Bush Japonya’yı istiyor
26 Eylül 2007
Dünya liderlerinin bir araya geldiği New York’taki BM Genel Kurulu’unu sonbahar toplantılarına, BM Güvenlik Konseyi’nde daimi olarak temsil edilen ülkelerin artırılması konusu ön plana çıktı. Şu an için beş ülkenin, ABD, Rusya, Çin, Fransa ve İngiltere’nin veto hakkına sahip daimi temsilci olduğu Güvenlik Konseyi’nin genişletilmesi tartışmaları uzun süredir devam ediyor.
ABD Başkanı George Bush da BM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, beşi daimi, diğerleri dönüşümlü toplam 15 üyeli olan Konsey'in üye sayısının arttırılması gerektiğini belirtti. ABD'nin bu sürece açık olduğunu kaydeden Bush, “Japonya'nın, daimi üyelik için iyi bir seçim olacağına inanıyoruz“ dedi. Bush, “Diğer bazı ülkelerin de BM daimi üyeliği için değerlendirilebileceğini“ kaydetti.
Almanya Başbakanı Angela Merkel de Almanya’ya daimi temsilcilik verilmesini istedi. Merkel, Güvenlik Konseyi’nin şu haliyle dünya gerçeklerini yansıtmadığını vurguladı.
Başbakanı Romano Prodi ise Güvenlik Konseyi’ndeki daimi üye sayısının artırılmasına karşı çıktı. 2004 yılında Almanya, Japonya, Hindistan ve Brezilya Güvenlik Konseyi’nin genişletilmesi için harekete geçmişti. Ancak bu çabalar sonuçsuz kaldı.
İkinci Dünya Savaşı sonrasında kurulan Birleşmiş Milletler’in üye sayısı 51’den 191’e ulaşmış durumda. Güvenlik Konseyi beş daimi üyesi, savaşın galipleri olan ABD, İngiltere, Fransa ve Rusya ile o günlerde Tayvan’ın temsil ettiği Çin’di. Daha sonra ise Tayvan’ın yerini Çin Halk Cumhuriyeti aldı.
“Nükleer dosya bizim için kapandı”
Genel Kurul’da dikkat çeken konuşmaları yapanlardan biri de ABD ziyareti protesto edilen İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad’dı. Ahmedinejad, BM Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, ülkesinin Batılı ülkelerle gerginliğe neden olan nükleer meselesine değinirken, Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşmasın'nın (NPT) bir üyesi olarak bütün yükümlülükleri yerine getirdiklerini, nükleer programlarının barışçıl amaçlı olduğunu ve bugüne kadar uluslararası kurallardan sapmadıklarını anlattı.
İran'ın gelişmesini engellemek isteyen bazı büyük güçlerin yıllardır ülkesine baskı yaptığını kaydeden Ahmedinejad, tehditleri önemsemeyip, nükleer faaliyetlerini Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (UAEK) denetimi altında sürdüreceklerini belirtti.
Batılı güçlerin İran'ı ekonomik yaptırımların yanı sıra, askeri saldırıyla da tehdit ettiğini ifade eden Ahmedinejad, ''İran halkının direndiğini ve endüstriyel düzeyde nükleer yakıt üretim teknolojisini elde ettiğini'' kaydetti.
İran ve UAEK'nin, geçen ay, sorun oluşturan konuların çözümü için bir yöntem ve takvim üzerinde anlaştığını hatırlatan Ahmedinejad, bunun kendileri için iyi bir yöntem olduğunu, ancak bazı büyük güçlerin buna karşı çıktıklarını ifade etti.
İran'ın nükleer dosyasının BM Güvenlik Konseyi'nden tekrar UAEK'ye döndüğünü iddia eden Ahmedinejad, ''Bizim açımızdan İran'ın nükleer dosyası siyasi bir mesele olarak kapanmış, normal bir konu haline gelmiştir'' dedi. ''Bütün taraflarla yapıcı müzakereye hazır'' olduklarını da ifade eden Ahmedinejad, ''nükleer tecrübelerini bir eğitim programı çerçevesinde diğer ülkelere vermeye hazır olduklarını'' da kaydetti.
İranlı lider, ''İran halkına kötü davranan büyük güçlerin tarihten ders almaları gerektiğini“ni de altını çizdi.
Merkel'den de İran vurgusu
Almanya Başbakanı Angela Merkel ise İran ile yaşanan nükleer krizin, Birleşmiş Milletler’in reform ihtiyacını açık şekilde ortaya koyduğunu söyledi.
Merkel, “Dünya genelinde artan sorunlar göz önünde bulundurulduğunda, Birleşmiş Milletler’in icra kabiliyetini artırmanın ne kadar önem taşıdığı daha da netlik kazanıyor. Bunların başında İran geliyor. İran, Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’nun taleplerini sürekli göz ardı ediyor. İran, nükleer bomba üretmek istemediğini dünyaya kanıtlamalıdır. Almanya, sorunun siyasi çözümle halledilmesinden yana. Ancak İran gereken adımları atmaması halinde ek yaptırımlar gündeme getirilmelidir” dedi.
Almanya Başbakanı Angela Merkel, İran ile ilgili yaptırımlara Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda karar verilmesi gerektiğini, ancak ekonomik ilişkileri askıya almanın da önemli bir sinyal olacağını kaydetti. Bazı Alman firmalarının İran’daki yatırımlarını durdurduğunu belirten Merkel, İran yönetiminin İsrail karşıtı çizgisini de eleştirdi.
Maliki ve Bush görüştü
Dünya gündeminden düşmeyen Irak'ta ulusal uzlaşmanın sağlanması konusunu da bir araya gelen BM Genel ABD Başkanı George Bush ve Irak Başbakanı Nuri El Maliki ele aldı.
Maliki, görüşmeden sonra yaptığı açıklamada, uzlaşma konusunda Irak hükümetinin gerekeni yaptığını belirterek, ''Irak'ın tümü için daha iyi bir gelecek sağlanması yolunda üstümüze düşen bütün sorumlulukları omuzlamaya hazırız. Irak'ın geleceği uzlaşmadan ve iç siyasi mutabakatlardan geçiyor'' dedi. Bush da Maliki ile bu konuda hemfikir olduklarını, Maliki hükümetine ulusal uzlaşmayla ilgili gereken desteği verdiklerini kaydetti.
Görüşmeye yakın kaynaklar, sivillerin üzerine ateş açılması olayı nedeniyle Irak hükümetinde rahatsızlık yaratan Blackwater güvenlik firması üzerinde de durulduğunu belirttiler. Bir yetkili, Maliki'nin Bush'a bu konuda, ''Irak'ın egemenliğine saygı gösterilmeli'' dediğini aktararak, iki liderin soruna kısaca değindiklerini ve ABD-Irak ortak soruşturma konusunu değerlendirdiklerini ifade etti.
Blackwater konusunun asıl olarak, Maliki ile ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice arasında yapılan görüşmede ele alındığı kaydedildi.
Afrika’ya ortak barış gücü
Öte yandan BM Güvenlik Konseyi, Çad ve Orta Afrika Cumhuriyeti’ne AB ve BM'nin ortak barış gücü göndermesine yeşil ışık yaktı. Fransa'nın sunduğu karar tasarısı, 15 üye tarafından bugün oy birliğiyle kabul edildi. Karar metnine göre, özellikle komşu Sudan'ın Darfur bölgesindeki iç savaştan kaçarak Çad ve Orta Afrika'ya sığınan sivillerin korunması ve mültecilere ülkelerine dönme imkanı verecek şartların sağlanması amacıyla ortak barış gücü oluşturulacak ve bu kuvvet, Çad'ın doğusuyla Orta Afrika'nın kuzeydoğusuna konuşlandırılacak.
Barış gücü, BM polisiyle AB askerlerinden oluşacak. 27 AB üyesi, ortak kuvvete temmuz sonunda yeşil ışık yakmıştı. BM'ye göre, sadece Çad'da 236 bin Darfurlu mültecinin yanı sıra 173 bin Çadlı göçmen bulunuyor. Orta Afrika'da da 200 binden fazla mülteci var.
Azami 4 bin kişilik ortak barış gücüne, AB'den İsveç, İspanya, Polonya ve Belçika asker verecek. BM 300 kişilik polis gücü tedarik edecek.