1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git

İran: İç çatışmalarla dolu mozaik devlet

Shabnam von Hein
2 Şubat 2026

İran, çok uluslu bir devlet. Rejim, protesto dalgalarına, azınlıkların taleplerine ve bitmeyen krizlere şimdiye kadar somut bir çözüm bulabilmiş değil.

Tahran'daki bir tepede kentin panoramasını ve arkadaki dağları izleyen, bankta oturan bir çift
Milyonlarca İranlı, vatanlarında daha iyi bir yaşamın hayalini kuruyorFotoğraf: Egmont Strigl/imageBROKER/picture alliance

İran güvenlik güçlerinin, göstericilere karşı uyguladığı şiddetin boyutu, toplumu derinden sarstı. Ekonomik krizin tetiklediği olaylar sonucunda, Aralık ayı sonunda ülke genelinde kitlesel protestolar yapıldı. Yetkililer, protestoları bastırmak için zaman zaman internet erişimini kesti ve şiddete başvurdu.

Resmî verilere göre, aralarında çok sayıda güvenlik görevlisinin de bulunduğu iddia edilen 3 bin 117 kişi hayatını kaybetti. İnsan hakları örgütleri ise çok daha yüksek rakamlar bildiriyor. ABD merkezli İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (Human Rights Activists News Agency) HRANA'ya göre, şimdiye kadar 6 bin 126 ölüm vakası doğrulandı; bunlar arasında 86 çocuk ve 5 bin 777 gösterici bulunuyor. Ayrıca 17 bin 091 vakanın incelemesi de sürüyor.

Hayatını kaybedenler, kendi ülkelerinde daha iyi bir yaşam hayali kuran milyonlarca genç insanın bir parçasıydı. İran yalnızca derin bir ekonomik kriz ve yüksek işsizlikle boğuşmuyor; su kıtlığı ve kuraklık da pek çok insanı ek baskı altına alıyor ve onları yaşadıkları bölgeleri terk etmeye zorluyor.

İran parlamentosuna bağlı araştırma merkezinin istatistikleri, son 30 yılda ülke içinde en az 30 milyon kişinin yer değiştirdiğini gösteriyor. Bu, nüfusun üçte birinden fazlasına karşılık geliyor.

Farslar ve Şiiler

Yüzyıllar boyunca Pers İmparatorluğu bölgede merkezî bir güçtü. İran, uzun bir ortak geçmişi paylaşan çok sayıda halktan oluşan çok etnili bir devlet. Yedinci yüzyıldaki Arap fetihlerinin ardından İslam dini kabul edildi. Buna rağmen halk, İran kimliğinin bugün de merkezî bir taşıyıcısı olan Farsça dilini korudu. 

16'ıncı  yüzyılda Safevi Hanedanı'nın kurucusu I. Şah İsmail, "On İki İmam (İsnâaşeriyye) Şiiliğini" devlet dini ilân etti. Böylece İran, toprak bütünlüğünü savunduğu Sünni ağırlıklı Osmanlı İmparatorluğu'ndan bilinçli biçimde ayrıştı.

1935"te Şah Rıza Pehlevi, modern bir ulusal kimliği teşvik etmek amacıyla devletin adını resmen "İran" olarak değiştirdi.

Bugün de Şii ağırlıklı İran'da Sünniler, dinî bir azınlık oluşturuyor; nüfusun yaklaşık yüzde 5 ila 10"u. Bu kesim ağırlıklı olarak sınır bölgelerinde, Kürt, Beluç ve Türkmen bölgelerinde yaşıyor.

İç çatışma hatları

Azınlıklar, özellikle sınır bölgelerinde yaşayanlar, on yıllardır devlet tarafından sistematik olarak dezavantajlı konuma itildiklerini dile getiriyor.

Siyasi sistem, etnik kökenin belirleyici olmadığı, İran İslam Cumhuriyeti'ne ideolojik olarak sadık kesimler tarafından taşınıyor.

Örneğin ülkenin dinî lideri Ayetullah Ali Hamaney Azerbaycan Türkü; mevcut Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan yarı Kürt yarı Azerbaycan Türkü; Hamaney'in danışmanlarından Ali Şemhani ise Arap kökenli bir aileye mensup.

Devlet medyasında son dönemde, ülkeyi kaosa sürüklemek ve iç savaş çıkarmak isteyen ayrılıkçıların faaliyetlerine dair haberler yeniden yayılıyor.

Tekrarlayan protestolara, toplumun giderek daha büyük bir kesiminin mevcut sistemi reddettiğini gösteriyor. Ancak aynı zamanda, hoşnutsuzluğun paylaşıldığı tüm kesimlerde geniş destek bulabilecek, net biçimde tanımlanmış bir siyasi alternatif henüz yok.

İran'ın etnik çeşitliliği, devlet yönetim kademesine de fazlasıyla yansıyor. Örneğin ülkenin dinî lideri Ayetullah Ali Hamaney, Azerî kökenliFotoğraf: Iranian Leader Press Office/Anadolu Agency/IMAGO

Kürt bölgeleri

Çoğunluğu Sünni olan ve sayıları 9 ila 12 milyon olduğu tahmin edilen Kürtler, önemli bir etnik grubu oluşturuyor. İran, Irak, Türkiye ve Suriye'ye yayılmış Kürt nüfusunun bir parçası durumundalar. Osmanlı İmparatorluğu'nun dağılmasından bu yana pek çok Kürt bağımsız bir Kürdistan hayali kuruyor; ancak ortak bir siyasi gündem bugüne kadar oluşmuş değil.

1946'da Sovyetler Birliği'nin desteğiyle İran'da kurulan ve yalnızca 11 ay ayakta kalabilen Mahabad Kürt Cumhuriyeti, bugün bile bağımsızlık arayışına ilham veriyor. İran'daki tüm Kürt ayaklanmaları bugüne kadar bastırıldı; buna, 1967'de sol eğilimli İran Kürdistan Demokrat Partisi'nin ayaklanmasının Şah Muhammed Rıza Pehlevi tarafından şiddetle bastırılması da dahil.

1979 Devrimi sırasında birçok Kürt, Şah'a karşı düzenlenen gösterilere katıldı. Ancak Şah'ın devrilmesinden sonra yeni iktidar, her türlü özerkliği reddetti. 1979 baharında patlak veren bir ayaklanma acımasızca bastırıldı.

Rejime karşı protesto dalgaları Kürt bölgelerinde özellikle hızlı yayılıyor. Bunun en çarpıcı örneği, başkent Tahran'da başörtüsü kuralını ihlal ettiği iddiasıyla gözaltına alındıktan sonra polis nezaretinde hayatını kaybeden 22 yaşındaki Kürt kadın Mahsa Jina Amini'nin ölümünün ardından ülke genelinde başlayan protestolar oldu.

Kürt bölgelerindeki huzursuzluklar sırasında Tahran, resmî gerekçe olarak ulusal güvenliği öne sürerek özellikle Türkiye başta olmak üzere komşu ülkelerle yakın iş birliği yapıyor.

İran'ın son Şahı Muhammed Rıza Pehlevi, 16 Eylül 1941'den, 1979 yılındaki İran İslam Devrimi ile ülkeyi terk ettiği 16 Ocak 1979'a kadar yaklaşık 38 yıl boyunca ülkeyi yönetti. 27 Temmuz 1980'de Kahire'de pankreas kanserinden vefat etti (Fotoğraf 1946 yılına ait)Fotoğraf: Tom Fitzsimmons/AP/picture alliance

Azerbaycan Türkleri

İran'ın kuzeybatı sınırında Batı Azerbaycan ve Doğu Azerbaycan adlı iki eyalet bulunuyor. Bugünkü Azerbaycan devleti, 1828'de Rus-İran savaşı sonrası İran'dan ayrıldı ve yaklaşık 10,2 milyon nüfusa sahip

İran'da Azerbaycan Türkü kökenlilerin sayısının yaklaşık 18 milyon olduğu tahmin ediliyor. Tahran'da, bağımsız bir "Güney Azerbaycan" hedefleyen ayrılıkçı gruplara ilişkin endişeler bulunuyor. Aynı zamanda Bakü'de, İran'daki eyaletleri de kapsayacak bir "Büyük Azerbaycan"dan söz eden milliyetçi akımlar da mevcut.

Son yıllarda Azerbaycan ile İsrail arasındaki ilişkilerin gelişmesi, Tahran'ı rahatsız ediyor. 1979 Devrimi'nden bu yana İran'daki yöneticiler, İsrail'i yok etmekle tehdit ediyor ve kendilerini İslam dünyasında ezilen Müslümanların koruyucu gücü olarak sunmaya çalışıyor.

Belucistan

İran'ın 92 milyonluk nüfusunun yaklaşık üç milyonu, ülkenin güneydoğusundaki Sistan ve Belucistan eyaletinde yaşıyor. Buradaki nüfusun çoğunluğunu, Pakistan ve Afganistan'da da yaşayan Sünni Beluçlar oluşturuyor.

Sınır boyunca yaşayan Sünni aşiretlerin dayanışması, Şii ağırlıklı merkezî yönetim tarafından kuşkuyla izleniyor. Bölge, kontrol edilmesi zor olmakla birlikte İran'ın en yoksul bölgeleri arasında yer alıyor. Pek çok kişi geçimini, özellikle yakıt ya da uyuşturucu kaçakçılığıyla sağlıyor.

Uyuşturucu suçları nedeniyle verilen idam cezalarının sayısı Belucistan'da çok yüksek. 2024'te belgelenen 975 infazın 503'ü, yani yarıdan fazlası, uyuşturucu bağlantılı mahkumiyetlere dayanıyordu. İnsan hakları örgütleri, Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi'nin (UNODC) de uyuşturucu suçlarının ölüm cezasıyla cezalandırılmasına son verilmesi için daha güçlü çaba göstermesini talep ediyor.

İran'da idam cezalarının çoğu, halka açık şekilde gerçekleştiriliyorFotoğraf: Christoph Hardt/Future Image/IMAGO

Bölgede, merkezî yönetime karşı büyük bir öfke ve hayal kırıklığı hâkim. Mahsa Jina Amini'nin ölümünün ardından 2022 sonbaharında başlayan ve "Kadın, Yaşam, Özgürlük" sloganıyla yayılan ülke çapındaki protestolar Belucistan'a da ulaştı. Özellikle eyalet başkenti Zahidan, protestoların ve sert devlet baskısının merkezi haline geldi. Göstericiler gözaltına alındı, bazıları daha sonra idama mahkum edildi.

Sınırlı iletişim imkânları ve tekrarlanan internet kesintileri nedeniyle güncel protestolara ilişkin güvenilir bilgiler oldukça sınırlı.

 

Sonraki bölüme git DW Gündemi

DW Gündemi

Sonraki bölüme git Daha fazla DW içeriği