1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git

Birleşik Krallık'ta ırkçı olaylar neden tırmanıyor?

Thomas Latschan
12 Haziran 2026

Kuzey İrlanda'nın başkenti Belfast'ta bir Sudanlının düzenlediği bıçaklı saldırının ardından patlak veren yabancı düşmanı olaylar, Birleşik Krallık'ın diğer kentlerine de sıçradı. Peki bu şiddetin arkasında ne yatıyor?

Belfast'ta ateşe verilmiş bir araç tamamen küle dönmüş durumda
Belfast'taki olaylar büyük maddi zarara yol açtı Fotoğraf: Paul Faith/AFP

Sahneler adeta bir iç savaşı andırıyordu: Sokaklarda insan avları, ateşe verilen çöp konteynerleri, mahallelerin üzerine yayılan yoğun siyah dumanlar ve duruma müdahale etmeye çalışan güvelik güçleri.

Belfast geçen Salı akşamı tam anlamıyla kaosa sürüklendi. Kuzey İrlanda'nın başkentinde yabancı düşmanı protestolar kontrolden çıktı.

Belfast İşçi Partisi milletvekili Claire Hanna yaşananları "ırkçı bir pogrom" olarak nitelendirdi. Hanna, maskeli erkeklerin ev ev dolaşarak yabancıları aradığını gördüğünü söyledi. Bu kişilerden bazılarının, içinde çocuklu göçmen ailelerin yaşadığı evler de dahil olmak üzere çeşitli yerleri ateşe verdiğini belirtti. Alınan geniş çaplı güvenlik önlemleri sayesinde ise benzer olayların Çarşamba günü tekrarlanması engellendi.

Ancak Birleşik Krallık'ın diğer kentlerinde protesto yürüyüşleri ve olaylar yaşandı. Scottish Daily Express gazetesi, bu olaylarda da insanların ten renkleri nedeniyle hedef alındığını aktardı.

Kuzey İrlanda'daki olayların fitilini sosyal medyada dolaşıma giren bir video ateşledi. Görüntülerde bir saldırganın yerde kanlar içinde yatan kişiyi defalarca bıçakladığı ve boğazını kesmeye çalıştığı görülüyor. Üç kişinin müdahalesiyle etkisiz hâle getirilen saldırganın yaraladığı kişinin hayati tehlikesi bulunuyor. Polise göre saldırgan, Birleşik Krallık'ta yasal oturum hakkına sahip 30 yaşındaki Sudanlı bir erkekti.

Yabancı düşmanı olaylar Belfast'ta yaşanan bıçaklı bir saldırının ardından başladı Fotoğraf: Peter Morrison/AP Photo/picture alliance

Sosyal medyadaki aşırı sağcı kışkırtmalar

Kuzey İrlanda Başbakanı Michelle O'Neill ile İngiltere Başbakanı Keir Starmer, şiddeti sert sözlerle kınayarak sorumlular hakkında kararlı adımlar atılacağını açıkladı. Ancak çeşitli sosyal medya platformlarına yönelik eleştiriler de dikkat çekiyor.

Nitekim olaylardan önce X ve Telegram gibi platformlarda yapılan çok sayıda paylaşım, zaten gergin olan atmosferi daha da kızıştırdı.

Birleşik Krallık'ta birçok kez hüküm giymiş aşırı sağcı Stephen Yaxley-Lennon, yani kendisinin kullandığı isimle "Tommy Robinson", ülke genelinde kitlesel protesto çağrısı yaptı. X'in sahibi Elon Musk da bu gönderiyi yeniden paylaştı.

İngiltere ve ABD'deki diğer aşırı sağcı isimler de Britanya'nın göç politikasına karşı sürekli protestolar düzenlenmesi çağrısında bulundu.

Belfast'taki olayların geçmişi 

Belfast'taki olaylar, 2024 yazında Birleşik Krallık'ı günlerce etkisi altına alan yabancı düşmanı olayları hatırlattı. O dönemde İngiltere'nin sahil kenti Southport'ta düzenlenen bıçaklı saldırıda üç küçük kız çocuğu hayatını kaybetmişti.

Saldırının ardından aşırı sağcı ağlar sosyal medya üzerinden saatler içinde saldırganın Müslüman bir sığınmacı olduğunu ve kısa süre önce Manş Denizi'ni tekneyle geçerek Birleşik Krallık'a geldiğini öne sürdü. Ancak daha sonra bunun gerçek dışı olduğu ortaya çıktı. Zanlının, Ruanda kökenli, Galler doğumlu ve Hristiyan bir Britanya vatandaşı olduğu anlaşıldı.

Aşırı sağcıların eylemleri diğer kentlere de sıçradı, Bunlardan biri de İngiltere'nin Rotherham kentiydiFotoğraf: Danny Lawson/PA/dpa/picture alliance

Buna rağmen o dönemde de "Tommy Robinson" dahil olmak üzere tanınmış aşırı sağcı isim, X ve Telegram gibi platformları kullanarak ırkçı atmosferi sistematik biçimde körükledi.

Kuzey İrlanda'da sokak çatışmalarının uzun geçmişi

Kuzey İrlanda'da bugünkü göç tartışması, köklü bir sokak şiddeti geleneğiyle kesişiyor. Gözlemcilere göre Salı günü en şiddetli olaylar, Belfast'ın geçmişte "Protestan Loyalist" nüfusun yoğun yaşadığı mahallelerinde yaşandı. Bu, Birleşik Krallık'tan ayrılmaya karşı çıkanları tanımlayan bir isim. Kuzey İrlanda çatışmaları döneminde de Britanya yanlısı Protestanlarla İrlanda yanlısı Katolikler arasındaki en sert sokak çatışmaları bu bölgelerde görülüyordu.

"Hayırlı Cuma Anlaşması" ile Kuzey İrlanda sorunu siyasi açıdan çözüme kavuşmuş kabul edilse de özellikle genç Kuzey İrlandalılar kendilerini ihmal edilmiş ve Londra tarafından unutulmuş hissediyor. İşsizlik yüksek, geleceğe dair umutlar sınırlı. Brexit sonrasında birçok Protestan Kuzey İrlandalı, Birleşik Krallık'ın geri kalanından yavaş yavaş koparılmaktan endişe duyuyor.

Öte yandan Avrupa Birliği'nden ayrılmak Birleşik Krallık'taki göçmen sayısında belirgin bir düşüş sağlamadı. Barikat kurulması ya da molotof kokteyli kullanılması gibi şiddet eylemleri için gerekli altyapı, bu çevrelerde onlarca yıldır mevcut ve gerektiğinde hızla harekete geçirilebiliyor.

Ekonomik olarak geride kalan bölgelerde büyük öfke

Birleşik Krallık'ın diğer bölgelerinde de ırkçı önyargılar kolaylıkla karşılık bulabiliyor. Southport'taki cinayetlerin ardından en sert olaylar Sunderland, Middlesbrough ve Hull kentlerinde yaşanmıştı. Bir zamanların sanayi merkezleri olan bu kentler bugün ekonomik gerilemeyle mücadele ediyor.

Yüksek enflasyon, yerinde sayan ücretler ve Ulusal Sağlık Sistemi NHS gibi kamu hizmetlerindeki tasarruf politikaları, özellikle beyaz işçi sınıfının geçim kaygılarını artırdı.

Kuzey İrlanda'nın başkenti Belfast'ta gösteriler geçen Salı akşamı kontrolden çıktıFotoğraf: Peter Morrison/AP Photo/picture alliance

Bugün olaylar İskoçya'daki bazı bölgelerin yanı sıra İngiltere'nin Southampton kentine de sıçramış durumda. Kentteki 18 bölge ülkenin en yoksul yüzde 10'luk diliminde yer alıyor. Geçen hafta bir cinayet soruşturmasında polisin yaptığı ciddi hata, kentte ırkçılık ve göç tartışmalarını yeniden alevlendirmişti.

Siyasette yıllardır süren sert söylem

Birleşik Krallık'ta göç tartışmaları uzun yıllardır sert bir dille yürütülüyor. Eski Muhafazakâr Başbakan Rishi Sunak'ın sık kullandığı "Stop the boats" (Tekneleri durdurun) sloganı, Manş Denizi üzerinden gerçekleşen düzensiz göçü engellemeyi hedefliyordu. Tartışmalı ve daha sonra rafa kaldırılan Ruanda'ya sınır dışı planı da Sunak'ın girişimleri arasında yer aldı.

Milliyetçi "Reform UK" partisinin liderlerinden Nigel Farage gibi sağ popülist siyasetçiler de konuşmalarıyla yabancı düşmanı söylemlerin giderek daha fazla ana akımın parçası haline gelmesine katkı sağladı.

Birçok Britanyalı'ya Brexit sayesinde ülke sınırları üzerindeki kontrolün yeniden kazanılacağı sözü verilmişti. Ancak göç yüksek seviyelerde kalmaya devam etti. Bu durum toplumun bir kesiminde derin bir hayal kırıklığı ve devletin başarısız olduğu duygusunu besledi.

Londra'nın "sıfır tolerans" politikası

İngiliz hükümeti, ırkçı olayları bastırmak için Başbakan Starmer liderliğinde sert bir sıfır tolerans politikası izliyor. Starmer, olaylara karışanların "yasanın tüm ağırlığını hissedeceğini" söyledi.

Adalet Bakanlığı da artan gözaltılar nedeniyle kısa sürede 500'den fazla yeni cezaevi kapasitesi oluşturdu. Böylece faillerin hızlandırılmış süreçlerle cezaevine gönderilebilmesi hedefleniyor.

Bununla birlikte, ırkçı olayların ne kadar sürede tamamen kontrol altına alınabileceği henüz belirsiz. Southport cinayetlerinin ardından 2024 yazında da yargı sert adımlar atmış, yüzlerce kişi gözaltına alınmış ve bazıları ağır hapis cezalarına çarptırılmıştı. Buna rağmen ülke genelindeki şiddet dalgasının sona ermesi yaklaşık bir hafta sürmüştü.

Sonraki bölüme git DW Gündemi

DW Gündemi

Sonraki bölüme git Daha fazla DW içeriği