1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git

"Irkçı taraftarları cezalandıracak yüzü nasıl bulacaklar?"

8 Ağustos 2019

Alman basınındaki yorumlarda ete daha fazla katma değer vergisi getirilmesi önerisi ve Schalke 04’ün başkanının Afrikalılara yönelik sarf ettiği ırkçı ifadeler öne çıkıyor.

Schalke 04'ün başkanı Clemens TönniesFotoğraf: picture-alliance/dpa/I. Fassbender

08.08.2019 - Alman basınından özetler

This browser does not support the audio element.

Futbol kulübü Schalke 04'ün başkanı Clemens Tönnies, Afrika'ya enerji yatırımı yapılması gerektiğini söyleyerek, "böylece Afrikalılar ağaçları kesmeyi ve karanlık çöktüğünde çocuk yapmayı keseceklerdir" ifadelerini kullandı. Weser-Kurier'deki yorumda kulübün onur konseyinin, bu ırkçı ifadelerinden dolayı Tönnies ile görevini üç aylık bir süre için bırakması konusunda uzlaşmaya varması değerlendiriliyor:

"Hemen atılmasını talep etmek çok basit ve ucuz olurdu. Bu yolla ırkçılığın kurbanlarına yardım edilemez, (ırkçının) gerçekten pişman olması gerekir. Kulübün onur konseyinin oturumunda uyarı işareti verildi. Bu konsey üç hukukçu, bir papaz ve bir mali müşavirden yani, ağırlıklı olarak suç, günah ve affetme mefhumlarına ilişkin meselelerle ilgilenenlerden oluşuyor. (Tönnies’le) koltuğunu üç ay bırakması konusunda uzlaşmaya varılması kararının yeterli olup olmadığına gelince buna Schalke 04 üyeleri karar verecek."

Rhein-Neckar-Zeitung'da da aynı konuya ilişkin şu satırlar yer alıyor:

"Filozof Theodor W. Adorno herkeste iz bırakması gereken şu cümleyi söylemişti: ‘Yanlış hayat doğru yaşanmaz.' Ölümünün 50. yıl dönümünü geride bıraktığımız Adorno, bu cümleyi Nasyonal Sosyalizm dönemine atıfla sarf etmişti. Bu kati ayrım, genç Federal Almanya Cumhuriyeti'nde yoğun direnişle karşılandı; ki buna benzer direnişin birkaç yıl önce gerçekleşmiş olmasını dileyen yalnızca Adorno değildi. Ancak yine de bu ifade, radikalliğiyle hala aynı yanlışlara ve şu anda yayılmaya çalışan 'bu kadarını da söyleme özgürlüğü olmalı' anlayışına karşı etkili bir karşı çıkışı ihtiva ediyor: Hayır, insanın ‘bunu' söyleme özgürlüğü olmamalı. Schalke 04’ün başkanı Clemens Tönnies'in yaptığı gibi Afrikalılar çocuk yapmaya indirgenemez."

Die Zeit'daki yorumda ise Tönnies'e yönelik ırkçılık suçlamalarının asılsız olduğuna karar veren onur konseyi eleştiriliyor:

"Onur konseyi, Tönnies ile yollarını ayırmaktansa bu işten sıyrılmasına izin veriyor. Başkan görevini yalnızca üç ay süreyle bırakacak, sonra başkanlığa devam edecek. Gelsenkirchen'de sığınmacılara 100 saat yardım edecek, bunun dışında bir yaptırımla da karşı karşıya değil. Tönnies karara göre ayrımcılığı yasaklayan düzenlemeyi ihlal etti, ancak ırkçılık suçlamaları asılsız. Bu (karar), hem şaşırtıcı hem de dayanılır gibi değil. (…) Her zaman bir istifa gerekmiyor, ancak en azından Tönnies kendini tam anlamıyla ifade etmeliydi. Açıklaması yalnızca bir şuur kaybına mı işaret ediyor yoksa bir ideolojiye mi? Şimdi Schalke’nin açık görüşlülük kampanyaları ne kadar inandırıcı olabilir? Kulüp benzeri yanlış davranışlarda bulunan taraftarları cezalandıracak yüzü nasıl bulacak?"

Almanya'nın gündemini meşgul eden bir başka tartışma konusu olan et fiyatlarına daha yüksek katma değer vergisi konulması yönündeki öneri de Neue Osnabrücker Zeitung'daki yorumda ele alınıyor:

"Bir süre öncesine kadar haftada bir gün et yemenin gelenek olduğunu gösteren 'pazar kızartmaları' vardı. Cumaları balık yenirdi, haftanın geri kalanında ise insanlar her ne kadar bu kelimeye o zamanlar aşina değilse de vejetaryen beslenirdi. Etin fiyatının daha yüksek olduğu dönemde çiftçi de gelirini elde eder ve hayvan yetiştiriciliği de mümkün mertebe çevrenin kaldırabileceği koşullarda yapılırdı. Et çok daha yoğun şekilde sofrada yerini almaya başladığından ve giderek ucuzladığından bu yana ise hayvan yetiştiriciliği hem ekonomik hem de ekolojik olarak dengesini yitirdi. Ete getirilecek birkaç sentlik bir vergi burada insanları yeniden düşünmeye sevk etmeyecektir."

Ludwigsburger Kreiszeitung da konuyu sosyal boyutlarıyla ele alıyor:

"Her ne kadar hayvanların durumu ivedilikle ele alınması gereken bir konu olsa da, ete daha yüksek katma değer vergisi önerisinin sosyal açıdan bir handikabı bulunuyor: Cüzdanında yeterince para olan kişi, alışverişinde verginin yüzde yedi mi yoksa 19 mu olduğunu hissetmez. Ancak cebindeki her bir euroyu harcamadan önce iki kez düşünmek zorunda kalan biri için ise tablo çok daha farklı. Nadiren biftek ya da şinitzel yiyebilme imkanı bazılarını etin daha iyisine yönlendiriyor, evet, bu doğru. Ancak bu bilinçli bir karar olmalı, politik güdülü bir zam nedeniyle alınmış zorlama bir karar olmamalı. Siyasiler durumu abartmamalı. Aksi halde şu anda da kafalarını güçlükle suyun üzerinde tutabilenler, hiç ayak uyduramayacak duruma gelecektir. Onları da AfD (Almanya için Alternatif) kazanmaya çalışacaktır."

DW/SÖ,AÜ

© Deutsche Welle Türkçe

 

Sonraki bölüme git Bu konuda daha fazla içerik