1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git

İmamoğlu'nun casusluk davasında Hüseyin Gün çelişkisi

12 Mayıs 2026

İmamoğlu ile birlikte casusluk davasında yargılanan Hüseyin Gün'ün mahkemede yaptığı savunma yeni soru işaretlerine yol açtı.

Silivri Cezaevi'nde duruşma salonlarının dışarıdan görüntüsü
Casusluk davasında Hüseyin Gün'ün yaptığı savunma, yeni soru işaretleri yarattıFotoğraf: ANKA

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, danışmanı Necati Özkan ve gazeteci Merdan Yanardağ hakkında "siyasal casusluk" suçlamasıyla açılan davanın ilk duruşmasında davanın sanklarından iş insanı Hüseyin Gün'ün yaptığı savunma yeni soruları da beraberinde getirdi.

Hakkındaki suçlamaları geri çeviren Gün, yalnızca casusluk suçlamasını reddetmekle kalmadı, iddianamede yabancı bağlantı olarak sunulan ilişkilerinin önemli bölümünün aslında devlet adına yürüttüğü faaliyetler olduğunu öne sürdü.

Casusluk iddialarıyla ilgili İstanbulCumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü soruşturma 112 Acil Çağrı Merkezi'ne gelen bir ihbarla başlamıştı. Savcılık, etkin pişmanlıktan yararlanmak istediğini belirten Gün'ün beyanları, dijital materyaller ve mali incelemeler doğrultusunda soruşturmayı genişletmişti. Daha sonra İmamoğlu, Özkan ve Yanardağ'ı da "devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya askeri casusluk amacıyla temin etmek" suçlamasıyla dosyaya dahil etmişti.

Hüseyin Gün'ün "Devlet adına görev yaptım" savunması

Soruşturma sürecinde etkin pişmanlıktan faydalanmak istediğini söyleyerek elindeki materyalleri savcılığa veren Gün, mahkemedeki savunmasında ise 15 Temmuz darbe girişiminin ardından Gülen yapılanması ile mücadele kapsamında Türkiye adına yurt dışında aktif görev üstlendiğini söyledi. İddianamede yabancı devlet adamları, eski askerler, bürokratlar ve istihbarat bağlantılarıyla ilişkileri şüphe unsuru olarak sunulurken Gün bu temasların söz konusu görevler kapsamında kurulduğunu savundu.

İngiltere'deki düşünce kuruluşları ve siyasi çevrelerle yıllardır ilişkileri bulunduğunu anlatan Gün, Londra merkezli Global Strategy Forum aracılığıyla Lordlar Kamarası'nda düzenlenen etkinliklerde rol aldığını söyledi. Bu kapsamda dönemin Devlet Bakanları Egemen Bağış ve Kürşat Tüzmen, eski Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış, dönemin Başbakanlık Başdanışmanı ve bugünün MİT Başkanı İbrahim Kalın, Suat Kınıklıoğlu ve Nursuna Memecan gibi isimlerle aynı platformlarda bulunduğunu anlattı.

Mahkemede kendisini "katıksız Atatürkçü" ve "Jön Türk" olarak tanımlayan Gün, bu ilişkilerin casusluk değil devlet ve ülke yararına kurulan bağlantılar olduğunu savundu.

Fuat Oktay, GPlus ve Gülen yapılanması iddiası

Gün'e göre, emniyetin el koyduğu dijital materyaller arasında yer aldığını söylediği yetki belgesine göre Trident ve GPlus şirketleri, Ekim 2016'da dönemin Başbakanlık Müsteşarı Fuat Oktay tarafından Türkiye adına yurt dışında ülke ilişkileri ve tanıtım faaliyetleri yürütmek üzere yetkilendirildi. Gün, bu yetkinin 1 Mayıs 2017'ye kadar geçerli olduğunu ve şirketlere "tam yetki" verildiğini savundu.

Gün, söz konusu şirketlerden birinin Gülenyapılanması ile mücadele kapsamında yürütülen çalışmaların finansmanını gerçekleştirdiğini, GPlus'ın ise Türk devleti adına yurt dışında lobi faaliyetleri için görevlendirildiğini öne sürdü. Mahkemenin görevlendirdiği bilirkişi çevirileri ile dosyadaki MASAK raporuna atıf yapan Gün, şahsi hesabından bu şirketlere 1 milyon 500 bin euronun üzerinde para transfer edildiğinin görülebileceğini söyledi.

İddianamede suçlama konusu yapılan "Black Cell" başlıklı raporlar ile Gülen yapılanmasına ilişkin örgüt şemalarını bu faaliyetler kapsamında bizzat hazırladığını ve devletin resmi makamlarına iletilmesini sağladığını söyleyen Gün, "Kodlamalar" başlıklı yazışmada da Türk devleti adına yurt dışında Gülen yapılanmasına karşı yürütülen mücadelede proje yöneticisi olduğunun açıkça belirtildiğini savundu.

Bu anlatım da iddianamedeki suçlama çerçevesiyle doğrudan çelişen bir savunma ortaya koydu.

"Devlet sırrı diye ilk ifademde geçiştirdim”

Gün'ün mahkemedeki anlatımında dikkat çeken bir başka nokta da ilk ifadelerine ilişkin açıklaması oldu. Savunmasında, ilk tutuklandığında bu faaliyetleri ayrıntılı anlatmadığını kabul eden Gün, bunu "devlet sırrını ifşa etmemek" için yaptığını söyledi.

"Benim ilk tutuklandığımda, Temmuz ayında buna benzer sorular sorulduğunda, ben devlet sırrını ifşa etmemek için bunları ticari faaliyet olarak geçiştirdim" dedi.

Gün, önceki beyanlarını ise tümüyle reddetmedi. Mahkeme başkanının "İfadelerinizden düzeltmek istediğiniz bir husus var mı?" sorusuna "Hayır, yok" yanıtını verdi.

"İmamoğlu'nu hayatımda bir dakika gördüm"

İddianamede Gün'ün Ekrem İmamoğlu ile ilişkisi, seçim sürecine etki iddiasının önemli unsurlarından biri olarak yer alıyor.

Gün ise bu ilişkinin son derece sınırlı olduğunu savundu. İmamoğlu'nu yalnızca 2019'da yapılan kalabalık bir seçim tebriği ziyareti sırasında gördüğünü söyledi. Bu görüşmenin manevi annesi Seher Alaçam'ın yönlendirmesiyle gerçekleştiğini anlatan Gün, "Hayatımda sadece bir dakika gördüm. Bugün de ikinci kez aynı yerdeyiz" dedi.

İmamoğlu ile bu görüşmenin kısa bir nezaket ziyareti olduğunu belirten Gün, bu temas dışında herhangi bir irtibatı bulunmadığını, iletişim kayıtlarının da bunu gösterdiğini savundu.

Necati Özkan ile temasını da aynı döneme yerleştirdi. Gün, seçimlerin iptal edilmesinin ardından yaklaşık 10-12 günlük sınırlı bir süreçte Özkan ile teması olduğunu anlattı. Bu kapsamda açık kaynak verilerine dayalı sosyal medya analizi yaptırdığını, ardından 2019 yılının Eylül ayındaİBB'ye bir sunum yaptığını ve bunun dışında Özkan ile yüz yüze herhangi bir görüşmesi olmadığını ifade etti.

"Manevi annemin ısrarı üzerine Sayın İmamoğlu'nun seçim danışmanı ve kampanya menajeri olan Sayın Özkan ile yaklaşık 10-12 günlük kısıtlı sürede, hiçbir gayrihukuki yönü olmayan bir sosyal medya analizi çalışmamız oldu" diyen Gün, bu çalışmanın tamamen gönüllü olduğunu, herhangi bir ücret almadığını vurguladı.

Yurt dışında ortağı olduğu PyQ şirketinin teknik ekibine internetteki açık kaynak erişimlerine dayalı veriler üzerinden ücretsiz analiz yaptırdığını belirten Gün, hakkındaki seçim manipülasyonu iddialarını reddederek "Her şey bundan ibaret" dedi.

Savcılığın temel suçlama başlıklarından biri deİBB'ye ait olduğu öne sürülen verilerin yabancı bağlantılı kişiler ve şirketler üzerinden analiz edilmesi. Gün ise bunu baştan sona açık kaynak istihbaratı (OSINT) çerçevesine oturttu. İnternette herkesin erişebildiği bilgilerin incelenmesinin casusluk olarak değerlendirilemeyeceğini ekledi.Açık kaynak platformlarda çalışan binlerce eski Amerikan askeri ve istihbarat görevlisi olduğunu söyleyen Gün, bu mantık kabul edilirse internet kullanan herkesin casus sayılması gerekeceğini savundu.

İhbarcıya husumet suçlaması

Gün'e göre soruşturmanın başlangıç noktası kişisel husumetti.

112'ye ihbarda bulunan Ümit Deniz Alaçam'ın, manevi annesi olarak gördüğü Seher Alaçam'ın oğlu olduğunu söyledi. Alaçam'ın yıllardır uyuşturucu, yasa dışı bahis ve kumar bağımlılığıyla mücadele ettiğini, annesinin kendisini rol model göstermesi nedeniyle kendisine husumet geliştirdiğini savundu.

Mahkemede bu iddiasını şu sözlerle anlattı:

"Sayın Başkan, yine affınıza sığınarak söylüyorum; beni 20-25 yıldır tanıyan bir insan var. Bu süre zarfı içinde devletimizin güzide kurumlarından biri ve bence başında gelen Milli İstihbarat Teşkilatımızın casusluğa karşı koyma birimi beni bulamamış, hiç haberi yokmuş da biri 112'yi arayıp casusu yakalatmış."

Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ve İmamoğlu'nun seçim kampanyasını düzenleyen iletişim uzmanı Necati ÖzkanFotoğraf: Privat

İtirafçı Hüseyin Gün kimdir, neyle suçlanıyor?

1974 Almanya doğumlu Hüseyin Gün uzun yıllar İngiltere ve ABD'de yaşadı. Savclık ifadesinde PiiQ Media LLC'de 'Kurucu Ortak' olduğunu anlatan Gün, yürüttüğü işi açık kaynak istihbaratı (OSINT) temelli analiz ve raporlama olarak tarif etmişti. OSINT; herkese açık kaynaklardan (açık web, sosyal medya, kamu veritabanları vb) bilgi toplayıp analiz ederek karar desteği/istihbarat üretme yöntemini ifade ediyor.

Gün, savcılıkta Özkan'la irtibatının "manevi annesi" Seher Alaçam aracılığıyla kurulduğunu; Özkan'ın kendisinden "İBB verilerinin açık kaynak istihbaratı (OSINT) ortamlarında bulunup bulunmadığını" araştırmasını istediğini anlattı. Bu kapsamda Aaron Barr'ı devreye soktuğunu, Barr ve teknik ekibin hazırladığı raporları Wickr üzerinden Özkan'a ilettiğini; Özkan'ın da bunları Ekrem İmamoğlu'na aktardığını öne sürmüştü.

OSINT'le ibb.gov.tr uzantılı bazı e-posta ve parola kombinasyonlarına rastladığını; hackleme yapmadığını ifade etti.

Merdan Yanardağ'a "yurttaş olarak, küçük miktarlarda" elden destek verdiğini, bu geleneği Seher Alaçam'dan gördüğü şekliyle sürdürdüğünü söyledi; çoğunlukla yüz yüze verdiğini, bankadan gönderim yapmadığını anlattı.Etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak isteyen Gün'ün tutukluluk hali devam ediyor.

Savcılık, Hüseyin Gün'ün "ByLock benzeri kriptolu mesajlaşma programı Wickr" üzerinden Necati Özkan ve yabancı istihbarat bağlantılı kişilerle iletişim kurduğunu ileri sürüyor. Gün'ün telefonunda "Bluestar81" ve "Jupiter1881" adlı kullanıcı adları bulundu; bunların sırasıyla Necati Özkan ve Hüseyin Gün'e ait olduğu öne sürüldü. Wickr yazışmalarında "Mr Mayor", "Ekrem Bey" ve "Başkan" ifadeleri yer aldı.

2019'da İmamoğlu'nun makamında çekilmiş bir fotoğraf da İmamoğlu ve Gün'ün irtibatını gösteren delil olarak dosyaya eklendi. Söz konusu fotoğraf hükümet yanlısı medyada da yer aldı.

MASAKraporları, HTS kayıtları ve Gün'ün beyanı birlikte değerlendirilerek üç isim hakkında TCK 328 – siyasal veya askeri casusluk suçlamasıyla tutuklama talebinde bulunuldu.

Sonraki bölüme git DW Gündemi

DW Gündemi

Sonraki bölüme git Daha fazla DW içeriği