İspanya'da pazar günü parlamento seçimleri için sandık başında. Sosyalistler ve muhafazakârlar arasında başa baş bir yarış yaşanırken, seçime katılım oranının, sonuçlar üzerinde belirleyeci olabilceği belirtiliyor.
İspanya'da halk Sosyalist Başbakan Zapatero (solda) ve muhafazakâr Rajoy arasında seçim yapacak.Fotoğraf: AP
Reklam
Zapatero bir milyon yeni istihdam alanı vaadediyor, Rajoy bunu bir çırpıda ikiye katlıyor. Biri vergileri indireceğini söylüyor, diğeri emeklilik maaşlarını artıracağını. Kısacası, İspanya'daki seçim kampanyasında vaadler hatta yeminler âdetâ havada uçuşuyor! Sonuçta seçmenin önüne iki şık konuyor: Ya iktidardaki Sosyalistlerin reform politikalarının devamı tercih edilecek ya da Mariano Rajoy liderliğindeki muhafazkârların pembe seçim vaadleri. Rajoy, gerek propaganda konuşmaları gerekse TV spotlarında "Eğer geleceğe dair endişelerin varsa o zaman değişimden yana oy kullan! Çünkü Halk Partisi, son anda da olsa seçimi kazanmayı başaracaktır" diyerek zaferden emin olduğu mesajını veriyor. Kıran kırana yarış Gerçekten de son seçim anketlerine bakıldığında, yarışın kıran kırana geçeceği görülüyor. Bazı kamuoyu araştırma sonuçları, Sosyalist Parti'yi yüzde 4'le önde gösterirken, "El Periodic d'Andorra" ve "El Periodico de Catalunya" adlı gazetelerde Perşembe günü yayımlanan anketler, bu farkın yüzde 2,5 düzeyine gerildeğini ortaya koyuyor. Sosyalistler yüzde 41,5'la önde giderken, Halk Partisi ise yüzde 39 dolayında seyrediyor. Bu da her iki partinin mecliste 155 ile 160 arasında değişen bir milletvekili sayısına erişeceği anlamına geliyor.
İspanya Başbakanı Zapatero, Türk meslektaşı Erdoğan'la birlikte "Medeniyetler İttifakı" girişimini de başlatmıştıFotoğraf: APSeçim döneminde yapılan iki "TV düellosunu" da kazanarak büyük moral bulan Başbakan José Luis Rodriguez Zapatero, yine de temkinli konuşmayı tercih ediyor. İspanya Başbakanı, "Açık oturumları kazanmak, seçimleri de kazancağınız anlamına gelmez. Çünkü TV düellolarını sağlam argümanlarla kazanabilirsiniz. Ama seçimleri kazanmak için bunun yanısıra oy almanız da gerekir" şeklinde konuşarak, bir anlamda seçmenlerine "sandık başına gidin" mesajı da vermeye çalışıyor. Seçim kampanyasında yüksek gerilim! Hemen hemen bütün Akdeniz ülkelerinde olduğu gibi İspanya'da da oldukça hararetli bir seçim kampanyası yaşandı. Hatta taraflar birbirlerine hakaret etmekten bile geri kalmadı. Örneğin, Halk Partili ana muhalefet lideri Mariano Rajoy, "İcraatlarınız hakkında İspanyol halkına yalan söylemek zorunda kaldınız. Size karşı yükselen protesto seslerini bastırmak için kamuoyunda bölücülük bile yaptınız" sözleriyle her fırsatta Başbakan Zapatero'yu "yalancılıkla" itham etti.
48 yaşındaki Rajoy, Halk Partisi liderliğini eski başbakan Aznar'dan dört yıl önce devralmıştıFotoğraf: APBask bölgesinin bağımsızlığı için mücadele eden ayrılıkçı terör örgütü ETA ile barış müzakerelerinin başarısızlıkla sonuçlanmasını önemli bir koz olarak kullanmaya çalışan muhafazakârlar, aynı zamanda iktidardaki Sosyalislerin, uyguladıkları ekonomi politikalarıyla da sınıfta kaldığını öne sürüyor. Başbakan José Luis Zapatero ise "sizin icraatlarınızı da gördük" diyerek, Halk Partisi'nin iktidarda olduğu yıllarda ekonomik reformlar yapma cesaret edilemediği için bugün bazı zorluklar yaşandığını öne sürüyor. Sosyalist lider, "Ekonomik refah düzeyinin iyi olduğu zamanlarda İspanyolların ihtiyaçlarına uygun yeni politikalar geliştirmekten âciz olanlar, küresel bir ekonomik güvensizlik ve kriz ortamını yaşandığı günümüzde de bunu başaramayacaklardır" şeklinde konuşuyor. Kilise de propaganda yaptı
İspanya'daki seçim kampanyasının en dikkat çekici özelliklerinden biri de kilisenin, muhalefetteki Halk Partisi adına âdeta aktif bir şekilde propaganda yapması oldu. Başbakan Zapatero'nun iktidar döneminde kadın-erkek eşitiği konusunda atılan adımlar, boşanma hakkında esneklik sağlanması ya da kök hücre araştırmalarına ilişkin liberal düzenlemeler yapılması, Katolik Kilisesi'nin büyük tepkisine neden oldu.
Katılım oranı belirleyici olacak
İspanyolların seçimlere ilgi gösterip göstermeyecekleri meçhulFotoğraf: APGözlemciler, başa baş görünen yarıştan galip çıkan partiyi, seçime katılım oranının belirleyeceğini vurguluyorlar. Zira İspanya'da öteden beri Sosyalistler'in seçimlere pek fazla ilgi göstermediği biliniyor. Buna karşın Halk Partisi taraftarları arasında sandık başına gidenlerin oranın geçmiş seçimlerde hep daha fazla olduğu görüldü. Eğer Pazar günü de aynı durum tekrarlanırsa, kamuoyu araştırmalarında az farkla önde görünen Sosyalistlerin, sandıkta hayal kırıklığına uğramaları kuvvetle muhtemel.