Balkanlar'da istikrar AB'ye bağlı
11 Aralık 2007
Reklam
Halihazırda tartışılan, özerk Sırp vilayeti Kosova'nın bağımsızlığını ilan edip etmeyeceği sorusundan ziyade bağımsızlık ilanın ne zaman gerçekleşeceği... Yıllardan beri Aranvutlar ve Sırplar arasında uzlaşma sağlanması için çalışan uluslararası arabulucular da bağımsızlığın artık kaçınılmaz olduğunun farkında. Uluslararası toplumun tüm çabalarına rağmen ne yazık taraflar, uzlaşmaz tutumlarını sürdürdüler.
Ekonomik canlanma beklentisi
Washington'un da desteğini arkasına alan Kosovalı Arnavutlar için artık bağımsızlık yolundan geri dönülmesi sözkonusu değil. Böyle bir adımın getirisinin sadece ulusal egemenliğin tesis edilmesiyle sınırlı kalmayıp, aynı zamanda ekonomik canlanmayı da tetiklemesi bekleniyor. Ancak Kosova'nın bağımsızlığı, burada yaşayan Sırpların yerlerini yurtlarını terkederek Sırbistan'a göç etmelerini de kaçınılmaz kılacaktır. Uluslararası toplumun bölge için öngördüğü "etnik çeşitlilik modeli" başarısız olmuştur. Uzlaşı sağlanmasına yönelik yoğun uluslararası desteğe rağmen Arnavutlar ve Sırplar arasındaki uçurumun daha da derinleştiğini teslim etmek gerekiyor.
Diktatör Miloşeviç rejimine yönelik NATO müdahelesinin üzerinden sekiz yıl geçti ve Sırbistan, Karadağ'ın ardından Kosova'yı da kaybetmek üzere. Bunu milli gurur meselesi olarak gören Sırplar da ister istemez gizli hâmisi Rusya'ya yaklaşacaktır. Ancak Mosokva'nın da Belgrad'a tam anlamıyla destek verip vermeyeceğini ve statü sorununu uluslararası arenada bir güç gösterisine dönüştürüp dönüştürmeyeceğini zaman gösterecek.
Bayrak BM'den AB'ye geçiyor
Top şimdi Avrupa Birliği'nde. Kosova'daki bayrağı Birleşmiş Milletler'den devralacak olan Brüksel, son 15 yılda yaşananlardan ders almışa benziyor. Kosova'nın bağımsızlığının kaçınılmaz olduğunu gören Birlik Avrupası, şimdi bunun barış içinde, koordineli ve kontrollü bir biçimde gerçekleşmesi için çalışıyor. Bunun sağlanabilmesi için ise sadece Sırplara değil Kosova'ya da bir üyelik perspektifinin sunulması gerekiyor. Böylece bölge, yıllar süren izolasyonun ardından yeniden Avrupa'nın bir parçası olabilir. Bu tarihi fırsat kesinlikle kaçırılmamalıdır.
Tabii bunun ön şartı da Brüksel'in inandırıcı bir genişleme stratejisi belirlemesidir. Zira aday ülkelere sunulacak üyelik perspektifinin ancak inandırıcı ve sağlam bir politik zemin üzerine oturması halinde Balkanlar'da uzun vadede istikrar tesis edilebilir.
Ekonomik canlanma beklentisi
Washington'un da desteğini arkasına alan Kosovalı Arnavutlar için artık bağımsızlık yolundan geri dönülmesi sözkonusu değil. Böyle bir adımın getirisinin sadece ulusal egemenliğin tesis edilmesiyle sınırlı kalmayıp, aynı zamanda ekonomik canlanmayı da tetiklemesi bekleniyor. Ancak Kosova'nın bağımsızlığı, burada yaşayan Sırpların yerlerini yurtlarını terkederek Sırbistan'a göç etmelerini de kaçınılmaz kılacaktır. Uluslararası toplumun bölge için öngördüğü "etnik çeşitlilik modeli" başarısız olmuştur. Uzlaşı sağlanmasına yönelik yoğun uluslararası desteğe rağmen Arnavutlar ve Sırplar arasındaki uçurumun daha da derinleştiğini teslim etmek gerekiyor.
Diktatör Miloşeviç rejimine yönelik NATO müdahelesinin üzerinden sekiz yıl geçti ve Sırbistan, Karadağ'ın ardından Kosova'yı da kaybetmek üzere. Bunu milli gurur meselesi olarak gören Sırplar da ister istemez gizli hâmisi Rusya'ya yaklaşacaktır. Ancak Mosokva'nın da Belgrad'a tam anlamıyla destek verip vermeyeceğini ve statü sorununu uluslararası arenada bir güç gösterisine dönüştürüp dönüştürmeyeceğini zaman gösterecek.
Bayrak BM'den AB'ye geçiyor
Top şimdi Avrupa Birliği'nde. Kosova'daki bayrağı Birleşmiş Milletler'den devralacak olan Brüksel, son 15 yılda yaşananlardan ders almışa benziyor. Kosova'nın bağımsızlığının kaçınılmaz olduğunu gören Birlik Avrupası, şimdi bunun barış içinde, koordineli ve kontrollü bir biçimde gerçekleşmesi için çalışıyor. Bunun sağlanabilmesi için ise sadece Sırplara değil Kosova'ya da bir üyelik perspektifinin sunulması gerekiyor. Böylece bölge, yıllar süren izolasyonun ardından yeniden Avrupa'nın bir parçası olabilir. Bu tarihi fırsat kesinlikle kaçırılmamalıdır.
Tabii bunun ön şartı da Brüksel'in inandırıcı bir genişleme stratejisi belirlemesidir. Zira aday ülkelere sunulacak üyelik perspektifinin ancak inandırıcı ve sağlam bir politik zemin üzerine oturması halinde Balkanlar'da uzun vadede istikrar tesis edilebilir.
Reklam