İBB iddianamesi sonrası CHP'nin stratejisi nasıl olacak?
12 Kasım 2025
Tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında 2 bin 430 yıla kadar hapis cezasının talep edildiği İBB iddianamesinin ayrıntıları kamuoyuna yansırken, iç siyasetin bundan sonra nasıl şekilleneceğine dair soru işaretleri de sürüyor.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, İmamoğlu'nu "örgüt lideri" olmakla suçladığı iddianamede 105'i tutuklu 402 şüphelinin isimlerine yer vererek, Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 220'nci maddesi kapsamında cezalar verilmesini talep ediyor. 220'nci madde "suç işlemek amacıyla örgüt kurma" suçuna ilişkin düzenlemeler içeriyor.
CHP'nin yol haritası ne olacak?
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İBB'ye yönelik "yolsuzluk" iddianamesi hakkında dün sosyal medya hesabından bir açıklama yaparak, "Bu bir iddianame değil, darbecilerin siyasete yönelik bir muhtırasıdır!" dedi.
DW Türkçe'nin CHP'li yetkililerden edindiği bilgilere göre dünkü Merkez Yönetim Kurulu (MYK) toplantısında da detaylıca ele alınan iddianamedeki unsurlar 19 Mart'ta İmamoğlu'nun gözaltına alınmasından bu yana devam eden süreçte ortaya atılan iddialardan farklı değil ve somut delillerden yoksun olarak görülüyor.
CHP'ye göre iddianame; "Yolsuzlukla mücadele amacı taşımaktan ziyade tamamen seçim odaklı ve siyasi bir çabanın parçası olarak" yazılmış ve bu nedenle özellikle cumhurbaşkanlığı seçimini kazanmaya yönelik bir hamle olarak kurgulandığı düşünülüyor. Bu nedenle CHP'nin daha önce dile getirdiği "meselenin yolsuzluk değil siyaset olduğu" tezinin bu iddianame ile daha da güçlendiği yorumu yapılıyor.
İddianamenin kamuoyuna bundan sonra da iyi anlatılması hedefleniyor ve anketlere göre toplumda yüzde 70 civarındaki kesimin zaten iddialara inanmadığı, bu sürecin siyasi amaçlı olduğunu düşündüğü hatırlatılıyor.
Dün mahkemeye sunulan İBB iddianamesine karşı "İstanbul İddianamesi" adıyla internet siteleri ve sosyal medya hesapları açılmış durumda. Bu hesaplardan yayımlanan paylaşımlar ile suçlamalara yanıtlar veriliyor. CHP'li yetkililerin gerek açıklamalarında gerekse sahada halka duruşmaların TRT'den canlı yayınlanması çağrısını yinelemesi de bekleniyor.
Ekrem İmamoğlu da bugün yaptığı paylaşımda "Gerçekten cesaretiniz var mı? Hodri Meydan! Duruşmayı canlı yayınlayın, herkes yalanlarınızı, iftiralarınızı görsün! Toplumun vicdanına, milletin adalet duygusuna bir kez olsun güvenin. 'Biz mi suçluyuz, yoksa bu hukuksuz soruşturmayı yürütenler mi?' kararı millet versin!" çağrısı yaptı.
Edinilen bilgilere göre partinin iletişim stratejisi bir yandan "iddianamedeki iddialardaki tutarsızlık ve yanlışları anlatarak hukuki mücadeleyi kamuoyuna anlatmak, diğer yandan ise ülkeyi nasıl yöneteceklerine dair kapsamlı programlarını sunmak üzerine kurulacak.
CHP'li bir yetkiliye göre CHP Genel Başkanı Özel'in "en uzun seçim maratonumuz başladı" sözü bu sürecin ciddiyetine ve uzun soluklu olacağına işaret ediyor.
Parti programı açıklanacak
Öte yandan CHP bir taraftan İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve İmamoğlu ile ilgili yargı sürecini takip ederken, parti programını da açıklamaya hazırlanıyor.
Program 20 Kasım'da Ankara'da düzenlenecek geniş katılımlı bir tanıtım ile açıklanacak.
CHP'nin 28-30 Kasım günlerindeki olağan kurultayında delegelerin onayına sunulacak olan program daha sonra her yerde sahaya inilerek halka anlatılacak.
Parti kapatma ihbarı nasıl karşılandı?
İddianame ile ilgili tartışılan bir başka unsur da İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın Yargıtay'a yaptığı kapatma ihbarı oldu.
İddianamede "Seçim sandık verilerinin CHP tüzel kişiliğinden usulsüz yayıldığı anlaşıldığından Anayasa 68-69'uncu maddeleri ve 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu kapsamında gereğinin taktiri için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilecektir" denildi.
Bu bilginin yayılmasının ardından borsada sert düşüşler yaşanırken, Savcılık bir açıklama yaparak "CHP'nin kapatılması yönünde bildirimde bulunulmamıştır, iddianamede de açıkça belirtildiği gibi siyasi partiler kanunu gereği bildirimde bulunulmuştur. Bildirim Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na yapılan ihbar vasfındadır" dedi.
Ancak CHP bu sürecin sadece İmamoğlu'nu değil tüm CHP'yi hedeflediğini, ana kurultay davası gibi bu yargı sürecinin de tüm muhalefeti zayıflatma ve nihayetinde yok etme çabasının bir parçası olduğunu düşünüyor ve bu çerçevede "parti kapatmanın" da iktidarın senaryoları içinde bulunduğunu ifade ediyor.
CHP'li bir yetkili Savcılık tarafından sonradan yapılan "kapatma davası için başvurmadık" açıklamasını "niyetin deşifre olmasından kaynaklanan bir suçüstü yakalanma telaşı" olarak yorumluyor.
CHP lideri Özel de "Anayasa'nın siyasi partilerin kapatılmasına ilişkin maddelerini hatırlatarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na bildirimde bulunulması meselenin İBB'ye yönelik bir soruşturma olmadığının kanıtıdır" diyerek bu ihbarı basit bir hukuksal başvuru olarak algılamadıklarını vurguladı.
Yargı sürecinin uzun sürmesinin etkisi ne olur?
Öte yandan hukukçular yargı sürecinin uzun bir süre yani en az 4-5 yıl süreceğini tahmin ediyor. Yargı sürecinin uzaması ihtimali siyasetteki dengeleri sarsabilecek bir durum olarak yorumlanıyor.
Bu durumda her ne kadar CHP tutuksuz yargılanma talep etse de İmamoğlu'nun uzun bir dönem cezaevinden çıkamama ihtimalinin yanı sıra diplomasının iptali ve hakkındaki davalar nedeniyle siyasi yasaklı ilan edilmesi olasılığı da kulislerde değerlendiriliyor.
Siyaset Bilimci İbrahim Uslu'ya göre bunun en önemli etkisi normalde 2028'de olması gereken ama erkene çekilmesi muhtemel olan Cumhurbaşkanlığı seçiminde görülecek. Uslu bunu şöyle anlatıyor:
"Bu dava sürecinin sonraki Cumhurbaşkanlığı seçimine yetişmesi imkansız. 2028'de bu davanın bütün süreçleriyle yani istinaf ve Yargıtay süreçleriyle bitmesini hiç kimse beklemiyor. Hele 400 kişinin yargılandığı bir dava kısa sürede bitmez. Bırakın genel seçimi, 2029 yerel seçimine bile bitmeyebilir. Dolayısıyla bu dava önümüzdeki bütün siyasal süreçleri hem genel hem yerel seçimi etkileyecek bir dava olarak görünüyor."
Cumhurbaşkanlığı seçimi ve yerel seçimlerin bu davanın merkezinde olduğu bir siyasal tartışma atmosferinde yaşanacağı öngörüsünde bulunan Uslu, "Daha çok hukukun siyaset üzerinde etkili olduğu bir dönem yaşanacak benim gördüğüm. Önümüzdeki süreçte hukuki tartışmaların, siyasi tartışmaları şekillendirdiği bir dönemden geçeceğiz" yorumu yapıyor.
Bu arada İmamoğlu ve diğer tutukluların tutuksuz yargılanmaları gerektiğini belirten CHP, Cumhurbaşkanlığı için resmi adaylığın yapılacağı gün eğer hukuki bir sakıncası yoksa adayının yine İmamoğlu olacağını ama hukuken bu mümkün olmaz ise en doğru başka bir adayı çıkaracağını söylüyor.
İmamoğlu hakkında şimdiye kadar açılan 10'dan fazla soruşturma ya da dava dosyası bulunuyor. Bunların pek çoğunda İmamoğlu için Türk Ceza Kanunu'nun 53'üncü maddesi uyarınca "siyasi yasak" talebinde bulunuluyor.
Uslu: Seçmen eğilimlerinde radikal hareketler yaşanmadı
Peki seçmen tercihleri 19 Mart'tan beri devam eden bu iddialar ile köklü bir şekilde değişti mi?
Uslu bu soruya "Hayır" yanıtı vererek sözlerini şöyle sürdürüyor:
"19 Mart'tan bu yana baktığımızda seçmen eğilimlerinde radikal hareketler yaşanmadı. Yani ne CHP'nin oyları patladı ne de 'hakkında büyük yolsuzluk iddiaları var, aynı İSKİ skandalı gibi CHP oy kaybeder' denmişti, bu da olmadı. CHP'nin oy oranı da AKP'nin oy oranı da genel olarak küçük dalgalanmalar yaşıyor."
Uslu bu küçük dalgalanmaların nedeninin de dava nedeniyle değil Suriye, çözüm süreci ya da ekonomi gibi farklı etkenlere bağlı olduğunu aktarıyor.