Berlin’deki Doğa Tarihi Müzesi şu sıralar iki özel dinozor iskeletine ev sahipliği yapıyor. Bir Spinosaurus ve bir T-rex. Her ikisi de farklı dönemlerde yaşamış. Aralarında 40 milyon yıl var.
Fotoğraf: Reuters/J. Bourg
Reklam
Spinosaurus ile T-rex Berlin’de buluştu
Berlin’deki Doğa Tarihi Müzesi bugünlerde iki özel dinozor iskeletine ev sahipliği yapıyor. Bir Spinosaurus ve bir T-rex. Her ikisi de farklı dönemlerde yaşamış. Aralarında 40 milyon yıl var.
Fotoğraf: Niels Nielsen
Yeni bir konuk
Spinosaurus cinsi dinozor iskeleti bugünlerde Berlin’deki Doğa Tarihi Müzesi’nde ziyaretçilerini bekliyor. 18 metrelik boyuyla serginin en büyük dinozorlarından biri. Haziran ayına kadar görülebilecek. Bu dev yaklaşık 100 milyon yıl önce yaşadı. Bu yapma bir iskelet. Sadece iki kemiği orijinal.
Fotoğraf: picture-alliance/dpa/K. Nietfeld
Spinosauruslar muhtemelen böyle görünüyordu
Bu model, merkezi Washington bulunan ‘National Geographic Society’deki bir iskelet müzesi için oluşturuldu. Muhtemelen kıyıya yakın yerlerde yaşamış olan Spinosauruslar buradaki balıklar ve diğer hayvanları avlıyordu. Suda da karadaki kadar rahat olduğu varsayılabilir.
Fotoğraf: Reuters/J. Bourg
Tristan halkın karşısında olmaktan memnun
Buna karşılık Tyrannosaurus rex cinsi dinozor olan Tristan’ın uzunluğu sadece 12 metre. Üç yıl boyunca sergilenecek. Kalıntıları ABD-Montana’da bulundu. Sahibinden Berlin’de sergilenmesi konusunda 2015 sonunda izin çıktı. Tristan 60 milyon yıllık ve kemikleri hakiki.
Fotoğraf: picture-alliance/AP Photo/C. Radke/Museum of Natural History Berlin
Arkeolojik bulmaca
Tristan devasa bir arkeolojik bulmacaya benziyor. 170’i orijinal 300 parçadan oluşan bu puzzle binbir güçlükle bir araya getirildi. Ancak iş bununla da bitmiyor. Sergi sırasında da Tristan üzerindeki bilimsel araştırmalara devam edileceği söyleniyor.
Fotoğraf: Oliver Hampe, MfN
Karşılaştırma
Bu T-rex kafatası Berlin’dekinden biraz daha küçük. Ancak bu karşılaştırma insanların da bu türlerin avı olabileceğini gösteriyor. Ancak dinozorların iyi bir avcı olup olmadığı konusunda şüpheler var. Kısa kolları nedeniyle avını tutması zor görünüyor. Hatta dişleri de buna uygun değil. Muhtemelen leş yiyiciydi.
Bu ve diğer soruların yanıtları Fraunhofer Entegre Devreler Enstitüsü’nde (IIS) olabilir. Burada kısa süre önce bir T-rex kafatası iskeleti incelendi. Fürth’deki geliştirme merkezinde uzmanlar taşlaşmış kafatasını büyük bir tomografi cihazında inceledi. Bu cihaz tüm konteynırı komple ışından geçirmek üzere geliştirildi.
Fotoğraf: Naturalis Biodiversity Center/Fraunhofer IIS
Bilim için güçlü bir ekip
Şu anda Berlin’deki müzede duran T-rex ABD Montana’da bulundu. Hollanda’daki Naturalis Biyoçeşitlilik Merkezi paleontolojik uzmanlık sağlarken IIS de tarama ve veri işleme yoluyla projeye katkıda bulunuyor.
Fotoğraf: Fraunhofer IIS/Peter Roggenthin
Tomografide böyle görünüyor
Ürkütücü bir yanı yok: Bilgisayar, nakil sandığı, diğer malzeme ambalajları ve kireç kalıntılarını ayıkladı. Geriye sadece kafatası kaldı. Bu yöntemle kafatası yeniden birleştirilirken oluşan çatlak gibi kusurlar da görülebilir hale getiriliyor. Kafatasının kayıp parçaları da bilgisayar tarafından ilave ediliyor. Böylece iskeleti 3 boyutlu yazıcıdan çıkarıp tamamlamak mümkün oluyor.
Fotoğraf: Naturalis Biodiversity Center/Fraunhofer IIS
Spinosaurus cinsi dinozor iskeleti bugünlerde Berlin'deki Doğa Tarihi Müzesi'nde ziyaretçilerini bekliyor. 18 metrelik boyuyla serginin en büyük dinozorlarından biri. Haziran ayına kadar görülebilecek. Bu dev yaklaşık 100 milyon yıl önce yaşadı.
Model, merkezi Washington bulunan ‘National Geographic Society'deki bir iskelet müzesi için oluşturuldu. Muhtemelen kıyıya yakın yerlerde yaşamış olan Spinosauruslar buradaki balıklar ve diğer hayvanları avlıyordu. Suda da karadaki kadar rahat olduğu varsayılabilir.
Arkeolojik bulmaca
Buna karşılık Tyrannosaurus rex cinsi dinozor olan Tristan'ın uzunluğu sadece 12 metre. Üç yıl boyunca sergilenecek. Kalıntıları ABD-Montana'da bulundu. Sahibinden Berlin'de sergilenmesi konusunda 2015 sonunda izin çıktı. Tristan 60 milyon yıllık ve kemikleri hakiki.
Spinosaurus ile T-rex Berlin’de buluştu
Berlin’deki Doğa Tarihi Müzesi bugünlerde iki özel dinozor iskeletine ev sahipliği yapıyor. Bir Spinosaurus ve bir T-rex. Her ikisi de farklı dönemlerde yaşamış. Aralarında 40 milyon yıl var.
Fotoğraf: Niels Nielsen
Yeni bir konuk
Spinosaurus cinsi dinozor iskeleti bugünlerde Berlin’deki Doğa Tarihi Müzesi’nde ziyaretçilerini bekliyor. 18 metrelik boyuyla serginin en büyük dinozorlarından biri. Haziran ayına kadar görülebilecek. Bu dev yaklaşık 100 milyon yıl önce yaşadı. Bu yapma bir iskelet. Sadece iki kemiği orijinal.
Fotoğraf: picture-alliance/dpa/K. Nietfeld
Spinosauruslar muhtemelen böyle görünüyordu
Bu model, merkezi Washington bulunan ‘National Geographic Society’deki bir iskelet müzesi için oluşturuldu. Muhtemelen kıyıya yakın yerlerde yaşamış olan Spinosauruslar buradaki balıklar ve diğer hayvanları avlıyordu. Suda da karadaki kadar rahat olduğu varsayılabilir.
Fotoğraf: Reuters/J. Bourg
Tristan halkın karşısında olmaktan memnun
Buna karşılık Tyrannosaurus rex cinsi dinozor olan Tristan’ın uzunluğu sadece 12 metre. Üç yıl boyunca sergilenecek. Kalıntıları ABD-Montana’da bulundu. Sahibinden Berlin’de sergilenmesi konusunda 2015 sonunda izin çıktı. Tristan 60 milyon yıllık ve kemikleri hakiki.
Fotoğraf: picture-alliance/AP Photo/C. Radke/Museum of Natural History Berlin
Arkeolojik bulmaca
Tristan devasa bir arkeolojik bulmacaya benziyor. 170’i orijinal 300 parçadan oluşan bu puzzle binbir güçlükle bir araya getirildi. Ancak iş bununla da bitmiyor. Sergi sırasında da Tristan üzerindeki bilimsel araştırmalara devam edileceği söyleniyor.
Fotoğraf: Oliver Hampe, MfN
Karşılaştırma
Bu T-rex kafatası Berlin’dekinden biraz daha küçük. Ancak bu karşılaştırma insanların da bu türlerin avı olabileceğini gösteriyor. Ancak dinozorların iyi bir avcı olup olmadığı konusunda şüpheler var. Kısa kolları nedeniyle avını tutması zor görünüyor. Hatta dişleri de buna uygun değil. Muhtemelen leş yiyiciydi.
Bu ve diğer soruların yanıtları Fraunhofer Entegre Devreler Enstitüsü’nde (IIS) olabilir. Burada kısa süre önce bir T-rex kafatası iskeleti incelendi. Fürth’deki geliştirme merkezinde uzmanlar taşlaşmış kafatasını büyük bir tomografi cihazında inceledi. Bu cihaz tüm konteynırı komple ışından geçirmek üzere geliştirildi.
Fotoğraf: Naturalis Biodiversity Center/Fraunhofer IIS
Bilim için güçlü bir ekip
Şu anda Berlin’deki müzede duran T-rex ABD Montana’da bulundu. Hollanda’daki Naturalis Biyoçeşitlilik Merkezi paleontolojik uzmanlık sağlarken IIS de tarama ve veri işleme yoluyla projeye katkıda bulunuyor.
Fotoğraf: Fraunhofer IIS/Peter Roggenthin
Tomografide böyle görünüyor
Ürkütücü bir yanı yok: Bilgisayar, nakil sandığı, diğer malzeme ambalajları ve kireç kalıntılarını ayıkladı. Geriye sadece kafatası kaldı. Bu yöntemle kafatası yeniden birleştirilirken oluşan çatlak gibi kusurlar da görülebilir hale getiriliyor. Kafatasının kayıp parçaları da bilgisayar tarafından ilave ediliyor. Böylece iskeleti 3 boyutlu yazıcıdan çıkarıp tamamlamak mümkün oluyor.
Fotoğraf: Naturalis Biodiversity Center/Fraunhofer IIS
Tristan devasa bir arkeolojik bulmacaya benziyor. 170'i orijinal 300 parçadan oluşan bu puzzle binbir güçlükle bir araya getirildi. Ancak iş bununla da bitmiyor. Sergi sırasında da Tristan üzerindeki bilimsel araştırmalara devam edileceği söyleniyor.
Dinozorların iyi bir avcı olup olmadığı konusunda şüpheler var. Kısa kolları nedeniyle avını tutması zor görünüyor. Hatta dişleri de buna uygun değil. Muhtemelen leş yiyiciydi.
Bu ve diğer soruların yanıtları Fraunhofer Entegre Devreler Enstitüsü'nde (IIS) olabilir. Burada kısa süre önce bir T-rex kafatası iskeleti incelendi. Fürth'deki geliştirme merkezinde uzmanlar taşlaşmış kafatasını büyük bir tomografi cihazında inceledi.
Şu anda Berlin'deki müzede duran T-rex ABD Montana'da bulundu. Hollanda'daki Naturalis Biyoçeşitlilik Merkezi paleontolojik uzmanlık sağlarken IIS de tarama ve veri işleme yoluyla projeye katkıda bulunuyor.
3 boyutlu yazıcının katkısı
Tehdit altındaki türler
Yapılan bir araştırmaya göre hayvan ve bitki türleri her yıl, birkaç yüzyıl öncesine göre daha hızlı ölüyor. İnsanlık da kısa süre içinde kurbanlar arasına katılabilir.
Fotoğraf: picture-alliance/WILDLIFE/M. Harvey
100 kez hızlı
Amerikan siyah ayıları dünya genelinde tehdit altındaki 22 bin türden biri. Farklı Amerikan üniversitelerinden bilim insanları yaptıkları ortak araştırma sonucunda, geçen yüzyılda türlerin ölümünün insani aktivitelerin olmadığı döneme oranla 100 kat fazla olduğunu vurguluyor. Doğal Hayatı Koruma Vakfı, her geçen gün 70 türün daha yok olacağını tahmin ediyor.
Fotoğraf: picture alliance/Bildagentur-online
Kırmızı liste giderek uzuyor
Dünya Doğa ve Doğal Kaynakların Korunması Uluslararası Birliği, kurbağagillerin yüzde 41 ve memelilerin ise yüzde 26'sının yok olma tehdidiyle karşı karşıya olduğunu belirtiyor. Örneğin bu Titicaca dev kurbağa sadece Peru ve Bolivya'da And Dağları'nda yaşıyor. 1970'lerin başlarında göllerin zeminindeki bu kurbağaların sayısı milyonları buluyordu. Günümüzde ise göllerde neredeyse kayboldular.
Fotoğraf: picture alliance/WILDLIFE
Kirlenmiş çevre, yok olmuş ormanlar
Türlerin hızla yok olmasının nedenlerinin büyük kısmından insanlar sorumlu. Bunun yarı sıra küresel ısınma, çevre kirliliği ve ormanlardaki ağaçların kesilmesi de diğer faktörler. Araştırmaya göre son 40 yılda dakikada 2 bin ağaç kesildi.
Fotoğraf: picture-alliance/dpa
Daha keşfedilmeden öldü
Yapılan son araştırmada bilim insanları, sanayileşme öncesinde türlerin yokolma oranını, günümüzle karşılaştırdı. Nesli tükenmiş bu kuş Mauritius ada ülkesinde keşfedilmesinden 100 yıl önce, 1690'da tükenmişti. Uçma yeteneği olmayan bu kuşların yokolmasının nedeni, onları yiyen sıçanlar ve ev hayvanlarıydı.
Fotoğraf: Fotolia/Morphart
Karşılaştırmalı değer olarak fosil
Araştırmacılar omurgalı türlerin yokolmasıyla ilgili çalışmalarında fosilleri de analiz ettiler. Bulgular 4.5 milyar yıl önce yeryüzünde tam olarak nelerin olup bittiğini belirlemekten çok, kaba taslak bilgilere işaret ediyor. Çok eski zamanlarda her yüzyıl 10 bin omurgalı türden ikisi yok oluyordu. Örneğin bu resimdeki at.
Fotoğraf: picture-alliance/dpa/R. Otto
Ekolojik sistem tehdit altında
Bazı türlerle ekolojik sistemin belirli fonksiyonları da kayboluyor, bitkilerin tozlaşması buna örnek. Araştırmacılara göre türlerin şimdiki yok olma hızı hesaba katılırsa, üç nesil sonraki insanlar biyo çeşitliliğin birçok avantajından vazgeçmek zorunda kalacak. Stanford Üniversitesi'nden araştırmacı Paul Ehrlich, 'Bindiğimiz dalı kesiyoruz' diyor.
Fotoğraf: picture-alliance/dpa
İnsanlık için tehlike
Araştırmayı yazan ekibin başındaki Meksika Ulusal Otonom Üniversitesi'nden Gerardo Ceballos, 'Eğer önlem alınmazsa, türümüz çok daha erken bir dönemde yok olacak' tespitinde bulunuyor. Örneğin arılar yok olursa, bunun tahıl üretimi açısından açlık gibi çok önemli sonuçları olabilecek. Arıların ölmesi şimdiden dünya genelinde önemli bir sorun.
Fotoğraf: picture-alliance/dpa
Hızlıca önlem almak şart
Araştırmayı hazırlayanlar acil bir çağrıda bulunuyor: İnsanlık tehdit altındaki türlerin korunması çabalarını hızlandırmalı ve artırmalı. Özellikle doğal yaşam bölgelerinin kaybolmasının, doğanın sömürülmesinin ve iklim değişiminin önüne geçilmeli. Eğer önlem alınmazsa gezegenin kendini toparlaması milyonlarca yıl sürebilecek.
Fotoğraf: picture-alliance/WILDLIFE/M. Harvey
8 fotoğraf1 | 8
Bilgisayar, nakil sandığı, diğer malzeme ambalajları ve kireç kalıntılarını ayıkladı. Geriye sadece kafatası kaldı. Bu yöntemle kafatası yeniden birleştirilirken oluşan çatlak gibi kusurlar da görülebilir hale getiriliyor. Kafatasının kayıp parçaları da bilgisayar tarafından ilave ediliyor. Böylece iskeleti 3 boyutlu yazıcıdan çıkarıp tamamlamak mümkün oluyor.