İran protestoları: Öldürülen gencin ailesi anlattı
23 Ocak 2026
İran'da, rejimin onlarca yıldır karşılaştığı en büyük ayaklanma sırasında internet erişiminin kesilmesi ve uluslararası telefon görüşmelerinin engellenmesi nedeniyle ülke içinden güvenilir bilgiye ulaşmak hâlâ zor.
Son günlerde sınırlı iletişim erişiminin yeniden sağlanmasının ardından, yurt dışında yaşayan bazı İranlılar ülkedeki yakınlarıyla temas kurabildi. Almanya'nın Köln kentinde yaşayan Farzaneh de İran'daki ailesiyle günler sonra konuşabildi. Farzaneh DW'ye yeğeninin İran'daki protestolar sırasında nasıl öldürüldüğünü anlattı.
Farzaneh'in aktardığına göre, Muhammed Salih Zarif, 8 Ocak akşamı başkent Tahran'daki evinden çıktı ve İran genelinde birçok kentte düzenlenen rejim karşıtı protestolardan birine katılmak üzere yola koyuldu.
28 yaşındaki Zarif, ahlak polisinin katı giyim kurallarını ihlal ettiği gerekçesiyle gözaltına aldığı ve daha sonra hayatını kaybeden genç Kürt kadın Jina Mahsa Amini'nin ölümünün ardından 2022 yılında düzenlenen gösterilere de katılmıştı.
Ancak Muhammed Salih Zarif bu kez evine geri dönmedi. Teyzesi Farzaneh, "Özgürlük için hayatını kaybetti" diyor.
Gerçek mermi mi kullanıldı?
Protestolar, Aralık ayı sonunda Tahran'daki Kapalıçarşı'da ekonomik şikâyetlerle başladı, ancak kısa sürede siyasallaştı ve ülke geneline yayıldı.
Devlet yetkilileri, yurt dışı merkezli sivil toplum kuruluşları ve görgü tanıklarının aktardıklarına göre, 8 ve 9 Ocak geceleri protestoların en kanlı geceleri oldu.
Uluslararası Af Örgütü'nün aktardığına göre, Tahran'ın Narmak semtinden bir görgü tanığı, "Narmak mahallesinde güvenlik güçleri gözlerimizin önünde en az beş ya da altı kişiyi vurup öldürdü" dedi.
Aynı tanık, "Metal saçma kullanmayı bıraktılar, gerçek mermiyle ateş ediyorlar" ifadelerini kullandı.
Güvenlik güçleri protestoları bastırmaya yönelirken, hükümet internet erişimini ciddi biçimde kısıtladı. Bu durum, birçok ailenin sevdiklerine ne olduğunu öğrenmesini neredeyse imkânsız hale getirdi.
Farzaneh da yeğeninin öldürüldüğünü ancak geçen hafta sınırlı iletişimin yeniden sağlanmasının ardından öğrenebildi. Onunla son görüşmesini şöyle anlatıyor: "Protestolar başladığından beri, her eyleme katılacağını aile üyelerine söylüyordu. İran'daki pek çok genç gibi o da artık bıkmıştı."
O gece Muhammed Salih Zarif, 25 yaşındaki bir arkadaşı ve arkadaşının kız arkadaşıyla birlikte Tahran'ın Arya Şehr semtindeydi.Burada, İran Devrim Muhafızları Ordusu'na bağlı gönüllü paramiliter bir yapı olan ve protestoların bastırılmasında çevik kuvvet güçlerine düzenli olarak destek veren Besic milisleriyle karşılaştılar.
Teyzesi Farzaneh'ın aktardığına göre, "Hem Muhammed Salih hem de arkadaşı gerçek mermiyle vuruldu. İlk kurşun yan tarafına isabet etti." Yeğeninin arkadaşı da hayatını kaybetti. Arkadaşının kız arkadaşı ise kaçmayı başardı ve daha sonra iki aileye de yaşananları anlattı:
"Muhammed Salih yere düştükten sonra hâlâ hayattaydı. Sonra onu başından vurdular."
Cenazeyi teslim için "kurşun parası" mı isteniyor?
Uluslararası medya, İranlı yetkililerin güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuların cenazelerini teslim etmek karşılığında ailelerden "kurşun parası" adı altında bir ödeme talep ettiğine dair çok sayıda vakayı haberleştirdi.
Bazı aileler ise cenazelerini alabilmek için, hayatını kaybeden yakınlarının protestocu değil güvenlik güçleri mensubu olduğuna dair belgeleri imzalamaya zorlandıklarını söyledi.
İranlı yetkililer her iki iddiayı da reddediyor.
Ancak Farzaneh, ailelerinin tam olarak böyle bir durumla karşı karşıya kaldığını söylüyor: "Yetkililer, önce Muhammed Salih Zarif'in anne ve babasından onun Besic üyesi olduğunu belirten bir belge imzalamalarını istedi ama aile bunu reddetti. Bunun üzerine, cenazeyi teslim etmek için para talep ettiler."
Farzaneh'e göre yetkililer başlangıçta 700 milyon tümen (yaklaşık 4 bin 950 dolar/4 bin 260 euro) istedi. Bu, İran'daki çoğu aile için son derece yüksek bir meblağ. Dört gün süren pazarlıkların ardından, cenazenin 200 milyon tümen (yaklaşık 1400 dolar/1220 euro) karşılığında teslim edilmesi konusunda anlaşmaya varıldı.
Muhammed Salih Zarif'in cenazesinin, Pazartesi günü Tahran'daki ana mezarlık Beheşt-i Zehra'da, sıkı güvenlik önlemleri altında defnedildiği bildirildi. Teyze Farzaneh, Muhammed Salih Zarif'in beş yaşındaki oğlu Barsam'ın yetim kaldığını aktarıyor:
"Ailesi ona, babasının öldürüldüğünü söyleyemedi. Beş yaşındaki bir çocuğa, 'Babanı iki gerçek mermiyle öldürdüler' diye nasıl anlatabilirsin ki?"
İran'dan ilk resmî açıklama: Can kaybı 3 bin 117
Muhammed Salih Zarif'in ölümü, gerçek sayıları henüz netleşmeyen geniş çaplı bir baskı dalgasında hayatını kaybeden binlerce kişiden yalnızca biri.
Görgü tanıkları ve insan hakları örgütleri, hükümet güçlerinin İran'ın birçok kentinde protestoculara ateş açtığını söylüyor.
ABD merkezli İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (HRANA), yaptığı açıklamada şu ana kadar 4 bin 500 ölümü doğruladığını, yaklaşık 9 bin vakanın ise hâlâ incelendiğini bildirdi. HRANA'ya göre ölenlerin büyük çoğunluğu göstericilerden oluşuyor.
Norveç merkezli İran İnsan Hakları örgütü ise protestolarda 3 bin 400'den fazla kişinin hayatını kaybettiğini rapor etti.
İran yönetimi ise son kitlesel protestolara ilişkin resmî can kaybı rakamlarını ilk kez açıkladı. Ulusal Güvenlik Konseyi tarafından Çarşamba günü yayımlanan hükümet açıklamasına göre, toplam 3 bin 117 kişi hayatını kaybetti. Açıklamada, ölenlerin 2 bin 427'sinin "masum insanlar ve düzen ile güvenliğin koruyucuları" olduğu ifade edildi.
Bir İranlı yetkili ise Reuters'a yaptığı açıklamada protestolarda en az 5 bin can kaybının, yetkililer tarafından doğrulandığını söyledi.
DW, bu rakamları bağımsız olarak doğrulayamıyor, zira İran içinde serbestçe haber yapmasına izin verilmiyor.
İran: Sorumlu ABD ve İsrail'dir
İran Ulusal Güvenlik Konseyi, 8 ve 9 Ocak gecelerinde ülkenin birçok bölgesinde "çok sayıda terör eylemi" gerçekleştirildiğini öne sürerek, bunlardan İran'ın "ezeli düşmanları" olarak nitelediği İsrail ve ABD'yi sorumlu tuttu. Bu olayların, geçen Haziran ayında yaşanan ve "dayatılan savaş" olarak tanımlanan sürecin devamı olduğu savunuldu.
İran'ın dinî lideri Ayetullah Ali Hamaney de son iki haftada "binlerce" kişinin öldüğünü söylemişti. Bu, genellikle ölü sayılarından kaçınan bir liderden gelen nadir bir açıklama oldu.