1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git

Deniz Göktaş: Bir kuşağın ruh halini anlatan komedyen

26 Haziran 2026

"Ölü Deniz" adlı gösterisiyle milyonlarca kişiye ulaşan Deniz Göktaş, siyaset, popüler kültür ve gündelik hayat üzerinden yakın dönem Türkiye'sinde büyüyen bir kuşağın ortak hafızasını ve ruh halini sahneye taşıyor.

Deniz Göktaş "Ölü Deniz" adlı gösterisi sırasında sahnede
Komedyen Deniz Göktaş'ın YouTube'da yayınlanan gösterisi iki gün içinde 1,7 milyon kez izlendiFotoğraf: YouTube/Deniz Göktaş

Komedyen Deniz Göktaş'ın yaklaşık 90 dakikalık yeni stand-up gösterisi "Ölü Deniz", 24 Haziran'da ücretsiz olarak YouTube'da yayımlandı. Gösteri iki gün içinde 1,7 milyondan fazla izlendi.

Gösterinin yarattığı tartışma yalnızca komedi izleyicisiyle sınırlı kalmadı. "Ölü Deniz" önce YouTube'da izlendi, ardından sosyal medyada kesitler halinde dolaşıma girdi, sonrasında da siyasi isimlerin ve gazetecilerin yorumlarıyla gündeme geldi.

Eski AKP milletvekili Şamil Tayyar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a yönelik ifadeleri nedeniyle Göktaş'ı X hesabından yaptığı paylaşımla hedef gösterdi. 

Gösteride Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da farklı bağlamlarda anlatının parçası olarak yer alıyor. Göktaş, Erdoğan'ı yalnızca güncel siyasetin aktörü olarak değil, aile, yakın dönem siyasi tarih ve gündelik hayata ilişkin gözlemleri içinde de anıyor.

Gazeteci Fatih Altaylı ise gösteriyi izlediğini belirterek Celal Şengör, İlber Ortaylı ve kendisine yönelik göndermelerin yer aldığı bölümlere "Ne yalan söyleyeyim, çok güldüm" ifadeleriyle değindi. Altaylı, Göktaş'ın anlatım tarzını Güney Afrikalı komedyen Trevor Noah'ya benzetti.

Böylece "Ölü Deniz", yalnızca çok izlenen bir stand-up gösterisi olmaktan çıktı. Mizah, siyaset, ifade özgürlüğü ve yeni kuşak komedyenlerin yükselişi üzerine yürüyen tartışmanın parçası haline geldi.

Deniz Göktaş, gösterisinde gazeteci Fatih Altaylı'nın YouTube kanalındaki programına nasıl konuk olduğunu anlatıyor. Fatih Altaylı kendisi ile ilgili bölümlere "çok güldüğünü" söylediFotoğraf: Fatih Altaylı/YouTube

Gösteride güncel siyasi tartışmaların yanı sıra popüler kültür, aile ilişkileri, erkeklik rolleri, üniversite yaşamı ve Türkiye'nin yakın tarihine uzanan çok sayıda gönderme yer alıyor. Bu geniş referans dünyası, gösterinin neden bu kadar geniş yankı uyandırdığını da açıklıyor.

Mamak'tan İstanbul sahnelerine

Deniz Göktaş, 18 Nisan 1994'te Ankara'nın Mamak ilçesinde doğdu. Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Psikoloji Bölümü'nden mezun oldu. Ardından Kadir Has Üniversitesi'nde Sinema ve Televizyon alanında yüksek lisans yaptı.

Farklı söyleşilerinde sinema alanında çalışmayı düşündüğünü anlatan Göktaş'ın kariyer yönünü ise İstanbul'da tanıştığı stand-up değiştirdi. Yaklaşık yedi yıl önce açık mikrofon gecelerinde sahneye çıkmaya başladı. Kısa sürede İstanbul'daki bağımsız stand-up sahnesinin dikkat çeken isimlerinden biri oldu.

Pandemi döneminde hazırladığı "Deniz Göktaş'a Ayıracak Vaktim Yok" adlı podcast'i, Göktaş'ı yalnızca sahne izleyicisinin değil, dijital dünyanın da tanıdığı bir isme dönüştürdü. 2023 yılında YouTube'da yayımladığı ilk uzun gösterisi

"Selam Selam" 6 milyondan fazla izlendi. "Ölü Deniz" ise bu yükselişin ikinci büyük halkası oldu.

Göktaş'ın dikkat çeken tercihlerinden biri, gösterilerini ücretli dijital platformlar yerine YouTube'da ücretsiz yayımlaması. Bu tercih, onu salon izleyicisinin çok ötesine ulaştırdı.

Televizyonun değil internetin komedyeni

Türkiye'de önceki kuşak komedyenlerin geniş kitlelere ulaşmasının yolu büyük ölçüde televizyondan geçiyordu. Kabare geleneği, skeç programları ve ana akım eğlence formatları, uzun yıllar mizahın en görünür mecraları oldu.

Deniz Göktaş ise izleyicisini büyük ölçüde internet üzerinden bulan yeni kuşağı temsil ediyor. Podcast'i, YouTube gösterileri ve sosyal medyada dolaşıma giren kısa kesitler, kariyerinin temel yapı taşlarını oluşturuyor.

Bu nedenle Göktaş'ın yükselişi, yalnızca kişisel başarısını değil aynı zamanda Türkiye'de mizahın üretim, dağıtım ve tüketim biçiminin nasıl değiştiğini de gösteriyor.

Yakın dönemden referanslar

"Ölü Deniz" ilk bakışta politik göndermeleriyle öne çıkıyor. Ancak gösteride yalnızca siyasetçiler yok.

Siyasetçilerden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ekrem İmamoğlu, Meral Akşener, Ümit Özdağ ve Ali Babacan gibi isimlerin yanı sıra Celal Şengör, İlber Ortaylı, Fatih Altaylı, Cüneyt Özdemir, Emrah Safa Gürkan, Kenan Doğulu ve Aras Bulut İynemli gibi kültür ve medya figürleri de anlatının parçası oluyor.

Bunun yanında Telegram, uyuşturucu tartışmaları, belediyelere yapılan operasyonlar, Suriyeliler, boykot çağrıları gibi birbirinden farklı başlıklar da gösteride yer buluyor. Türkiye'de aydın olmanın anlamı, Silivri Cezaevi'nin kamusal hafızadaki yeri, protestolar, cezaevi ihtimali ve yurtdışında yaşama düşüncesi de bu referansların arasında yer alıyor.

Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ve yapılan protesto eylemleri de Deniz Göktaş'ın gösterisinde yer buluyor (1 Temmuz 2025, İstanbul)Fotoğraf: Yasin Akgul/AFP/Getty Images

Bu referanslar yalnızca güncel olaylara değil, 2000'lerden bugüne uzanan yakın dönem Türkiye hafızasına işaret ediyor. Göktaş, aynı haberleri izlemiş, aynı sosyal medya tartışmalarını takip etmiş, aynı seçimleri ve toplumsal gerilimleri yaşamış bir kuşağın ortak çağrışımlarını kullanıyor.

Bu nedenle gösterideki mizah, tek tek olayların kendisinden çok, o olayların izleyicinin zihninde bıraktığı ortak duygudan besleniyor.

Bir kuşağın ruh hali

Göktaş'ın anlatısında kişisel hikayelerle toplumsal meseleler sık sık iç içe geçiyor.

Çocukluk, baba figürü, erkeklik rolleri, aile ilişkileri, mahalle, eğitim ve psikoloji gibi kişisel görünen başlıklar, Türkiye'nin siyasi ve toplumsal iklimiyle birlikte ele alınıyor. Bir yandan Mamak'tan İstanbul'a taşınmanın yarattığı sınıfsal ve kültürel karşılaşmalar anlatılırken, diğer yandan seçimler, milliyetçilik, kimlik tartışmaları ve yakın tarih sahneye taşınıyor.

ODTÜ'de psikoloji eğitimi alan ve bir dönem Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'nde staj yapan Göktaş'ın mizahında olaylardan çok insanların bu olaylara verdiği tepkiler öne çıkıyor. Korkular, travmalar, aidiyet arayışı, öfke, umut ve hayal kırıklığı gösterinin tekrar eden duyguları arasında yer alıyor. Bu yönüyle "Ölü Deniz", yalnızca güncel siyaset üzerine kurulmuş bir gösteri olmaktan çok, yakın dönem Türkiye'sinde büyüyen ve yetişkinliğe geçen bir kuşağın ruh halini sahneye taşıyor.

Gündemin dili de sahnede

Gösteride dikkat çeken unsurlardan biri de yalnızca olayların değil, o olaylar etrafında kurulan dilin de mizah konusu yapılması.

Futbol tribünlerindeki eril söylem, spor karşılaşmaları sonrasında yükselen milliyetçi refleksler, sosyal medyada hızla dolaşıma giren siyasi kalıplar ve gündelik hayatta kullanılan sert ifadeler gösterinin dikkat çektiği alanlar arasında.

Melisa Vargas etrafındaki tartışmalar ya da Alperen Şengün'ün milli takım performansı sonrasında kullanılan milliyetçi söylemler de bu çerçevede ele alınıyor. Bu örneklerde spor da popüler kültür de siyasetten bağımsız alanlar olarak değil, aynı kamusal dilin parçaları olarak sahneye taşınıyor.

Benzer biçimde uzun saçtan erkeklik jestlerine, aile yapısından bayramlara, üniversitelerden kitaplara kadar uzanan gündelik ayrıntılar da yalnızca birer espri unsuru değil, Türkiye'de gündelik hayatın nasıl siyasileştiğini gösteren işaretler olarak kullanılıyor.

 

Sonraki bölüme git DW Gündemi

DW Gündemi

Sonraki bölüme git Daha fazla DW içeriği