nikoliç’in getirilmesinden sonra ülkeye “istikrarsızlık ve tecrit ” uyarılarında bulunmuştu.
Ancak aşırı milliyetçi Nikoliç’in iş başına gelmesinden iki gün sonra görevi bıraktığını açıklaması ve Sırbistan’daki demokratik siyasi partilerin son anda hükümet üzerinde anlaşmaları, Belgrad’ın gelen uyarıları kulak arkası etmediğini gösteriyor.
Eski Yugoslavya ülkeleri arasında yaygın olan, Bölgesel İşbirliği Konseyi’nin eski Yugoslavya’yı aratmayacağı kuşkuları yersiz. Ayrıca, Balkan İstikrar Paktı’nın mimarları, Bölgesel İşbirliği Konseyi’nin Balkan ülkelerini AB üyeliğinden mahrum bırakmak anlamına gelmediğini belirtiyor.
AB yetkilileri, AB’ye henüz dahil olmayan Batı Balkan ülkelerinin yegane perspektifinin Avrupa olduğunu ve üye devletlerden Romanya, Bulgaristan ve Yunanistan’ın Batı Balkanlar’a bu süreçte yardımcı olmaları gerektiğini savunuyor. Ancak zorlu süreci aşarken verilecek destek, bu ülkelerin omuzlarındaki sorumluluğun tamamını üstlenmek anlamına gelmiyor.