1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git
Hukuk ve AdaletAlmanya

Berlin saldırganı neden hapiste değildi?

27 Temmuz 2026

Berlin'de Onur Yürüyüşü'ne yönelik saldırı şüphelisinin aldığı hapis cezasına rağmen serbestçe dolaşıyor olması tartışma yarattı. Cezaların ağırlaştırılması gündemde.

Berlin'de düzenlenen, 1 kişinin öldüğü 29 kişinin yaralandığı saldırı sonrasında Brandenburg Kapısına çiçek ve mumlar bırakıldı.
Berlin'de düzenlenen, 1 kişinin öldüğü 29 kişinin yaralandığı saldırı sonrasında Brandenburg Kapısına çiçek ve mumlar bırakıldı.Fotoğraf: Christoph Soeder/dpa/picture alliance

Almanya'da gençlere ve olası terör şüphelilerine yönelik cezalar ile tedbirlerin ağırlaştırılması tartışılıyor.

Başkent Berlin'deki Onur Yürüyüşü'nün katılımcılarına yönelik ölümcül saldırının failinin, geçmişte hapis cezası almasına rağmen serbest dolaşıyor olması bu yöndeki talepleri alevlendirdi.

Cumartesi günkü olayda 21 yaşındaki Abdul B., kiraladığı aracı kalabalığın üzerine sürmüş, ardından elindeki kesici aletle yoldan geçenlere saldırmıştı. Bir kadının öldüğü, 29 kişinin yaralandığı saldırının şüphelisi, uzun bir kovalamaca sonrası Pazar akşamı polis tarafından köşeye sıkıştırılmış, polise kesici aletle direndiği gerekçesiyle vurularak öldürülmüştü.

Tartışmalı mahkeme kararı

IŞİD sempatizanı zanlının Lübnan asıllı Alman vatandaşı olduğu ve Almanya'da doğduğu açıklanmıştı. IŞİD'e katılmak için gittiği Lübnan'da 3 ay hapis yatan Abdul B., Kasım 2025'te Berlin Havaalanı'nda gözaltına alınmış, uzun süreli tutukluluk döneminin ardından 12 Mayıs'ta Gençlik Mahkemesi'nce, devlet güvenliğini tehlikeye atabilecek ağır bir şiddet eylemine hazırlık yapmak da dahil olmak üzere çeşitli suçlardan 1 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırılmıştı.

Savcılık cezanın ağırlaştırılması talebiyle istinafa başvurduğu için ceza kesinleşmemiş, mahkeme de cezanın infazını tecil etmişti.

Berlin Eyaleti Başbakanı Kai Wegner, zanlının gençlik ceza hukukuna göre yargılamasını ve ardından cezayı tecil etmesini anlayamadığını belirterek, "Bunu değerlendirmek istemem. Sonuçta yargı bağımsız. Ama söyleyecek söz bulamıyorum" dedi.

Federal İçişleri Bakanı Alexander Dobrindt de zanlının yarattığı tehlike göz önüne alındığında, cezanın tecil edilmesinin anlaşılmaz olduğunu belirtti.

Polis kurşunuyla ölen 21 yaşındaki Abdul B.'nin cesedi adli tıp incelemesine götürülürken.Fotoğraf: Michael Kappeler/dpa/picture alliance

Gençlik hukuku mu yoksa yetişkin hukuku mu uygulanmalı?

Berlin eyaletinin Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) partili Adalet Senatörü Felor Badenberg, zanlının, genç yetişkin statüsünde bulunduğu dönemde de kasten yaralama ve gasp amacıyla şantaj dahil çeşitli suçlardan iki kez mahkûm olduğunu belirterek gençlik ceza hukukunda değişiklik yapılması çağrısında bulundu.

Mevcut yasal düzenlemeye göre mahkemelerin, 18-21 yaş arasındaki genç yetişkinler için gençlik ceza hukuku mu yoksa yetişkin ceza hukuku mu uygulanacağına eldeki bulgular doğrultusunda karar verebildiğini belirten Badenberg, "Son olay ve geçmişte yaşanan birçok benzer vaka, gençlik ceza hukukunun uygulanmasına ilişkin yasal ölçütlerin günümüz koşullarına hâlâ uygun olup olmadığının değerlendirilmesini gerekli kılıyor" diye konuştu.

Gençlik ceza hukukunun temel amacının cezalandırma değil, eğitim ve topluma yeniden kazandırma olduğunu ifade eden Badenberg, yetişkin ceza hukukunun ise daha geniş yaptırım imkânları sunduğunu belirtti. Badenberg, Berlin'deki saldırı gibi vakalarda faillerin yetişkin ceza hukuku kapsamında yargılanması gerektiğini savundu.

SPD'li Fiedler: Yargının rolü de sorgulanmalı

Sosyal Demokrat Parti (SPD) Meclis Grubu'nun iç politika sözcüsü Sebastian Fiedler de, olayın ardından yalnızca güvenlik makamlarının değil, yargının rolünün de sorgulanması gerektiğini belirterek "Buradaki sorun ceza hukuku değil. Asıl mesele muhtemelen hukukun nasıl uygulandığıyla ilgiliydi" dedi.

Zanlının neden yeniden serbest kaldığının ve savcılığın neden mahkemenin kararına katılmadığının açıklığa kavuşturulması gerektiğini vurgulayan Fiedler, yanıt bekleyen en önemli sorulardan birinin de zanlının tahliyesinden sonraki süreç olduğunu belirterek "Tahliye edildikten sonra kimlerle temas kurdu? Her ne kadar gözetim altında bulunsa da burada açıkça bir denetim boşluğu yaşandığı anlaşılıyor. Tam da bu boşluğu çok ayrıntılı şekilde incelemeliyiz ve bunu yapacağız" dedi.

"Yasalar sertleştirilmeli" çağrıları

Saldırının ardından yasal düzenlemelerin sertleştirilmesi yönündeki çağrılar artıyor. Alman kamu yayıncısı ZDF'ye konuşan terörizm uzmanı Peter Neumann, Almanya'da ceza sürelerinin diğer Avrupa ülkelerine kıyasla daha kısa olduğunu belirterek "Genel olarak terörle mücadele ceza hukukumuz fazla yumuşak" dedi.

Buna ek olarak Almanya'da gençlik ceza hukukunun varlığına işaret eden Neumann, "Gençlik ceza hukukunun önceliği failin eğitilmesi ve topluma yeniden kazandırılması. Bu yaklaşım birçok durumda kamu güvenliğinin korunmasını ikinci plana itiyor. Bu nedenle mevcut uygulama yeniden gözden geçirilmeli" değerlendirmesinde bulundu.

Polis daha geniş yetkiler istiyor

Alman Polis Sendikası ise güvenlik birimlerine daha geniş yetkiler verilmesi çağrısında bulundu. Sendika, özellikle bilgisayarlar, akıllı telefonlar ve tabletlerdeki verilere erişim imkânının artırılmasını talep etti.

Sendika Genel Başkanı Heiko Teggatz, güvenlik makamlarının söz konusu yetkilere büyük ölçüde suç işlendikten sonra başlatılan soruşturmalar kapsamında sahip olduğunu belirterek, suçun önlenmesi ve tehlikelerin bertaraf edilmesi amacıyla olay öncesinde bu imkânlardan yalnızca sınırlı ölçüde yararlanabildiğini kaydetti.

Teggatz, olası saldırıların engellenebilmesi için güvenlik kurumlarının tehlike önleme faaliyetleri kapsamında daha kapsamlı dijital erişim ve müdahale yetkileriyle donatılması gerektiğini savundu.

DW / BK,MUK

DW Türkçe Türkiye, Almanya ve dünyadaki gelişmeleri ve olayların perde arkasını DW Türkçe'den takip edin.dw_turkce
Sonraki bölüme git DW Gündemi

DW Gündemi

Sonraki bölüme git Daha fazla DW içeriği