1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git

Alman parlamentosunda hararetli bütçe tartışması

24 Eylül 2025

Almanya'da iktidarı Mayıs ayında devralan Hristiyan Birlik-Sosyal Demokrat hükümetin yoğun reform planı rekor borçlanmayı da beraberinde getirdi. 2026 bütçe tartışmalarında suçlamalar havada uçuştu.

Almanya'da Başbakanlık bütçesi görüşülürken Başbakan da meclise gelerek konuşma yapar. Başbakan Merz de öyle yaptı. Meclis kürsüsündeki konuşması muhalefet tarafından sık sık kesildi
Almanya'da geleneksel olarak Başbakanlık bütçesi görüşülürken Başbakan da meclise gelerek konuşma yapar. Başbakan Merz de öyle yaptıFotoğraf: Andreas Gora/picture alliance

Almanya'da Şubat ayı sonunda yapılan erken genel seçimler sonrasında Mayıs ayında görevi devralan Hristiyan Birlik-Sosyal Demokrat hükümet, 2025'e dair bütçe görüşmelerini geçen hafta tamamlamıştı. Bu hafta ise 2026 bütçesi ele alınıyor. Federal Maliye Bakanı ve Başbakan Vekili, Sosyal Demokrat Parti (SPD) Eş Başkanı Lars Klingbeil, 2026 bütçe tasarısını dün meclise sundu. Çarşamba günü ise başbakanlık bütçesi görüşüldüğünden, geleneklere uyan Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) üyesi Başbakan Friedrich Merz bizzat meclise geldi ve bir konuşma yaptı.

Almanya'da kamuoyu araştırmaları, halkın siyasi, ekonomik ve toplumsal olarak büyük endişeleri olduğunu ortaya koyuyor. Halkın endişelerini siyasete malzeme yapan aşırı sağcı, İslam ve göç karşıtı Almanya için Alternatif (AfD) partisinin, son haftalarda yapılan anketlerde, Başbakan Merz'in temsil ettiği, seçimlerden birinci güç olarak çıkan Hristiyan Birlik (CDU ve CSU partilerinden oluşan blok) ile aynı seviyede olduğunu ortaya koydu. Bu da siyasetin endişelerini daha da artırıyor.

Almanya'da mevcut hükümetin koalisyon ortakları, üç yıldır durgunluk yaşayan Alman ekonomisini canlandırmak, Rusya ve dış kaynaklı tehditlere karşı orduyu ve savunmayı güçlendirmek ve onlarca yıl ihmal edilen altyapıyı yenilemek üzere, AfD'nin daha güçlü olduğu yeni meclis toplanmadan, Mart 2025'te eski meclis çoğunluğu sayesinde 900 milyar eurodan büyük, tarihi bir özel fon kurulmasını parlamentodan geçirmişti.

Son günlerde yürütülen bütçe görüşmeleri, bu rekor bütçenin dağıtılacağı kalemleri ve miktarları da ortaya koyduğundan hararetli tartışmalara yol açıyor.

Geçen hafta kabul edilen 2025 bütçesi ile bu hafta mecliste ele alınan 2026 yılı bütçesi görece dengeli olsa da, federal hükümetin 2027'de 30 milyar eurodan fazla açığı bulunduğu haber veriliyor. Bu açığın kapatılması, pek çok bakanlığın kendi alanında tasarrufa gitmesi anlamına geliyor ki bu da hem bakanlıklar arasında, hem de federal hükümet ile eyaletler arasında, kendi öncelikli projelerini koruma çabaları yüzünden yoğun tartışmalara neden oluyor. Miras  vergisi ile yüksek geliri olanların vergi diliminin yükseltilmesi konusunda sosyal demokratlar bastırırken, muhafazakâr Hristiyan Birlik ise, sosyal yardımlar ve göç konusunda sıkı tasarruf ve yaptırımlar talep ediyor.

Almanya Federal MeclisiFotoğraf: Niklas Treppner/dpa/picture alliance

Merz demokratik muhalefeti reformlara desteğe çağırdı

Mayıs ayında göreve gelmesinin ardından uluslararası kriz ve savaşlar nedeniyle dış politikaya odaklanan Başbakan Merz, Çarşamba günü mecliste yaptığı genel kurul konuşmasında halkı zor günlere hazırlama yoluna gitti. Merz, pek çok krizde büyük risk olarak görülen, ne yapacağı kestirilemeyen ABD Başkanı Donald Trump'ın adını anmadan, "Ülke olarak yakın tarihimizin en zorlu dönemlerinden birindeyiz. Kuralsız bir dünya, ekonomimize de zarar veriyor. Dolayısıyla, finanse etmek istediğimiz tüm planları hayata geçirmemizi de engelliyor" diye konuştu.

Başbakan Merz, Alman ekonomisindeki olumsuz gelişmeler ve yüksek enerji fiyatları gibi problemler karşısında hızlı reformlar yapma sözü verirken, şirketlerin ve yakın zamanda temsilcileriyle bir araya geldiği zanaatkârlık işletmelerinin geleceğe dair mevcut endişelerinden bahsetti ve "Bu nedenle harekete geçmeliyiz ve bunu hızlı şekilde yapmalıyız" diye konuştu. Önceki hükümette yer alan Yeşiller'in sıralarına dönerek de, onları, endüstrinin temellerine zarar veren, ülke refahını tehlikeye atan ve halkta kabul görmeyen iklim koruma politikaları izlemiş olmakla suçladı.

Ayrıca son günlerde iyice hararetli şekilde tartışılan, sosyal devlette reformlar yapılmasına ilişkin olarak da Merz, muhalefeti eleştirerek, sosyal devleti yok ettikleri iddialarını geri çevirdi ve "Aksine yapmak istediğimiz reformlarla sosyal devleti korumak" dedi ve asıl reformlara gidilmemesi halinde mevcut refahın ayakta kalamayacağını savundu ve muhalefeti de bilerek bu konuda yanlış, karamsar bir tablo çizmekle suçladı.

Konuşması sık sık muhalefetten tepkilerle kesilen Merz'e aynı partiden Federal Meclis Başkanı Julia Klöckner'den (CDU) destek geldi. Klöckner, araya girerek genel kurulu uyardı ve "Yeterince laf atıldı. Konuşmacıya saygı göstermenin dinlemeyi gerektirdiğini düşünüyorum" dedi. Ancak Başbakan Merz, "Çok teşekkür ederim Sayın Başkan, ama dürüst olmak gerekirse, ben buna dayanabilirim" diye cevap vererek konuşmasına devam etti.

AfD birlikte çalışmayı teklif etti

Meclisteki en büyük muhalefet partisi olması hasebiyle ilk konuşma hakkı AfD'de bulunuyor. Söz alarak konuşan, partinin Federal Meclis Grup Başkanı Tino Chrupalla, bütçe tartışmasında da meseleyi göçe getirerek Merz'e, "Göç konusunda, (AfD hariç) federal meclisteki diğer tüm partilerle çatışmaktan kaçınıyorsunuz. Bu da sürekli kan kaybınıza neden oluyor. Göçün maliyeti, her şeyden önce sosyal devletin maliyetidir" diyerek hükümeti, halkın en hassas konularından olan göç üzerinden eleştirdi ve son günlerde Hristiyan Birlik bloğunun anketlerdeki sempati ve güven kaybına işaret etti.

AfD'nin Eş Başkanı Alice Weidel ise yine karamsar bir tablo çizerek, Almanya'yı uçurumun kenarında, iflasların ve göçün tehdidi altında bir ülke olarak lanse etti: "Aileler umutsuz, insaların hayalleri yıkılmış. Artık evinin borcunu ödeyemiyorlar" diye savundu. Öte yandan hem Weidel hem de Chrupalla, muhafazakâr blok temsilcisi Başbakan Merz'den kendileriyle işbirliğine gitmesi teklifini de yinelediler.

Almanya'da aşırı sağcı AfD hariç meclisteki diğer partiler "demokratik güvenli" olarak niteleniyor. Almanya'da federal ve eyaletler düzeyinde demokratik partiler, antidemokratik buldukları AfD ile işbirliği yapmaya yanaşmıyor. Bu da ülkede aşırı sağa karşı kurulmuş "demokratik güvenlik duvarı" olarak niteleniyor.

Bütçenin öncelikleri neler?

Hükümet ortağı ve anketlerin kaybedeni Sosyal Demokrat Parti'nin (SPD) Meclis Grup Başkanı Matthias Miersch de, federal hükümete, planların hayata geçirilmesini hızlandırması yönünde seslendi ve altyapı ile toplumsal birliktelik için milyarlar öngörüldüğünü, bunların hayata geçirilmesinin önündeki engellerin bir an önce ortadan kaldırılması gerektiğini söyledi. Miersch, "Sadece plan ve bütçeyle insanlara hiçbir şey ulaşmaz. Biz ülkedeki ruh halinin farkındayız. Vatandaşlar küresel gelişmelerden dolayı oldukça güvensiz ve işlerini kaybetmekten de endişeli" diyerek son anketlerde halkın, göreve gelmesinin dördüncü ayındaki yeni hükümetten duyduğu memnuniyetsizliğe işaret etti. İnsanların bir an önce icraat görmeyi istediğini da vurgulayan Miersch, artan kiralar ve emlak fiyatları nedeniyle daha fazla konut inşaatına, bürokrasinin azaltılmasına, altyapı yenileme ile dijitalleşmede hızlanmaya öncelik verilmesi gerektiğini de kaydetti.

Muhalefetteki Yeşiller'in Eş Grup Başkanı Britta Haßelmann ile Sol Parti Meclis Grubu Eş Başkanı Heidi Reichinnek ise hükümetin özel fondan parayı yanlış yere harcadığını ileri sürdüler. Reichinnek, "Hükümet, özel fonla ülkeyi yenilemiyor, kendi bütçesini tamir etmeye kalkışıyor" diyerek Almanya'da normal bütçeden bağımsız altyapı, eğitim, konut ve savunma gibi alanlar için kurulan özel fonun, yıllık bütçedeki açığın giderilmesi amacıyla kullanıldığını ileri sürdü.

CSU'lu Hoffmann meclisteki bütçe görüşmelerinde AfD'yi vatan haini olmakla suçladıFotoğraf: Michael Kappeler/dpa/picture alliance

CSU Grubu AfD'yi "vatan hainliğiyle" suçladı

Hristiyan Birlik bloğunun küçük ortağı olan Hristiyan Sosyal Birlik (CSU) Federal Meclis Vekilleri Başkanı Alexander Hoffmann'ın konuşması sırasında ise tansiyon daha da arttı ve Hoffmann AfD sıralarına dönerek, "Siz vatanın temsilcileri değil, vatan hainlerisiniz" dedi ve AfD'ye oy verenlerin, Almanya'yı Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in tebaası haline getirdiğini söyledi. "Biz tam tersi yoldan gidiyoruz, bizde Rusya'ya bağımlılık yok, Rusya'ya karşı güvenliği artırma var" diye vurguladı.

Hoffmann, son günlerde artan Rusya'nın NATO üyesi ülkelerin hava sahasındaki ihlallere atfen de, "Rusya, özgür bir Avrupa için en büyük güvenlik tehdididir" dedi. Buna karşılık AfD'nin Rusya'yı bir ortak olarak gördüğünü de belirtti ve AfD sıralarına da dönerek, "Siz göçün durdurulmasını savunuyorsunuz, Putin göçü bir silah olarak kullanıyor. Kremlin'e, Rusya Büyükelçiliği'ne gidip bir sorun, neden bunu durduramadığını" diyerek Rusya ve Belarus üzerinden göçmenlerin Avrupa'ya bilinçli şekilde gönderilmek suretiyle istikrarsızlığa yol açma girişimlerini hatırlattı.

dpa, AFP, Reuters / JT, ETO, TY

Sonraki bölüme git Bu konuda daha fazla içerik
Sonraki bölüme git DW Gündemi

DW Gündemi

Sonraki bölüme git Daha fazla DW içeriği