1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git

Enflasyonla mücadele programı işe yarar mı?

9 Ekim 2018

Eylül’de son 15 yılın en yüksek seviyesine çıkan enflasyonun olumsuz etkilerine karşı başlatılan mücadele programını DW Türkçe’ye değerlendiren ekonomistler, programın başarı şansı konusunda farklı görüşlere sahip.

Fotoğraf: picture-alliance/dpa/R. Hackenberg

Aralık 2003’te gerçekleşen yüzde 25,3’lük enflasyondan sonra yüzde 24,5ile AKP iktidarı dönemindeki en yüksek enflasyon olan Eylül ayı enflasyonu, ekonomide hızla durgunluk sürecine giren Türkiye’de hükümeti yeni önlemler almaya zorluyor. Bu önlemlerin sonuncusu, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak tarafından açıklanan "Enflasyonla Topyekûn Mücadele Programı” oldu. Albayrak, söz konusu programı bakanlar ve iş dünyası temsilcilerinin katıldığı bir toplantıyla açıkladı.

Programda, elektrik ve doğalgaza yılsonuna kadar zam yapılmaması, mücadeleye katılacak firmaların ürünlerinde yüzde 10 indirim uygulaması ve 1 Ağustos'tan geçerli olmak üzere bankaların yüksek faizle kullandırdıkları kredilerin faiz oranlarında yüzde 10 indirim yapması öngörülüyor. Ayrıca işletmelerin kullanacakları Türk Lirası (TL) cinsinden kredilere yüzde 14'e kadar finansman desteği sağlanması ve işçi çıkarmalarının önüne geçilmesi için işletmelere destek verilmesi gibi maddeler de programda yer alıyor.

"Heterodoks politikalar”

Enflasyonla mücadele programının içeriğini DW Türkçe’ye değerlendiren Piri Reis Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Erhan Aslanoğlu, hazırlanan programı "olumlu bir adım” olarak gördüğünü söylüyor.

Enflasyonla mücadele konusunda iktisat literatüründe iki farklı yaklaşım olduğunu dile getiren Prof. Aslanoğlu, “Bunlardan ilki ‘ortodoks politikalar’ dediğimiz sıkı para ve maliye politikalarıdır. Bu konuda zaten Merkez Bankası adım atıyor. Bir de ‘heterodoks politikalar’ dediğimiz geleneksel olmayan, ücret ve fiyat kontrollerine dayanan politikalar var. Açıklanan program işte böyle bir heterodoks politikalar seti içeriyor” şeklinde konuşuyor.

“Toplum sahiplenirse, başarılı olur”

Ücret ve fiyat kontrollerine dayalı enflasyonla mücadele politikalarının 80 ve 90’lı yıllarda yüksek enflasyona sahip Latin Amerika ve Asya ülkelerinde uygulandığını anımsatan Aslanoğlu, “Bu programların başarılı olabilmesi için toplumsal konsensüs çok önemli. Bugünkü toplantıda da gerek hükümet üyeleri gerekse iş dünyasının önde gelen temsilcilerinin birlikte olması, bu açıdan olumlu bir tablo ortaya çıkarıyor” değerlendirmesinde bulunuyor.

Programın başarıya ulaşması ve enflasyonun geriletilebilmesi için bu programdaki önlemlerin tek başına yeterli olamayacağını vurgulayan Prof. Aslanoğlu’na göre, ekonomide yeni bir enflasyonist baskı oluşmaması için kurlarda düşüş ve dengelenme sağlanması gerekiyor.

Bununla birlikte açıklanan mücadele programının önümüzdeki 2-3 hafta içinde sokağa doğru yansıtıldığı takdirde enflasyon beklentilerinde olumlu bir hava yaratacağına işaret eden Aslanoğlu, şunları söylüyor:

“Buradaki en kritik nokta tüketicilerin açıklanan önlemlere güvenmesi ve inanması. Vatandaş zaten aldığı ürünü daha ucuza başka bir yerde görürse, gider oradan satın alır. Bu anlamda en büyük fiyat kontrolünü toplumun kendisi yapar. Programı başarıya ulaştıracak şey toplum tarafından sahiplenilmesi olacaktır.”

“Yapısal önlemler almak daha doğru”

Bilgi Üniversitesi Rektör Vekili Prof. Dr. Ege Yazgan da "Enflasyonla Topyekûn Mücadele Programı"nın yüksek enflasyon karşısında atılmış "iyi niyetli” bir adım olduğunu söylüyor. 

Türkiye’de mevcut durumda uygulanan sıkı para politikası ve Yeni Ekonomi Programı’ndaki (YEP) bütçe hedeflerinin zaten enflasyonu düşürme amacı taşıdığına işaret eden Prof. Yazgan, DW Türkçe’ye yaptığı açıklamada, “Enflasyonla mücadele programı ise kısa vadede şirketler, bankalar ve kamunun birlikte hareket etmesi açısından olumlu” diyor.

Enflasyonu orta ve uzun vadede düşürmek için Türkiye’nin ithalata dayalı bir ekonomi olmaktan çıkması gerektiğini vurgulayan Yazgan, “Türkiye ekonomisinin içinde bulunduğu sıkıntılardan hızlı bir çıkış pek mümkün görünmüyor. Bu nedenle yüksek enflasyona karşı alınacak önlemlerin ekonomik işleyişi tamir edecek yapısal düzenlemeler olması daha doğru olur. Aksi takdirde bu açıklanan önlem sepeti işe yaramayacaktır” diye konuşuyor. 

Sokağın gündemi: Zamlar

05:46

This browser does not support the video element.

“Bu program, sorunları büyütecek”

Öte yandan, Berat Albayrak tarafından açıklanan enflasyonla mücadele programının "işe yaramayacağını” düşünenler de var.

DW Türkçe’ye konuşan Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi (BETAM) Direktörü Prof. Dr. Seyfettin Gürsel’e göre, açıklanan program ekonomideki mevcut sorunları artıracak.

Program kapsamında hayata geçirilecek fiyat indirimlerinin "üstü örtük fiyat kontrolüne geçiş” olduğunu dile getiren Prof. Gürsel, “Bu program, Türkiye’yi dışa açık bir ekonomi olmaktan uzaklaştıran bir adım. Bugün indirim yapan şirketler, 3 ay sonra vatandaştan bunun acısını çıkaracaktır. O zaman ne olacak? Enflasyon belki bir iki ay iniş trendine girecek ama bu kez yüksek enflasyon çok daha uzun süre devam edecek” diye konuşuyor.

Programda öngörülen kredi faizlerinde yüzde 10 indirim uygulamasının nasıl gerçekleştirileceğinin de belirsiz olduğunun altını çizen Prof. Gürsel, “Bankalar bir süre karlarından bir miktar feragat edecekler ama bunu hangi yöntemle yapacakları net değil. Açıklanan program enflasyon sorununu ele alan ve bu soruna çözüm getiren bir program değil” diyor. 

Aram Ekin Duran / İstanbul

© Deutsche Welle Türkçe

Sonraki bölüme git Bu konuda daha fazla içerik