"İran ve ABD’de ezberler bozuluyor mu?"
22 Mayıs 2007Can düşmanların birbiri ile konuşmaya başlaması görülmemiş bir şey değil. Ama bu ‘büyük şeytan’ diye nitelendirilen Amerika Birleşik Devletleri ile ‘şer ekseni’ ülkelerinden İran arasında oluyorsa, kalıcı sonuçlara yol açabilecek bir gelişmeden söz edilebilir. İslam Devrimi’nden bu yana iki ülke arasında soğuk rüzgarlar esiyor. Yıllardan bu yana süren karşılıklı suçlamalar, gerginlikler, krizler bir anda bitmiş olabilir mi? Bunun cevabı kuşkusuz hayır!
İran’da, ABD ya da Tahran’ın deyimi ile ‘büyük şeytan’ ile doğrudan ilişki tabu idi. Şimdi sonucu açık olsa da görüşmelerin başlamış olması, öncelikle bu söylemin değiştiğinin göstergesi. Amerikalılar ‘şer ekseni’ ile iş birliğinde ilerleme kaydedildiğini söyleyemezler. İranlılar da ‘Ayetullah düzeni’nin temsilcilerinin ‘büyük şeytan’ ile görüşmeler yaptığını kabul edemez. Zira ‘şeytan’ ile görüşmek, ‘Ayetullah düzeni’nin karakterini bozar. Bu yüzden de eski söylemin değişmesi kaçınılmaz. Artık tabuların yerini kamuoyunu ikna politikası alacak.
Öte yandan kamuoyunu ikna etmek, yaşananları yaşanmamış hale getirmek zor. Çünkü ‘büyük şeytan’ kavramı sadece propaganda değil, aynı zamanda İran’ın dış politikasını 28 yıldır belirleyen İslami ideolojinin bir parçası idi. Bu durumda protestolar ve gösteriler anlaşılır tepkiler. İslam Devrimi’ne ihanetten, ilkelerin satışından söz ediliyor. Muhafazakar Kayhan gazetesinin şef editörü Hüseyin Şariatmadari, doğrudan görüşmeleri ‘Kurtlarla Dans’ olarak nitelendiriyor. İran’ın İslam dünyasındaki prestijini ve itibarını sarsacak bir dans...
Aynı şekilde ABD’ninde de doğrudan görüşmelerin gerekliliğine herkes ikna olmamış durumda. Richard Perle gibi bazı yeni muhafazakar siyasetçiler, Irak’ta istikrarın sağlanmasında İran ve ABD’nin ortak çıkarları olduğuna inanmıyor. Ve şimdi Irak’taki isyanları kışkırtmakla, desteklemekle suçlanan İran’la masaya oturuluyor...
Her iki tarafın da açıklaması, doğurudan ilişkinin Irak’ın istikrarını sağlamaya Iraklıların acılarını dindirmeye yönelik olduğu. Öte yandan Irak’ın temsilcileri masadan ayrıldıktan sonra başka konular, örneğin İran’ın nükleer programı, ABD’nin eski ve yeni yaptırımları, İslam Devrimi’nden sonra dondurulan hesaplar, Ortadoğu sorunu, bölgedeki İslamcı güçlerin desteklenmesi de konuşulabilir. Aslında önemli olan görüşmelerin konusu değil, önemli olan görüşmelerin başlamış olması. Doğrudan görüşmeler, can düşmanları arasındaki ilişkinin tabu olmaktan çıkarılmasının ilk adımı. Tabuları yıkmanın en kolay yolu ise, bu görüşmeleri rutin hale getirmek.