1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git

Fıkra soruşturması: Bahçeli Rahmi Koç'a neden sahip çıktı?

9 Haziran 2026

MHP lideri Devlet Bahçeli'nin, anlattığı fıkra nedeniyle hakkında soruşturma açılan Rahmi Koç'a destek vermesi tartışma yarattı. Siyaset bilimci Berk Esen'e göre, asıl dikkat çeken nokta soruşturmanın zamanlaması.

İş insanı Rahmi Koç ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin kolajla bir araya getirilmiş yan yana fotoğrafı
İş insanı Rahmi Koç ve MHP Genel Başkanı Devlet BahçeliFotoğraf: IMAGO

Koç Holding Onursal Başkanı Rahmi Koç hakkında İzmir'deki Amerikan Hastanesi'nin açılışında anlattığı bir fıkra nedeniyle başlatılan soruşturma, kısa sürede iş dünyası ve siyaset gündeminin öne çıkan başlıklarından biri haline geldi. Koç'un kamuoyunda tepki çeken sözleri nedeniyle özür dilemesinin ardından tartışma farklı bir boyut kazandı. Bunun nedeni, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin soruşturmaya karşı çıkarak Rahmi Koç'a açık destek vermesiydi.

Bahçeli, açıklamasında yalnızca soruşturmayı eleştirmekle kalmadı; Koç Holding'in Türkiye'nin kalkınmasındaki rolüne, Cumhuriyet tarihindeki yerine ve Rahmi Koç'un kişisel duruşuna da vurgu yaptı. Bu çıkış, "MHP neden Rahmi Koç'a sahip çıktı?" sorusunu beraberinde getirdi.

Devlet Bahçeli neden devreye girdi?

DW Türkçe'ye konuşan Sabancı Üniversitesi Öğretim Üyesi ve siyaset bilimci Berk Esen'e göre, tartışmanın dikkat çekici yönlerinden biri soruşturmanın zamanlaması. Esen, öncelikle Rahmi Koç'un anlattığı fıkranın savunulabilecek bir tarafı olmadığını vurguluyor.

"Rahmi Koç'un yaptığı esprinin yenilir yutulur bir tarafı yok. Hoş görülecek, kabul görülecek bir tarafı da yok. Herhangi bir grubu bu şekilde rencide edecek bir fıkranın kamusal alanda bu şekilde paylaşılmış olması gerçekten çok çirkin" diyen Esen, kamuoyundan gelen tepkiyi ve ardından geri adım atılmasını doğru bulduğunu söylüyor.

Ancak Esen'e göre asıl dikkat çekici olan, tartışmanın kısa sürede adli soruşturmaya dönüşmesi. Esen, ”Bana bu görüntünün bu şekilde servis edilmesi ve ondan sonra da adeta bir linç kampanyasına dönmesi ve sonra da soruşturmaya evrilmesi biraz manidar geldi\" diyor.

Yaşananların zamanlamasına dikkat çeken Esen'e göre özellikle Koç Holding'in 100'üncü kuruluş yılı etkinliklerinin hemen ardından görüntülerin gündeme gelmesi soru işaretleri yaratıyor.

Koç Holding'in 100'üncü yılı ve siyasi temaslar

Tartışmanın merkezindeki olayın yaşandığı günlerin hemen öncesinde Koç Holding, kuruluşunun 100'üncü yılını kutladı.

Kutlamalara Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, CHP lideri Özgür Özel, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve çok sayıda siyasetçi ile iş dünyası temsilcisi katıldı. Tören öncesinde Rahmi Koç ve Ali Koç'un Bahçeli'yi ziyaret ederek kutlamalara davette bulunduğu da kamuoyuna yansımıştı.

Esen'e göre soruşturmanın zamanlaması değerlendirilirken Koç Holding'in 100'üncü yıl etkinlikleri ve son dönemde MHP ile kurulan temaslar da göz önünde bulundurulmalı.

Koç Holding yöneticilerinin Anıtkabir ziyareti yaptığını ve görevden uzaklaştırılan CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in de 100'üncü yıl kutlamalarına davet edildiğini, kutlamalarda Devlet Bahçeli ve MHP'lilerin de oldukça görünür olduğunu hatırlatan Esen, bu tercihlerden bazılarının iktidar içindeki kimi gruplarda tepki yaratmış olabileceğini söylüyor. Ancak bu konuda kesin bir değerlendirme yapmak istemediğini de vurguluyor.

"Ali Koç birkaç defa Devlet Bahçeli'yi ziyaret etti. Dolayısıyla orada belli ki bir ilişki var" diyen Esen, MHP liderinin birkaç gün önce katıldığı Koç Holding etkinliğinin ardından gelen soruşturma karşısında sessiz kalmamasını şaşırtıcı bulmadığını söylüyor.

Tepki haklı, soruşturma gereksiz mi?

Esen, Rahmi Koç'un sözlerine yönelik kamuoyu tepkisini haklı bulduğunu, ancak tartışmanın adli sürece taşınmasına karşı çıktığını belirtiyor.

"Bu durum hiç hoş olmamakla birlikte, kamuoyunun buna çok net bir tepki vermesi ve geri adım atılması bence doğru oldu" diyen Esen, buna karşın DEM Parti'nin suç duyurusunda bulunmasını ve konunun soruşturma aşamasına taşınmasını doğru bulmadığını ifade ediyor.

"Örneğin DEM Parti suç duyurusunda bulunmuş. Açıkçası bana çok garip geliyor. Böyle bir espri paylaşıldı diye bir insanın yargılanmasını da savunamayacağım" diyen Esen, partinin bu tutumunu kendi tabanından gelebilecek tepkileri başka bir alana yönlendirme çabası olarak değerlendirdiğini söylüyor.

Esen, "DEM Parti'nin bence uğraşacak daha önemli işleri var. 95 yaşında bir insan hakkında böyle bir suç duyurusu yapılmasını da, her ne kadar yaptığı espri kabul edilemez olsa da sıkıntılı buluyorum" değerlendirmesinde bulunuyor.

Devlet Bahçeli'nin açıklamasını farklı kılan neydi?

Bahçeli'nin açıklaması, kullandığı dil nedeniyle de dikkat çekti.

MHP lideri, soruşturmayı eleştirirken yalnızca hukuki sürece ilişkin görüş belirtmedi. Koç Holding'in "100 yıldır ülkemizin kalkınma hamlesinde önemli sorumluluklar üstlendiğini", Türkiye'nin milli hedeflerini sahiplenen bir anlayışla hareket ettiğini söyledi. Ayrıca Rahmi Koç'un "95 yıllık ömründe Türkiye'ye hizmet etme arzusu taşıyan değerli bir iş insanı" olduğunu vurguladı.

Bu yönüyle açıklama, sıradan bir siyasi destek mesajının ötesine geçti. Bahçeli, Rahmi Koç'un şahsını savunurken aynı zamanda Koç Holding'in Türkiye ekonomisindeki tarihsel konumuna da sahip çıkan bir dil kullandı.

Koç Grubu, Cumhuriyet'in ilk yıllarından itibaren Türkiye'nin sanayileşme sürecinin en önemli aktörlerinden biri oldu. Koç Grubu aynı zamanda Cumhuriyet tarihi boyunca farklı siyasi dönemlerde ve farklı hükümetlerle çalışabilen ender sermaye gruplarından biri olarak öne çıktı. Çok partili hayata geçişten 1980 sonrası dönüşüme, koalisyon hükümetlerinden Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi dönemine kadar Türkiye ekonomisindeki ağırlığını korudu. Bu nedenle Koç Holding, yalnızca ekonomik gücüyle değil, devletle kurduğu uzun süreli ilişki nedeniyle de Türkiye'de siyaset ve sermaye ilişkileri tartışmalarının merkezindeki aktörlerden biri olmayı sürdürdü.

Berk Esen ise Bahçeli'nin açıklamasının tek başına iktidarın genel yaklaşımını yansıttığı şeklinde yorumlanmaması gerektiğini düşünüyor. MHP liderinin son dönemde sık sık siyasi gündemi etkileyen çıkışlar yaptığını belirten Esen, "Zaman zaman iktidara yön tayin etmeye çalışan bir akıl görüyorum. Ama hiçbir noktada da tam anlamıyla yön tayin edemiyor" diyor.

İktidar içinde farklı tonlar mı ortaya çıktı?

Öte yandan Bahçeli'nin açıklaması, soruşturmaya ilişkin iktidar cephesinde ortaya çıkan farklı yaklaşımları da gündeme getirdi.

Adalet Bakanı Akın Gürlek, AKP Sözcüsü Ömer Çelik, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ve AKP Grup Başkanvekili Abdulhamit Gül, Koç'un sözlerini sert ifadelerle eleştirdi. Bu isimler, açıklamalarında kadınlara ve Kürtlere yönelik ifadelerin kabul edilemez olduğu vurgusunu öne çıkardı.

Buna karşılık MHP lideri Devlet Bahçeli, Rahmi Koç'a yönelik soruşturmayı yanlış bulduğunu belirterek Koç Holding'in Türkiye'nin kalkınmasındaki tarihsel rolüne ve Rahmi Koç'un kişiliğine vurgu yaptı.

Benzer bir yaklaşım AKP Genel Başkan Yardımcısı Nihat Zeybekci'den de geldi. Zeybekci, Rahmi Koç'un sözlerini eleştirmekle birlikte özür dilemesine dikkat çekerek, "Bu kadar mı affetmez bağışlamaz olduk?" diye sordu. Koç Grubu'nun Türkiye ekonomisindeki yerine de vurgu yapan Zeybekci, "Keşke 3-5 tane daha Koç Grubumuz olsaydı Türkiye'mizin ekonomisinde" ifadelerini kullandı.

Bu tablo, iktidar cephesinde soruşturmaya ilişkin doğrudan bir görüş ayrılığından çok, farklı önceliklerin öne çıktığını gösteriyor. Bir tarafta sözlerin yarattığı toplumsal tepki ve kimlik siyaseti vurgulanırken, diğer tarafta Rahmi Koç'un özrü ile Koç Grubu'nun Türkiye ekonomisindeki tarihsel rolü ön plana çıkarıldı.

Esen ise bu farklı tonların yeni bir siyasi hattın ortaya çıktığı anlamına gelmediğini düşünüyor. Esen'e göre iktidar içinde zaman zaman farklı sesler duyulsa da bunlar henüz güçlü ve alternatif bir siyasal yönelime işaret etmiyor.

İş dünyasına yeni bir mesaj mı?

Bahçeli'nin çıkışı bazı yorumcular tarafından iş dünyasına verilmiş bir güvence mesajı olarak değerlendirildi. Ancak Esen bu yoruma katılmıyor.

Türkiye'de son yıllarda iş insanları ve iş dünyası örgütlerine yönelik soruşturmaların arttığını hatırlatan Esen, Rahmi Koç olayının iş dünyası açısından yeni bir dönüm noktası oluşturduğunu düşünmüyor.

"Bence iş dünyasının Rahmi Koç meselesinde alacağı yeni bir mesaj yok. Zaten çok uzun süredir aynı mesaj iş dünyasına veriliyor" diyen Esen, iktidarın karşısında güçlü ve bağımsız bir iş dünyası odağı görmek istemediğine yönelik algının uzun süredir var olduğunu belirtiyor. Esen, son yıllarda TÜSİAD yöneticilerine yönelik soruşturmaları da hatırlatarak iş dünyasına dönük baskıların yeni olmadığını ifade ediyor.

İktidarın, karşısında güçlü ve bağımsız bir ekonomik aktör görmek istemediği yönünde sık sık eleştirildiğini hatırlatan Esen "Dolayısıyla bu yönde artık en ufak bir işaret ortaya çıktığında çok sert bir şekilde müdahale ediyor. Zaman zaman işte bazı iş insanlarının yargılanmasına kadar, belki şirketlerine el konulmasına kadar gidebiliyor. Ben bu meselede işin o raddeye geleceğini düşünmüyorum" diye ekliyor.

Sonraki bölüme git DW Gündemi

DW Gündemi

Sonraki bölüme git Daha fazla DW içeriği