1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git

Dolar’ın fendi

12 Aralık 2012

Kısa zamanda en önemli rezerv para birimleri arasına giren Euro, kriz sırasında ortaya çıkan zaafları nedeniyle Dolar’a diş geçiremiyor. Euro’nun inandırıcılığını sarsan en önemli faktör çok seslilik.

Fotoğraf: picture-alliance/dpa

Avrupa ortak para birimi Euro Amerikan Doları’nın dünya ekonomisindeki hâkimiyetine verilmiş karşılıktı. Euro tedavüle girişinin 13’üncü yılında, dünyanın en önemli ikinci rezerv para birimi oldu. Dünya döviz rezervinin dörtte biri Euro ibaresini taşıyor. Avrupa ortak parasının son zamanlarda gözden düşmesi geniş ölçüde yapısındaki noksanlardan kaynaklanıyor.

ABD’de, Cumhuriyetçi ve Demokrat Partiler bütçe yüzünden adeta kanlı bıçaklı oldu. Yılsonuna kadar Kongre’den uzlaşma çıkmazsa devlet harcamaları 600 milyar Dolar kısılacak ve ek vergiler devreye girecek. Bu durumda Amerikan ekonomisinin durgunluğa sürüklenmesi önlenemeyecek.

Mali uçurum tehlikesi yüzünden Dolar, Euro karşısında değer kaybediyor. Ancak bütün zaaflarına rağmen Dolar bölgesinin dağılması ve Dolar’ın dünya ekonomisinden silinmesi gibi bir tehlike söz konusu değil. Euro, Dolar’a gösterilen sarsılmaz güveni ne kadar kıskansa azdır. Her ne kadar ortak para bölgesindeki dağılma tehlikesi Avrupa Merkez Bankası tarafından önlenmiş olsa da, Euro’ya duyulan güven oldukça sarsıldı. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD), Euro üzerindeki kara bulutların dağılmadığını söylüyor.

Peki, Euro’nun Dolar’dan neyi eksik?

Cankurtaranlık dezavantajlı

Köln Üniversitesi Ekonomi Politikaları Enstitüsü Direktörü Achim Wambach’a göre, Doları farklı kılan başlıca faktör, güçlü bir merkezi yönetimin para birimi olması.

Avrupa Para Birliği ise siyasi birlik vasfından yoksun. Avrupa Birliği (AB) bütçesi, üye ülkelerin toplam milli gelirinin yüzde birini ancak buluyor. Euro Bölgesi’nin kendi bütçesi bile yok.

Euro Bölgesi bankalarıyla milli devletler arasındaki karşılıklı bağımlılık da Euro’nun bir başka yumuşak karnı sayılıyor. İrlanda ve İspanya örnekleri devletlerle bankaların birbirini uçuruma sürükleyebileceğini gösterdi. Maliye uzmanı Clemes Fuest Euro’nun en vahim yapım hatasının mali sistemin para sistemine uydurulmamış olmasından kaynaklandığı görüşünde: “Para birliğinde münferit devletlerin iflas edebileceğinin ve bunun da borç tıraşını kaçınılmaz kılacağının bilinmesi gerekirdi. Borçların makaslanabilmesi, alacaklarını kısmen kaybetmeye dayanıklı bankaların olmasını gerektirir. Özetle bankaların daha fazla ödenmiş sermayesi olmalıdır.”

Sorumluluk bilinci

Achim Wambach da, ABD’de tek bir birleşik devlete bağımlı banka bulunmadığını Kaliforniya örneğiyle şöyle dile getiriyor: “Kaliforniya’nın batması, tasarrufları Kaliforniya değil Amerikan bankasında yattığı için, Kaliforniyalıların endişelenmesini gerektirmez.”

Amerikan eyaletleri arasındaki bulaşma tehlikesinin düşük olması da bundan. Minnesota iflas tehlikesi geçirdiğinde, Michigan’ı da peşinden sürüklemez. Euro bölgesinde ise her kriz odağı geniş kapsamlı yangına yol açabiliyor. Örneğin, Yunanistan ortak para bölgesini terk etse akla, ‘şimdi sıra kimde?’ sorusu gelir.

AB antlaşmalarındaki yardımlaşma yasağının finans piyasalarında ciddiye alınmamasına bu yüzden şaşmamak gerek. Her bir Euro ülkesi, ortakları tarafından nasıl olsa kurtarılacağı düşüncesiyle, kendini mali politikalarından tek başına sorumlu saymaz.

ABD’de ise her eyalet kendi borçlarının sorumluluğunu taşır. Mali darboğaza giren eyalet kemerleri sonuna kadar sıkmak zorunda kalır. Köln Üniversitesi profesörlerinden Wambach yine Kaliforniya örneğini vererek, eyalet bütçesinin tasarruf amacıyla dondurulduğunu ve kriz sırasında Kaliforniya üniversitelerindeki meslektaşlarının düşük maaşla mecburi izine ayrıldıklarını hatırlatıyor.

Çok başlılık problemi

Amerikan eyaletlerinin bütçe disiplininden ayrılmaması için, on iki merkez bankasındaki eyalet hesapları üzerinden borçların ödenmesini sağlayan farklı bir yöntem de uygulanıyor. Böylece mali bölgelerin banknot matbaasını devreye sokup diğer eyaletleri sıkıntıya sokması önlenmiş oluyor.

Euro çatılırken benzer bir kliring mekanizması kurulmamıştı. Bu nedenle kriz sırasında 17 merkez bankasının target bakiyeleri arasında muazzam dengesizlikler ortaya çıktı. Almanya Merkez Bankası’nın kriz ülkelerinin merkez bankalarından aylık alacağı 30 milyar Euro’ya yükseldi. Alacaklıların hesabın kapatılmasını talep etmeleri, para birliğinin sonu anlamına gelir.

Avrupa Merkez Bankası (AMB) da Euro’yu kurtarmak için her çareye başvurmaya hazır olduğunu duyuruyor amma, Amerikan ve İngiliz merkez bankalarının aksine, bir hamlede karar alma yetkisi yok. Merkez bankaları sistemini yakından tanıyan David Marsh, Dolar ile Euro arasındaki en önemli farkın bu olduğunu ve 17 milli merkez bankasının söz sahibi olduğu federe bir kuruluş olan AMB’nin kendi iradesiyle karar alamamasının Euro’nun kırılganlığını arttırdığını belirtiyor.

Ne olacak bu Euro'nun hali?

02:36

This browser does not support the video element.

Prof. Achim WambachFotoğraf: Staatswissenschaftliches Seminar/Wambach

© Deutsche Welle Türkçe

Danhong Zhang/A. Günaltay

Editör: Başak Özay

Sonraki bölüme git Bu konuda daha fazla içerik

Bu konuda daha fazla içerik

Daha fazla içerik göster