İran savaşı enflasyon hesaplarını bozdu
12 Mart 2026
ABD ve İsrail tarafından 28 Şubat'ta İran'a yönelik başlatılan askeri operasyon, ikinci haftasını geride bırakmaya hazırlanıyor. İran'ın misillemeleri ile Ortadoğu ve Körfez ülkelerine yayılan savaş İran'ın komşusu Türkiye'de kaygıyla izlenirken, ekonomik parametreleri de tehdit ediyor. İkinci haftasını doldurmak üzere olan İran savaşının petrol fiyatları ve bölgesel ticaret üzerindeki olumsuz etkisi, dünyanın en yüksek enflasyon oranlarından birine sahip olan Türkiye'de yıl sonuna ilişkin beklentileri bozdu.
AKP hükümeti ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) 2026 sonu için ortaya koyduğu yüzde 15-21 arası enflasyon beklentisi gerçekliğini yitirirken, TCMB de faiz indirimlerine savaş koşulları nedeniyle ara verdi.
DW Türkçe'ye konuşan uzmanlara göre daha şimdiden yıl sonu enflasyon beklentileri yüzde 30'a dayanmış durumda.
Trump konuşuyor, piyasa dalgalanıyor
Hürmüz Boğazı'nın kapatılması ile birlikte ise bölgeden Avrupa ve Asya'ya yapılan petrol ve doğalgaz sevkiyatı durması, petrol fiyatlarında hızlı bir yükselişe neden oldu. ABD Başkanı Trump'ın günaşırı değişen açıklamaları, piyasalarda ciddi şoklara yol açarken, Brent petrolün varil fiyatı son 2 haftadır 80-120 dolar arasında dalgalı bir seyir izliyor.
Bu olumsuz gelişmeler, İran'ın komşusu Türkiye'de enflasyonla mücadele hesaplarını bozmaya başladı. Bu nedenle, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bakası (TCMB) 12 Mart'taki Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında politika faizini yüzde 37'de sabit bıraktı.
Geçen yılın mart ayında yüzde 42,5 düzeyinde olan politika faizi, 19 Mart'ta CHP'li belediyelere dönük operasyonlar ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun tutuklanmasından sonra yüzde 46'ya çıkarılmış, temmuz ayından itibaren de yeniden düşürülmeye başlanmıştı. 2026'ının ilk Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında yüzde 37 seviyesine çekilen faizler, şubat ayında da beklentileri aşan aylık enflasyon nedeni ile sabit bırakılmıştı.
TCMB faiz indirimlerine ara verdi
Özellikle Türkiye iş dünyası, kredi kanallarına daha rahat ulaşabilmek için mart ayında TCMB'den bir faiz indirimi bekliyordu. Ancak önümüzdeki aylarda Türkiye'nin başta gıda fiyatları olmak üzere kendi iç dinamiklerinden kaynaklı enflasyon artışlarına şimdi bir de İran savaşının olası etkileri eklenmiş oldu. Bu durum, faizin mart ayında da sabit bırakılması ile sonuçlandı. TCMB, 12 Mart'ta yayınladığı PPK kararında, enflasyonun ana eğiliminin şubat ayında yatay bir seyir izlediğini ifade ederken, Ortadoğu eksenli jeopolitik gelişmelerin yarattığı belirsizliklere dikkat çekti.
Metinde, "Jeopolitik gelişmelerin maliyet kanalı ve iktisadi faaliyet üzerinden enflasyon görünümüne etkileri yakından takip edilmektedir" denilirken, enflasyon görünümünde "belirgin ve kalıcı bir bozulma" gözlenmesi durumunda para politikası duruşunun daha da sıkılaştırılabileceği vurgulandı. Açıklamada, kredi ve mevduat piyasalarında öngörülenin dışında bir tablo oluşması halinde, ek makroihtiyati adımların devreye sokulabileceği ve likidite yönetimi araçlarının etkili bir şekilde kullanılacağı kaydedildi.
"Hedeflerin ne kadar sapacağı belirsiz"
Savaşın ilk haftasında TCMB rezervlerinin yaklaşık 12,8 milyar dolar gerilediği ve 200 milyar doların altına indiği hesaplanıyor.
DW Türkçe'ye konuşan İstanbul Bilgi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ege Yazgan, İran savaşı sonrasında ortaya çıkan tablonun Türkiye ekonomisinde yıl sonu enflasyon beklentilerini etkileyeceğini söylüyor.
"Hedeflerin ne kadar sapacağını şu an kimse öngöremez ama yıl sonu için yüzde 15-21 arası enflasyonun gerçekleşmeyeceğini söylemek mümkün" diyen Prof. Yazgan, savaşın çok uzun süreceğini düşünmediğini, ama etkilerinin uzun vadeye yayılacağını dile getiriyor.
Savaş başlamadan önce, Türkiye'de ekonomi yönetiminin yıl sonu için 60 dolar seviyesinde bir petrol fiyatı öngördüğüne işaret eden Ege Yazgan, "Ancak şu anda petrol fiyatının nerede duracağı belli değil. Hükümet eşel mobil uygulaması ile şimdilik petrol fiyatlarının enflasyona etkisini sınırlamış olsa da, yıl sonu için beklentilerin birkaç puan yükseleceğini söyleyebiliriz" diye konuşuyor.
Bu süreçte Merkez Bankası'nın faiz indirimlerine ara vermesinin doğru bir karar olduğunu, şu aşamada faiz artırmanın da erken bir karar olacağını vurgulayan Prof. Yazgan, şu görüşleri dile getiriyor:
"Merkez Bankası faiz kararını açıklamadan önce zaten savaşın ilk günlerinde çeşitli mekanizmalarla ortalama fonlama maliyetini yukarıya doğru çekmişti. Yani örtük bir faiz artırımı yapmıştı. Bu sayede piyasada gerekli sıkılaştırmayı yapmıştı. Ne olursa olsun savaşın ekonomiye de bütçeye de ek bir maliyeti olacak."
Geçim sıkıntısı artacak
Uluslararası Para Fonu (IMF) verilerine göre, Ocak 2026 sonu itibarıyla Türkiye dünyanın en yüksek 10 ekonomisinden biri konumunda. Son açıklanan verilere göre şu an ABD ve İsrail ile savaş durumunda olan İran'da yıllık enflasyon yüzde 40'ın biraz üzerinde seyrederken, bu oran Türkiye'de yüzde 31,5 düzeyinde bulunuyor.
Türkiye, 2026'nın ilk iki ayında toplam yüzde 7,95'lik enflasyon artışı yaşadı. Savaş öncesinde özellikle gıda fiyatları ve hizmet sektöründeki aşırı zamlar nedeni ile endişe yaratan enflasyon artışı, İran savaşının patlak vermesi ile daha da zorlu bir döneme girmiş oldu. Bu da milyonlarca çalışan ve emekli için yaşam koşullarının zorlaşacağı, geçim sıkıntısının artacağı anlamına geliyor.
"Türkiye ekonomisi tam bir arafta"
DW Türkçe'ye konuşan Ekonomi İstanbul Platformu Başkanı Prof. Dr. Sinan Alçın, yaşanan süreci "Türkiye ekonomisi tam bir arafta" sözleri ile tarif ediyor.
Bir ay sonra ham petrol fiyatlarının 100 doların üzerinde mi yoksa 70 dolar seviyelerinde mi olacağının belirsiz olduğuna işaret eden Prof. Alçın, "Bu belirsizlik ortamı ister istemez Merkez Bankası'nın bir süredir devam ettiği faizdeki düşüşe dönük politikasına ara vermesi sonucunu ortaya çıkarmış oldu. Bundan sonraki süreçte Merkez Bankası'nın nasıl hareket edeceği aslında savaşın seyrine bağlı" diyor.
Genel seçimlerin giderek yaklaştığı bir ortamda hükümetin enflasyonun hızlanmaması için döviz kurlarını düşük tutmaya devam ettiğini dile getiren Sinan Alçın, "Ancak savaş nedeni ile oluşan rezerv kaybı, tolere edilebilir bir noktada değil. Savaşın devam etmesi ve Hürmüz Boğazı'nın kapalı kalması halinde, TCMB faiz artırmak zorunda kalacak" diye konuşuyor.
"Yıl sonu enflasyonu yüzde 30'ları görebilir"
Savaşın kısa sürede sona ermesi ve petrol fiyatlarının savaş öncesi seviyelerine geri çekilmesi halinde bile Türkiye ekonomisi açısından kalıcı etkilerin söz konusu olacağını ifade eden Prof. Alçın, şu değerlendirmeyi yapıyor:
"En iyi senaryoda bile yapışkanlık etkisiyle enflasyon üzerinde yaklaşık 3 puanlık bir artış bekleyebiliriz. Eğer petrol fiyatları 100 doların üzerinde kalırsa, bu etki 6-7 puana kadar çıkacaktır. Yani enflasyonda yıl sonunda yüzde 30'lara doğru giden bir seyir izleyebiliriz."