1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git

Hedef İsrail-Filistin barışı

Cem Sey – Deutsche Welle - Annapolis28 Kasım 2007

ABD’nin Annapolis kentinde İsrail ve Filistin liderlerinin katılımıyla yapılan uluslararası barış konferansından taraflar arasında önümüzdeki yılın sonuna kadar bir barış anlaşması imzalanması kararı çıktı.

Bush, "Barış ve güvenlik içinde yanyana yaşayan iki devlet" hedeflediklerini söyledi.
Bush, "Barış ve güvenlik içinde yanyana yaşayan iki devlet" hedeflediklerini söyledi.Fotoğraf: AP

Filistin Özerk Yönetimi Başkanı Mahmut Abbas, „iki taraf da barış dilenmiyor, ama iki taraf da barışa muhtaç“ dedi. İsrail Devlet Başkanı, daha çekimser bir tavırla da olsa onayladı. Ve Annapolis Konferansı’ndan beklenen sonuç çıktı: İsrail ve Filistin, yedi yıl önce kestikleri barış görüşmelerini yeniden başlatma kararı aldı. Kararı, toplantının açılış konuşmasını yapan Amerika Birleşik Devletleri Başkanı George Bush açıkladı: “Barış ve güvenlik içinde yanyana yaşayan iki devlet, İsrail ve Filistin hedefimize doğru ilerleyerek, daha önceki anlaşmalarda belirtilen tüm temel konularda istisnasız şekilde dahil olmak üzere, varolan tüm sorunları çözecek bir barış anlaşmasına ulaşmak için, iyi niyete dayalı görüşmeleri hemen başlatmakta anlaştık.”

Doğrudan barış görüşmeleri bugün Beyaz Saray’da başlayacak. Olmert ve Abbas 12 Aralık’ta da bölgelerinde biraraya gelerek, süreci devam ettirecek. Hedef, 2008 yılı sonuna kadar bir barış anlaşması imzalamak.


İçeriği Rice açıkladı

Barış görüşmelerinin gidişatını izlemek üzere gereken mekanizmalar üzerinde de taraflar anlaştı. Görüşmelerin içeriğini ise Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice şöyle açıkladı: “Taraflar, her iki kesimde de koşulların iyileştirilmesi ve iki devletli bir çözümün temelinin atılması için yol haritasının derhal yürürlüğe konması üzerinde de uzlaştı. Görüşmeler sırasında sınırlar, mülteciler, güvenlik, su, yerleşim bölgeleri ve Kudüs de dahil olmak üzere tüm temel sorunları ele alacaklar.”


Uluslararası topluma da görevler düşüyor

Fakat Annapolis’in önemli bir özelliği, ulusararası topluluğun da barış sürecinde önemli ve belirleyici görevler üstlenmesi. Bu görevlerin yerine nasıl getirileceğini görüşmek üzere, Amerika Birleşik Devletleri, Rusya, Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler’den oluşan Orta Doğu Dörtlüsü Aralık ayı ortasında Paris’te biraraya gelecek. Aynı günlerde yine Paris’te bir kreditörler toplantısı gerekleşecek. Burada da, yeni kurulması planlanan Filistin devletinin kurumlarının oluşturulması için finansman sağlanacak.

Barış arayışının sonu değil başlangıcı

Rice, İsrail-Filistin barışını ülkesinin ulusal çıkarı olarak tanımladı ve uluslararası topluluğun çabalarını övdü: “Annapolis Konferansı, Orta Doğu’da barış sağlanmasına yönelik yeni, ciddi ve temelli bir çabanın sonu değil, başlangıcı oldu. Bu, yerine getirmesi zor bir görev olacak. Bazı riskler içeriyor ve ilgili herkesin fedakarlık göstermesini gerektiriyor. Fakat bugün yaşananlar, uluslararası topluluğun, tarafların seçtiği yolu tamamen destekleyeceğini açıkça gösterdi.”


Tartışmaların temelindeki sorun

Annapolis’te İsrail-Filistin uyuşmazlığı kuşkusuz tüm tartışmaların temelinde yatıyordu. Fakat konferansa katılan ülkeler, Orta Doğu’daki diğer sorunlara da değinmeye fırsat buldu. Diplomatlar, bu konferansın doğuracağı olumlu hava içinde, Orta Doğu’daki tüm sorunların çözümü yolunda bazı adımlar atmanın olanaklı olacağına inanıyor.

Sonraki bölüme git Bu konuda daha fazla içerik
Sonraki bölüme git DW Gündemi

DW Gündemi

Sonraki bölüme git Daha fazla DW içeriği